Nobel Barış Ödülü Maria Ressa ve Dmitry Muratov’un..

0

2021 Nobel Barış Ödülü, Filipinler ve Rusya’da ifade özgürlüğü için mücadele eden gazeteciler Maria Ressa ve Dmitry Muratov’a verildi.

Norveç Nobel Komitesi Başkanı Berit Reiss-Andersen, yaptığı açıklamada, Rusya’da yayın yapan Novaya Gazeta Genel Yayın Yönetmeni Dmitry Muratov ile Filipinli Maria Ressa’yı, demokrasi ve ifade özgürlüğüne verdikleri hizmetten dolayı Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldüklerini bildirdi.

Reiss-Andersen, “Özgür, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik, gücün kötüye kullanılmasına, yalanlara ve savaş propagandasına karşı koruma sağlamaya hizmet ediyor.” ifadesini kullandı.

Muratov, 1993 yılında Rus gazetesi Novaya Gazeta’nın kurucularından biriydi. Nobel komitesi, “Novaya Gazeta, bugün Rusya’nın en bağımsız gazetesi ve iktidara karşı temelde eleştirel bir tutum sergiliyor.” açıklamasında bulundu.

Filipinli-ABD’li gazeteci ve yazar Maria Ressa, Filipinler merkezli haber portalı Rappler’in kurucu ortağı ve CEO’su olarak görev yapıyor.​​​​​​​

Nobel Edebiyat Ödülü ise Afrika kıtasının doğusunda Tanzanya’ya bağlı iki adadan oluşan ve özerk yönetilen Zanzibar’da doğan, romancı Abdulrazak Gurnah’a verildi.

İsveç Akademisinden yapılan açıklamada, Gurnah’ın, “kültürler ve kıtalar arasındaki uçurumda sömürgeciliğin etkilerine ve mültecilerin kaderine kesin ve merhametli şekilde nüfuz etmesi” nedeniyle ödüle layık görüldüğü belirtildi.

Açıklamada, Gurnah’nın gerçeğe olan bağlılığının ve basitleştirmeden kaçınmasının dikkat çekici olduğu aktarılarak, “Romanları, basmakalıp betimlemelerden uzak ve bize dünyanın diğer yerlerindeki pek çok kişinin aşina olmadığı, kültürel olarak çeşitlendirilmiş bir Doğu Afrika’ya açıyor.” ifadesine yer verildi.

On romana ve bir dizi kısa öyküye imza atan Gurnah, 1948’de Zanzibar’da doğdu, 1960’de İngiltere’ye iltica etti. 73 yaşındaki yazar, ödülün yanı sıra 10 milyon İsveç kronu (1,1 milyon dolar) para armağanının da sahibi olacak.

Gurnah eserlerinde mülteciliğe odaklandı

2021 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Zanzibar kökenli romancı Abdulrazak Gurnah, 21 yaşında İngiltere’de mülteciyken yazmaya başladı, eserlerinde “mülteci meseleleri”ne odaklandı.

Gurnah, 1948’de Afrika kıtasının doğusunda Tanzanya’ya bağlı iki adadan oluşan özerk Zanzibar’da dünyaya geldi. Eserlerinde mültecileri konu edinen Gurnah, 1960’ın sonlarında İngiltere’ye iltica etti.

Gurnah, 1963’te İngiliz sömürge yönetiminden ayrılan Tanzanya Cumhuriyeti’ne geri döndü ancak Arap kökenli vatandaşlara yönelik baskı ve zulme yol açan devrim nedeniyle 18 yaşındayken ülkesini terk etmek zorunda kaldı, 1984’e kadar Zanzibar’a dönmesi mümkün olmadı.

Yakın zamanda İngiltere’nin Canterbur şehrindeki Kent Üniversitesi’nde İngiliz ve Sömürge Sonrası Edebiyat Profesörlüğü görevinden emekli olan Gurnah, akademik olarak Wole Soyinka, Ngugi wa Thiong’o ve Salman Rushdie gibi yazarlara odaklandı.

Gurnah, on roman ve bir dizi kısa öyküye imza attı, eserlerinde mülteci meselelerini konu aldı. İngiltere’de mülteciyken 21 yaşında yazmaya başlayan Gurnah, ana dili Swahili olmasına rağmen İngilizce eserler ortaya koydu.

Kur’an-ı Kerim sureleri ve Binbir Gece Masalları başta olmak üzere Arap ve Fars şiiri, Gurnah’ın yazın hayatındaki ilk önemli kaynaklar oldu.

Gurnah, Shakespeare’den V. S. Naipaul’a kadar İngiliz dili geleneğini de çalışmalarına yansıttı. Bununla birlikte, yerli halkların bakış açısını vurgulamak için sömürgeci bakış açısını yükselterek, bu gelenekten bilinçli olarak uzaklaştı.

Gurnah’ın 1987’deki ilk romanı “Memory of Departure” (Ayrılışın Hatırası), Afrika kıtasındaki başarısız bir ayaklanmayı konu aldı.

Sürgündeki yaşamın çok yönlü gerçekliğini araştırdığı 1988’deki ikinci kitabı “Pilgrims Way”i (Hacılar Yolu), 1990’daki siyahi göçmen bir kadının portresini çizen “Dottie” izledi.

Gurnah, dördüncü romanı “Paradise”ı (Cennet) 1994’te, birinci tekil şahısla yazdığı romanları “Admiring Silence” (Sessizliğe Hayranlık) ve “By the Sea”yi (Deniz Kenarında) ise sırasıyla 1996 ve 2001’de yayımladı.

Mülteci deneyimini ele alışında, kimlik ve öz imaja odaklanan Gurnah, yedinci eseri “Desertion”da (Firar) ise sömürgeleştirilmiş Doğu Afrika’daki büyük kültürel farklılıkları konu aldı.

Gurnah’ın eserlerinde Svahili, Arapça, Hintçe ve Almancanın göze çarpan unsurlarına yer veren diyaloglar ve kelimeler önemli rol oynadı.

Yazarın 2011’de okurla buluşan “The Last Gift” (Son Hediye) romanını 2017’deki “Gravel Heart” (Çakıl Kalp) takip etti. Son romanı “Afterlives”(Ölümden Sonraki Hayatlar) 2020’de yayımlandı. 73 yaşındaki yazar, 2021 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi oldu.

Nobel Edebiyat Ödülü

Nobel Edebiyat Ödülü, 1901-2020 yıllarında 113 kez verildi. Toplam 117 kişiye layık görülen ödüllerden 4’ü, 2’şer yazar arasında paylaştırıldı.

Nobel Edebiyat Ödülü şimdiye kadar 30 kez İngilizce, 15 kez Fransızca, 14 kez Almanca ve 11 kez de İspanyolca yazan yazarlara verildi. Bu dilleri, 7 ödülle İsveççe, 6’şar ödülle İtalyanca ve Rusça, 5 ödülle Lehçe, 3’er ödülle de Norveççe ve Danca izledi. Yunanca, Japonca ve Çince yazan yazarlar 2’şer kez ödüle layık görüldü. Arapça, Bengalce, Çekçe, Fince, İbranice, Macarca, İzlandaca, Oksitanca, Portekizce, Sırpça-Hırvatça, Yiddiş ve Türkçe yazan yazarlar ise birer kez ödül kazandı.

2006’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Orhan Pamuk, Nobel alan ilk Türk yazar olmuştu. Nobel Edebiyat Ödülü’nü, geçen sene ABD’li şair Louise Glück almıştı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here