Noel çarşısında gezmenin tadı

0

Noel çarşılarını nedense çok seviyorum. Bizim Weihnachtsmarkt dediğimiz şey Türkçe ’ye Noel Çarşısı olarak tercüme ediliyormuş.

Renkli renkli mumlar ve tahta kalıpların üzerine işlenen yazılar ve çizimler hemen çekiyor. Çarşıya girerken onları görüyorum.

Bir de yiyeceklerin kokuları geliyor. İnsanlar kokuları duydukça yemek satın alıyorlar.
Baya soğuk ama iyi ki Glühwein yani sıcak şarap var. İçinde soğudu da hissetmiyorum. Sıcak şarabı herkes içemez sanıyordum ama çarşıda gördüğüm insanlar beni şaşırttı. Aslında sadece Almanlar değil başka insanlar da seviyormuş.

Türkiye’den tatil için Berlin’e gelmiş bir aileyle tanıştım. Türkçe konuştuklarında onların Almanya’dan olmadıklarını anlamıştım. Benim Türkçem çok iyi değil ama konuştuklarında insanların Almanya’dan mı Türkiye’den mi olduğunu anlayabiliyorum.

Doktor ve hemşire olan bir çiftti. Sempatik, sıcak kanlı ve saygılılardı.

Onlarla sıcak şarap içerken tanıştım. Sıcak şarabı onlar da seviyorlarmış ve bana nasıl yapıldığını, içinde neler olduğunu sordular.

Nasıl yapıldığını ben de bilmiyorum ama içinde neler olduğunu söyledim, şaşırdılar. Çünkü hemşire olan kadın ‘hiç karanfil sevmem’ dedi.

‘Glühwein’in içinde karanfil var’ dedim. Diğerlerini de söyledim: Kırmızı şarap, rom, biraz portakal ya da elma suyu, karanfil, kahverengi şeker ve tarçın.

Anlamadım ama şaşırdılar.

Glühwein’in içindekilere de şaşırdılar, benimle tanışıp konuştuklarına da. Kerstin isimli biriyle Türkçe konuştuklarına şaşırmışlar.

Bilmiyorum belki de haklı olabilirler. Ama ben Mehmet, Ahmet, Hatice isimli biriyle Almanca konuşurken şaşırmıyorum. Ya da İngilizce.

Onlarla konuşurken Türkiye’deki ekonomi konusu da işlendi. Çok rahatsız olduklarını söylediler. Benim en çok şaşırdığım onların söylediği cümle: ‘Ne zaman gidecek bunlar bilmiyoruz?’

‘İktidarda olan insanlar seçimde kaybettikleri zaman giderler’ dedim.

Kibar insanlar oldukları için bana ‘çok masumca düşünüyorsunuz’ dediler. Masumca ya da çok masumca değil normal şekilde düşünüyorum. İnsan seçilemediğinde görevini bırakır ve evine gider. Almanya’da seçimlerden sonra bazı partiler iktidarı kaybettiler ve gittiler. Yerine yenileri geldi.

Birileri kaybedince gitmeyeceğini söylüyorsa ‘yüzsüzdür’.

‘Boş verin artık Berlin’desiniz’ dedim. ‘Tadını çıkarın’.

Sıcak şaraplarımızı içtik. Sohbet ettik. Hoş insanlardı. Beni kaldıkları otele de davet ettiler. Otelde de baya konuştuk.

Türkiye’de böyle eğitimli, seviyeli, sempatik insanlar varken nasıl oluyor insanlar bu kadar kavgacı oluyorlar ben anlamadım.

Belki aynı insanlar başka yerde olsalar farklı davranırlar mı?

Psikolojik olarak insanın ortama uyması konusu çok güçlü etken olduğu için aklıma geldi.

Aynı milletten, kültürden olan insanlar farklı ailelerde yaşaması deneyini de okumuştum. Aynı kültürden olanlar farklı ailelerde farklı ortamlarda davranışları değiştiği gözlenmiş. Belki de Türkiye’de yaşayan binlerce insan başka ülkede olsalar bu kadar kavgacı olmazlar. Belki de bu kadar milliyetçi de olmazlar, bu kadar LGBTQ düşmanı da.

Çok duyduğum cümle de bunu anlatıyor.

Coğrafya kader.

Hoşça kalın

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here