O, Gri’lerin başı ve başlangıcıydı…Ruhu şad olsun

1

Selanikli bir askerdi.

Çalışkandı ve idealleri vardı.  

Çünkü o Gri’lerin başıydı.

İdealleri vardı ama bu idealler ayakları yere basmayan türden değildi. Olmayacak hülyalar peşinde koşmuyordu.

Realiteleri hesaplayarak ideallerine ulaşmada aşamalı programlamayı yapıyordu.

Çünkü O Gri’lerin başıydı.

Yedi düvele karşı savaşmak onun için zor değildi. Önemli olan, halka bu hedefi anlatmak ve onları örgütlemekti. Ve öyle de yaptı.

İnançlısı, dindarı, inançsızı, yerlisi, yabancısı kim olursa olsun onun için önemliydi. Çünkü onlar bu topraklar üzerinde yaşayan ve eşit haklara sahip olmaları gereken vatandaşlardı.

O, halkın bütün olarak eşit haklara sahip olmaları gerektiğine inanıyordu.

Saray ve tebası gibi bir farklılık olamazdı ve olmamalıydı.

Yaptığı programa göre önce vatan kurtarılmalıydı.

Vatan topraklarının düşmanlardan temizlenmesi için gözünü karartmıştı. Hedef belliydi ama hırs gözlerini kaplamamıştı. Çünkü bir gözünde ‘sonuna kadar savaşma’ diğer gözünde ‘merhamet’ vardı. Bu yüzdendi düşmanın yaptığını yapmamak, onlar gibi alçalmamak. Onu farklı kılan da buydu. Çünkü o bir Gri’ydi.

Yokluklarla boğuşarak mücadelesini başlatmıştı. Yokluğa ağlayıp bahaneler bulmak onun tarzı değildi. Gri olmanın kuralı, ağlayıp sızlanmak değil, çözüm bulmaktı. Hem de bütün vatan için…

Düşmanlar ülkeden kovulduktan sonra her şeye yeniden başlama zamanıydı.

‘Padişah ol, halife ol’ diyenlere aldırmadı. Duymazlıktan geldi.

Padişah olmak için bu yola girmemişti.

O kendisi olarak yürümek istiyordu.

Kendisi olmak ona en büyük mücadele gücünü veriyordu çünkü. Tıpkı yanındaki diğer Gri’lerde olduğu gibi.

‘Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz’ dediğinde cumhura güveniyordu. Cumhurun birlik olması demek, toplumun her kesiminden olan vatandaşların ortak bir noktada buluşması demekti. Bu da yeni bir devletti: Türkiye Cumhuriyeti…

Yeni kurulan devlet artık bir Cumhuriyetti.

Savaşçılığından aldığı enerjiyle yeni kurulan devleti şekillendirmeye yöneldi.

Bu savaşçılık, zorluklar karşısında yılmamaktı.

Bu savaşçılık, yeniliklere açık olmaktı.

Bu savaşçılık Gri olarak kararlar alabilmekti.

Kadınlar önemliydi.
Kadınlar hayatı başlatabilen yegane varlıklardı.

Kadınların erkeklerle eşit hakları olmalıydı, oldu. (1924)

Başka ülkelerde olmayan seçme ve seçilme hakkı da olmalıydı, oldu. (1930)

İnsanların birey olarak değerli olduklarına inanıyordu. Bu yüzden de her bireyin kendine has adı ve soyadı olmalıydı, oldu. (1934)

Keyfiliğe açık olan hukuk sistemi de yenilenmeliydi, yenilendi. (1924-1937)

Yaratıcı’ya olması gereken inancı kendine has kılan ve dini kullanan bütün kurumlar İslam’a uymuyordu ve engellenmeliydi, engellendi. (1925)

Eğitim ve öğretim kalkınmanın ve özgürlüğün şartıydı. Yenilikler ivedilikle yapılmalıydı, yapıldı. (1924-1932)

Köy Enstitüleri ile eğitimler başladı.

Türk Tarih ve Dil kurumları kuruldu.

Üniversiteler açıldı.

Vatandaşların kalkınması ve ekonomik olarak refaha ulaşması gerekiyordu.

Aşar kaldırıldı,

Çiftçilik desteklendi,

Örnek çiftlikler kuruldu,

Sanayinin kurulup geliştirilmesi için Sanayi Teşvik Kanunu çıkarıldı,

İzmir İktisat Kongresi düzenlendi,

Kalkınma Planları hazırlandı,

Ülkenin her yerine fabrikalar kuruldu…

Ülkenin kalkınması her şeyden önemliydi. Çünkü o, bütünü düşünen bir Gri’ydi.

Yabancı dillere hakim olup konuşmak iletişimin ilk kuralıydı, öyle de yapardı.

Gittiği ülkelerde tek başına kalsa da, kimseye muhtaç olmamalıydı. Tıpkı diğer Gri’ler gibi.

Atı ve köpeğine özel önem verirdi.

Sakarya ve Foxla sürekli ilgilenirdi.

Doğada onlarla yürüyüşler yapmak hobisiydi.

Doğa ve orman diğer bütün Gri’lere huzur verdiği gibi ona da veriyordu. Çünkü doğa, Yaratıcı’nın eseriydi.

O Gri’lerin başı ve başlangıcıydı…

Ruhun şad olsun…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikErmenistan Karabağ’dan çekiliyor..
Sonraki İçerikBugün 10 Kasım..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here