Olmayan politika, olmayan düşman, olmayan hukuk

1

Albert Einstein’e atfedilen bir söz vardır. Aslında birçok düşünür ve fikir insanı benzer sözler söylemişlerdi.

Neydi bu söz?

‘Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil gibi kategorilere ayrılırlar. Halbuki bu kadar karmaşık değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar’.

Bu ve benzer şekilde yapılan karmaşıkmış gibi görünen ayrıştırmalar aptallar tarafından yapılır. Böyle açıklamalarla insanların zihinlerini bulandırma düşüncesidir asıl amaç.

Bugünlerde hepimizin ilgilendiği konu olan ekonomiyle ilgili de benzer açıklamalar çoktur. Hepimiz ilgileniyoruz dedim ama sanırım Ak partililer ilgilenmiyorlardır çünkü onlar için sunulanlar da inanılması gerekenler de belli.

Ekonomi konusunda bir sürü rakamlar verilir, açıklamalar yapılır ve ardından da konunun uzmanı kişiler derin tespitler de bulunurlar. Aslında ülkelerin asgari ücretleri ile alım güçlerine baktığınızda zihninizde bir resim belirir.

Konuyu anlaşılmaz hale getirmek hem ekonomistlerin hem de siyasetçilerin işine yarar. Çünkü ikisi de anlaşılmadığı ölçüde yerlerini sağlamlaştırmış olurlar.

Einstein’ın ‘İyi insanlar ve kötü insanlar’ sonuçlaması gibi ekonomi de ‘iyi ya da kötü’dür.

Bugün ekonomi kötü ve daha da kötüye gidiyor.

Ama bu durumu ‘ekonomik kurtuluş savaşı’ boyutuna taşıyan siyasi iktidar MGK sonrasında açıklamada bulunarak ‘ekonomi politikalarına’ karşı yapılan tehditlerden söz etti.

Ekonomik politika var mı ki ona yönelik tehdit olsun.

Tek ekonomik politika, seçim söylemi olarak düşünülen ve bunun için hazırlanmış olan, nassa dayalı faiz indirimi.

19 yıldır bunun için hazırlık yapıldığından bahsediliyor.

Olmayan bir politika için 19 sene beklemek biraz garip değil mi?

Nassa dayanan bu inat neden 9 yıl önce uygulanmak istenmedi.

Soruları daha da çoğaltabiliriz ama cevaplarını bilerek soru yöneltmek pek mantıklı gelmiyor bana.

Cevabı çok açık: ‘Çünkü bu söyleme şu an ihtiyaç var’.

‘Ceketimizi assak seçimi kazanırız’ denen dönemde nassa dayalı bir ekonomi politikasına gerek yoktu.

Ekonomik politika yoksa mantıksal sonuçlamayla tehdit ve düşmanın olmadığı da çok açık ama gene de biraz irdeleyelim.

‘Dış güçler’ kandırmacası üzerine kurulu bir heyula var. (Heyula: korku veren, ürküten hayal)

Bu yöntem aslında çok eski.

İnsanlık tarihi kadar eski desek sanırım yanılmış olmayız. Çünkü yöneticiler halklarını böyle korku hayalleriyle bir arada tutar ve başka halklara karşı kışkırtırlardı.

Korku salmak, düşmanlaştırmak ve bu savaş ikliminde iktidarda kalmaya devam etmekti esas gaye.

Devletler de sahte düşmanlar oluşturarak halkları kendi içlerinde kavga halinde tutarlar ki, başlarını kaldırıp devleti yönetenlerin usulsüzlüklerini göremesinler diye. Hem göremesinler hem de yönetime talip olmaya kalkmasınlar.

Bu yüzden ekonomik politika olmadığı gibi ekonomik tehditler savuran ‘dış güçler / dış düşmanlar’ da yok.

Olmadıkları halde varmış gibi gösterilen bunlar için var denir. Hatta bazen düşman üretilir.

Bunların olmadığı bir ortamda hukuktan bahsedilebilir mi?
Hayır, edilemez.

Hukuk da yoktur.

Hukukun olmadığının delillerini hepimiz yüzlerce kere görmüşüzdür.

En son örnek de Ankara’dan.

Alparslan Türkeş Vakfı‘nın düzenlediği Alparslan Türkeş’i anma programını 50 kişilik bir grup bastı. Ellerinde sopalarla salonu basan grup katılımcıları tartakladı ve küfürlerle hakaret etti.

Evet, yanlış duymadınız.

Daha da ilginci salonun girişinde emniyet güçleri olduğu halde!

Peki ya hukuk devleti?

Devletin güvenliği sağlama görevi?

Yok.

Sahnede bulunan Türk ve Uygur bayraklarıyla saldırdılar hem de.

İzlemek isteyenler için: https://www.youtube.com/watch?v=hmFfT0JshRM&ab_channel=TamgaT%C3%BCrk

Kulislerde konuşulan bir konu da bakanlıklarda değişiklik.

Tarım Bakanlığı,

Hazine ve Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlıklarında değişiklik olacakmış.

Gerçi Sedat Peker Tarım Bakanlığı için bir iddiada bulunmuştu, bakalım iddiayı kim kazanacak…Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikFesad
Sonraki İçerikÜlke öngörülemez halde, bu sebeple ortalıkta senaryodan geçilmiyor…
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

1 YORUM

  1. Acaba nassa göre tv’lerde canlı yayınlanan, bugünlerde reklamı bol olan loto, piyango, iddaa gibi kumar oyunlarının durumu ne. Yasaksa bunları kaldırmak bir kararnameye bakar. Mutlu bir azınlık dışında itiraz gelmez sanırım.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here