Onların masum olduğunu unutmayın

0

    Gerçek yaşam hikayelerini anlatan Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Madalyonun İçi” romanından uyarlanan TRT1’in yeni dizisi “Masumlar Apartmanı” ciddi bir izlenme oranıyla zirvede kalarak şaşırtıcı bir başarı gösteriyor. Daha önce dizinin ismi ile ilgili “Çöp Apartman” veya “Hayat Apartmanı” olacağı haberleri yapılmıştı. Ancak, değiştirilerek “Masumlar Apartmanı” olmasına karar verildi. Dizinin adı seçilirken başrol karakterlerinin çocukluk zamanlarındaki masumluğunun vurgulanmak istendiğini düşünüyorum. Büyüdüklerinde ağır psikolojik rahatsızlıkları çevresine zarar verecek boyutta olsa da ailedeki travmadan bu duruma geldiklerinden aslında onlar hala suçsuz, günahsız ve masumlar. Çocukluğumuzdan bildiğimiz masumluk kavramının ön plana çıkarılmasıyla yüreklere dokunularak, seyircinin duygusal derinliği hissetmesi sağlanıyor. Diziyi kurgulayanlar başlık seçimleriyle dizideki psikolojik hastalıklı karakterlerin iç dünyasını anlamaya yönelik etki oluşturuyorlar. Sosyal medyanın gündeminden düşmeyen Masumlar Apartmanı’nın oyuncusu Ezgi Mola da instagram hesabında tam da bu etkiyi içselleştirdiğini göstererek şöyle bir paylaşımda bulundu: “Safiye! Ben seni çok sevdim, eğer bir yerlerde bunu görürsen bu yazıyı okursan bil ki ben seni anlıyorum.”

     Öykü Safiye, Han, Gülben, Neriman ve hasta babaları etrafında dönüyor. Takıntılı Safiye, ablalarının himayesinde Gülben ve Neriman Han’a bağlı gösteriliyor. Zengin bir iş adamı Han ailesini çok önemsiyor. Kendini sadece onlara adarken İnci (Farah Zeynep Abdullah) ile tanışması bir dönüm noktası oluyor. Han’ın ailesindeki büyük sırlarıyla tanışacağından habersiz İnci ise Han’a gönlünü kaptırıyor. İnci ve Han’ın birbirlerini sevdiklerini öğrenen Safiye de kardeşini kaybetmekten korktuğundan onları engellemek istiyor.

     Dram-psikoloji türündeki senaryodaki en çok ses getiren Safiye’nin analizi ile başlamak istiyorum. Hayatta olmayan annesinin temizlik takıntılarını, anlayışsızlığını, öfkesini ve saplantılı ahlaki değer yargılarını rol model alıyor. Sağlıklı kişiliğin oluşmasında en önemli etken aile olduğundan kötü davranışlar büyük hasarlara yol açabiliyor. Ebeveynlerinin yanlışları Safiye’nin duygusal, ruhsal ve sosyal gelişimine yansıyarak mantıksız ve rahatsız edici tekrarlarına neden olan obsesif-kompulsif rahatsızlığını ortaya çıkarıyor. Annesinin Safiye’ye sevgi eksikliği, küçük düşürücü yaklaşımları ve okumasına izin vermemesi Safiye’de ruhsal rahatsızlıklara neden oluyor. Safiye’yi asıl rahatsız eden, tiksindiren evindeki tozlar olmadığını, annesinin ahlak konusunda baskıyla pislik hissettirdiği ruhunu temizlemek olduğunu söyleyebiliriz. Çocukluk sahnelerinde ise Safiye (Ezgi Mola) yetişkinliğinde beliren hastalıklı tavırları yerine annelerinin ilgisizliğine direnen, küçücük yaşında evdeki annelik görevini üstlenen vefakar bir abla olarak gösteriliyor.  

     Han ise ailesini ayakta ve güçlü tutmaya çabalıyor. Ama, aslında dispozofobi sorunuylayaşamasını ve geceleri çöp toplamasını gizliyor. Annesinin en sevdiği oyuncağını ve çizdiği aile resmini çöpe atmasıyla ruh sağlığı bozuluyor. Sadeceannesinin acımasızlığına başkaldırmadeğil bu. Ablasının takıntısına ne yapacağını şaşıran çaresizce köşeye sıkışmış Han’ın meydan okumasını da çöplerin temsil ettiğini düşünüyorum.

     Yönetmen Çağrı Lostuvalı açılış sekansında gerilimli müzikle apartmanın kapısından girmeye davet edildiğimizi hissettiğimiz uygun kurguyla ve merdiven basamaklarından yavaşça ilerleyen kamera hareketleriyle gizemi seyirciye sezdiriyor. Bu sırrın kapısı aralanarak evin karakterleri gösterildiğinde, değişik açıların dramatik etkisini de kullanmayı ihmal etmiyor. Sahnelerde anlatmak istediğine yönelik çekimlerdeki detaylarıyla güçlü bir sinematografi yakalayarak, yaşatmak istediği deneyimi başarıyla sunuyor. Sesler, ışık kullanımı ve montaj ise sinema filmi çekimlerini andırıyor.

     Masumlar Apartmanı Ezgi Mola, Birkan Sokullu, Merve Dizdar ve Farah Zeynep Abdullah gibi güçlü oyuncu kadrosuyla da ilgi çekiyor. Oyuncular yaşayan performanslarıyla izleyici ile derinden bir bağ kurmayı sağlıyor. Rollerinin hakkını vererek başarıyla duygularını ekrana geçiriyorlar. 

     Ekranlarda adaptasyon furyası bu sezon da hızla devam ediyor. Yeni senaryo yazmak yerine dünyaca ya da ülkece tanınmış bir sinema, dizi ya da edebiyatı uyarlamak tv endüstrisi açısından daha az riskli görülüyor. Romanın dizi sanatına çevrilmesi kopyalamakla olmuyor. Farklı sanat dallarını uyarlama ciddi bir emek ve yaratıcılık gerektiriyor. Senaristler ve yönetmenler uyarlarken değiştirebiliyorlar. Masumlar Apartmanı’na da kitapta olmayan aşk hikayesi eklenerek beklentileri karşılayacak televizyon diline uygun hale getirildiğini belirtmek istiyorum. Seyircinin ruhunun daraldığı dramdan ayrılarak dinamiklik ve heyecan katarak senaryodaki dengeyi sağlamış. Han büyük bir üzüntü içindeyken hayatına bir umut ışığı İnci’nin getirilmesi seyirciye de rahat bir nefes aldırıyor. Yine de bu izleyiciye yetmeyebilir. Abartı ve izleyeni yoran sahneler diziyi gerçekçilikten uzaklaştıracağı dikkate alınmalı. Çocuklar ve dizideki hastalığa yakalananlar etkilenebileceğinden gerilimi yüksek sahnelerden de kaçınılması gerek. Dizinin akışı da yavaş olduğundan belirli bir temponun düşmeyerek izleyici kaçırmaması gerekiyor. Türkiye’deki dizilerin uzunluğunun değişmemesinden sahneler eklenmek zorunda kalsa da kurgusu sıkmayan ve merakı üst seviyede olacak şekilde düzenlenirse ilgi odağı canlı tutulabilir.

      İyileşme hikayesi olarak devam edecek gibi görünse de 6 bölümdür ağırlıklı olarak kendini izole etmiş ailenin tekrarlanmış problemleriyle devam ediyor. Zamanın bir yerinde sıkışmış Safiye, Gülben ve diğer hastalığı olanlara iyileşmeye dair yönlendirici çözüm odaklı sahnelerin çoğaltılmasıyla karakterlerin hikaye içinde gelişimini görmeye yavaş yavaş başlarsak daha nitelikli bir anlatım olacak. Psikolojik rahatsızlıkların komedi unsuru haline getirilmesine de karşı olduğumdan yinelenerek aşırıya kaçan karelerine ya da tekrarlayan temizliğin abartılan sahnelerine devam etmezse daha kaliteli bir yapım olacağını düşünüyorum.

     Pandemiyle evden çıkmak istemediğimiz bugünlerde her zamankinden daha fazla hayatımıza aldığımız el hijyeni, dezenfeksiyon, maskeler ve deterjan gibi kavramların söz konusu olduğunu biliyoruz. İzlenme oranının nedenlerinden biri de toplumda dizinin bu konularına güncel ilgisinin olması görülüyor. Dizideki senaryodan bağımsız olarak her takıntımızın hastalık belirtisi olmadığını söylemek istiyorum. Hatta günlük hayattaki titizlik, düzenlilik, çalışkanlık, kuralcılık ve kontrolcülük gibi düzenli ve dengeli sürdürdüğümüz yararlı takıntılarımızın yaşam kalitemizi ve başarımızı arttırdığı bir gerçek. Temizliğe hassasiyet gösterdiğimiz dönemde Masumlar Apartmanı’nın hikaye gereği dengesiz sahnelerini dışta tutarak, içerisinde güncel temizlik konusunu düşünerek merak etmemiz gereken sosyal çevremizden, iş yerimizden ya da etrafımızdaki başka sorumluluklardan uzaklaştıracak şekilde temizliğe gereğinden fazla zaman ayırıp ayırmadığımız. Bugünlerde kendi kendimize asıl sormamız gereken soru bu sanırım.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here