Ormanlar yanıyor Kürtler dayak yiyor

0

Bu işte bir gariplik var, ormanlar yanıyor, Kürtler dayak yiyor ve ne hikmet hükümet bu konuda en ufak bir açıklama yapma gereği duymuyor, aksine orada burada yakaladıklarını söyledikleri teröristlerle bu yakma işini PKK’ya yıkmaya çalışıyor.

PKK yapar mı, yapar ama PKK’nın buralarda ne işi var?

Hem de mevsimsel olarak yangınların çıktığı günlerde. Yoksa PKK’da çıkardığı yangınları doğa anaya mı yıkmaya çalışıyor?

Bu yangınlar gerçekten iklimsel felaketin getirdiği bir vaka mıdır, yoksa kasıtlı yakma mı, bu bilinmiyor, ama siyasi yükü ağır olacak ki, hükümet bu noktada bir çıkış arıyor. 

Hükümetin bir çıkış araması anlaşılırdır, ama Kürtlere yönelen öfkeyle ülkenin birliği zedelenirken sessiz kalması anlaşılır değildir; herhalde orada burada ırkçı fanatiklerin Kürt çocuklarını ve Karadeniz civarına mevsimlik işçi olarak göç eden ailelerin uğradıkları saldırılardan bihaber değiller.

Hükümet yangınlara müdahale konusunda zaaf içinde midir, onu bilmiyorum, ama herkes gibi hükümetin bu konuda zaaf içinde gösterildiğinin farkındayım. Nevi şahsım bir yangın uzmanı olmadığımdan bu konuda ahkam kesecek değilim, kaldı ki hükümettin bu konuda bir eksiği olsa da bu yangınların hükümetin bir tasarrufu veya kastı olduğunu düşünmüyorum. Ama bu yerlerin Turizm Bakanlığına devredilmesinin bir tasarruf olduğunu da yazmadan geçemeyeceğim. Bu, en azından buralardan gerekli görülen yerlerin tekrardan ormana dönüştürülemeyeceği anlamına geliyor.

Öncelikle halkın ormanlarına ve bu ormanların barındırdığı canlılara karşı duyarlılığı takdir edilmelidir, hükümettin bu duyarlılığı kendi siyasi iktidarının bir zaafının teşhiri şeklinde okuması yanlıştır. Kaldı ki hükümettin bir eksiği veya eksikleri olabilir, sonuçta mevsimsel kısmi yangınlar öngörülse de iklim şartları hükümetinde kontrolünde olan bir şey değildir, en fazla biraz daha öngörebilir ve biraz daha fazla tedbir alabilirdi. 

Ormanlar yanıyor

Hükümetin duyarlı insanlara tepki göstermesi bir çeşit suçlu psikolojisidir, artık ne kadar suçludurlar bunu kendileri bilirler, ama bazı insanların yangınları felaket senaryolarına yormalarını hükümetin sorun etmesi anlaşılır bir şey değildir, sonuçta ağzı olan konuşacak ve siyaset kurumu samimi ise konuşan yurttaştan hazzetmelidir.

Bugünlerde neredeyse dünyanın her yanı yanıyor ve kimse bunu bizdeki gibi felaket senaryolarına yormuyor, sonuçta havaların en sıcak olduğu dönemler yaşanıyor, sıradan bir cam parçası bile güneş gördüğünde bir yangın çıkarması olası görünüyor; piknik sefalarında ne mahir bir toplum olduğumuz herkesçe bilinir.

Elbette yangınlarda dalgayı yakalamaya çalışanlarda olacak, yani fırsat bu fırsat diyerek göz diktiği yeri tutuşturanlarda olacak, hükümetin duyarlı olacağı nokta bu olmalıdır, çünkü bunu hükümet yanlıları da yapabilir, başkaları da esas olan hükümetin o sipariş yangınları görmesi, ertesi yıla imar başvurularında böylelerini kayırmaması, birilerin canına ot tıkayacaksa bu onların canının olmasıdır.

“Ateşin Çocukları” isminde ne oldukları belirsiz birileri yangınları üstleniyormuş ve birileri de nedense böylesi asılsız, felaketlerden kendilerine kahramanlık payesi çıkarmaya çalışanlara inanmak istiyormuş. Olmaz öyle şey, zaaf içinde gösterilen hükümetin üstündeki yükü hafifletmek için böylesi hayali maceraperestlere pabuç bırakması doğru değildir; kaldı ki doğa olaylarında ancak böylesi hayali örgütler kendilerine kahramanlık payesi çıkarmaya yönelir; hükümettin bu tür hayali örgütlerin imalarına itibar etmesi bile doğru değildir, zira hükümeti zaaf içinde gösterecek olan şey esas o itibar olacaktır.

Ama tekraren söylüyorum orman yangınları karşısında duyarlı davranan yurttaşların duyarlılıklarının ırkçı grup veya kişiler tarafından suiistimal edilmesi ve bu vesileyle Kürtlerin hedef gösterilerek orada burada saldırıların gerçekleştirilmesi hükümettin zaafıdır, çünkü hükümet bu konuda henüz ciddi bir beyanda bulunmamış, olası bu işi suiistimal ederek Kürtlere saldıranlara karşı gereğini yapacağını açıklamış değildir. 

Hükümettin bir zaafı varsa bu Manavgat’ta silahlı yurttaşların araçların yolunu kesmesi ve ancak kimliklerini kontrol ettikten sonra geçişe izin vermesidir. Bunlar neye göre geçiş izni veriyorlar?

Kim bu yetkiyi verdi onlara?

Kürtlerin geçişi yasak mı?

Çorum’da neden mevsimlik işçiler dövülüyor?

Bu örneklerin sonu gelmez.

Hükümet elbette veya herhalde o ırkçılar gibi düşünmüyor, düşünememeli de çünkü ülkenin birliği ve iç barışı hükümettin bu duyarlılığı gözetmesinden geçiyor. 

Ve herhalde hiçbir hükümet ülkesine bu kadar düşman değildir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here