Oruç’un Asıl Gayesi Ahlaktır

0
gündogdu

Oruç ibadeti, belirli bir süre sadece aç ve susuz kalmak değildir. Bilakis Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, iyi huylar kazandıran bir ahlak eğitimidir.

Esasen Oruç Ahlak’tır. Zira Oruç, sadece yemeyi içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda kötülüklerden, ahlaksızlıktan uzaklaşmaktır.

Kur’an-ı Kerim’de   

يا أيها الذين آمنوا كتب عليكم الصيام كما كتب على الذين من قبلكم لعلكم تتقون

Ey iman edenler! Kötülüklerden sakınmanız/korunmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (Bakara, 2/184) âyeti, orucun koruyucu bir ahlaki (Takva) boyutunun olduğuna işaret etmektedir.

Ayrıca Hz. Peygamber de “…Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.” (Buhârî , Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 29)  buyurmak suretiyle orucun nefsin gayri meşru arzu ve isteklerine karşı bir kalkan olduğunu dile getirmiş ve oruç ibadetinin asıl hedefinin ahlak olduğunu ifade etmiştir.

Oruç, bilenler için gerçekten bir kalkandır. Şuurlu ve şartları özümsenerek tutulan oruç, kişiyi kötülüklere karşı korur. Toplumsal barışın ve birlikteliğin sağlanmasında da oruç etkin rol oynamaktadır. Çünkü oruçlu kavgalara, kötü sözlere ve ahlaksızlığa açık değildir.

Oruç ibadetini yapan Müminin sadece midesi değil aynı zamanda dili, eli, gönlü bütün aza ve uzuvları her türlü çirkinliklere ve ahlaksızlıklara karşı iftarı olmayan bir oruçtadır.

Orucun ahlakı boyutu asla göz ardı edilmemelidir. İnsanların birbirleriyle iyi geçinme yerine birbirini yeme yarışında olduğu, hukuk ve temel hakların göz ardı edildiği günümüzde, bu tür dini değerlerin ve yönlendirmelerin sağlayacağı faydalar yabana atılamayacak güçtedir.

Dinen günah sayılan eylemlerin; Nice masum hayatların sönmesinin, kanların akıtılmasının, aile ve dostlukların yıkılmasının haksızlık ve zulümlerin, helal-haram hassasiyetin yok oluşunun temelinde, ahlaki değerlerin deformasyonu olduğunu görmekteyiz.

İşte dar anlamda oruçlu geniş anlamda ise Müslüman, bütün günahlara ve ahlaksızlıklara kapalıdır. Diğer bir ifadeyle o, Allah’ın rızası olmayan her türlü eyleme karşı iftarı olmayan bir oruçtadır. Onun kapısı adeta iftar sofrası gibi hep güzelliklere açılır.

Maddi ve manevî yönden aç, susuz insanlar oruç’ta hayat bulur. Müminin iftar sofrada nasıl gayr-i meşrû yiyecek ve içeceklere yer yoksa, onun makro planda dünyasında da, mikro planda gönlünde de meşrû olmayan ahlaksız davranış ve eylemlere geçit yoktur.

Hakiki manada oruç tutan Mm’min; eli, dili, gözü, kulağı, ayağı ile işleyebileceği günahlardan kendini titizlikle korumaya çalışır.

Cimrilikten, fesattan, çekişmeden, dedikodudan, haramlardan kaçınır. Kibir, gurur, gösterişten, bencillikten sakınır. Bu şekilde kişi güzel ahlâk sâhibi olur.

Oruç tutan mü’min gafletten, hileden, nefis ve şeytanın kötülüklerinden kendini koruyan Allah Teâlâ’nın has kuludur.

Bu hususu te’yit eden birçok Hadis-i Şerif’lerden iki tanesini zikredelim.

Peygamberimiz (sas.) şöyle buyuruyor:

مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ فِي أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ

“Kim yalan sözü (yalanı, gıybet, dedikodu gibi günah sözleri) ve onunla ameli terk etmezse, (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah Teâlâ’nın ihtiyâcı yoktur.” (Buhârî, Savm 8, Edeb 51)

Diğer bir Hadis-i Şerif’te;

“Nice oruç tutanlar var ki, onların oruçlarından aç ve susuz kalmaktan başka bir kazançları yoktur. Ve yine nice namaz kılanlar var ki, onların yorgunluktan başka namazlarından elde ettiği bir şey yoktur.” (İbn Mace, Sıyam,21)

Yukarıda geçen Ayet ve   Hadis-i Şerif’ler ve bir çok hadislerde, orucun yüksek hedefi açıkça gösterilmiş, bu ibadetin sadece aç ve susuz kalmaktan ibaret olmadığı, esas gayenin insanı olgunlaştırmak, ahlak ve fazilet sahibi olarak yetiştirmek olduğu bildirilmiştir.

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here