Özür Dilemenin Erdemi ve İçtenliği

0

Türk Dil Kurumu’na göre özür dilemek, yaptığı bir yanlıştan dolayı bağışlanmayı istemek demek.

Latince “Apologia”, buradan da Yunancaya geçen bir kelime. İngilizcedeki ” apologize” da köken olarak Latince. Anglo Sakson kültüründeki “apologize”, “savunma” anlamında kullanılıyor. Örneğin Platon’un (Eflatun) yazdığı Sokrat’ın Özrü “Socrates’ Apology” Sokrat’ın Savunması olarak bilinir.

Siyasi özürler oldukça modern bir kavram olarak karşımıza çıkarlar. Bu özürlerin en ilgi çekeni Katoliklerin ruhani lideri Papa II. John Paul’ün “yapamadıkları konusunda” üzgün olduğunu belirtmesi, son 1000 yılı kapsayan 94 eylem konusunda özür dilemesidir. Özür dilenen eylemlerin arasında özetle, Haçlı Seferleri, 1204’te bu günkü adıyla İstanbul’un Haçlılar tarafından talanı ve 1992’de, özür dilediği Galile gelmekte. Galile’den dilenen bu özürle dünyanın güneş etrafında döndüğü de Vatikan tarafından kabul edilmiş oldu. Papa II. John Paul’un en büyük özrü ise İkinci Dünya Savaşı sırasında Vatikan’ın Nazi Almanya dönemindeki Yahudi Soykırımı (Holocaust) konusundaki sessizliği konusundaydı.

Hepimizin televizyon sayesinde tanıklık ettiğimiz iki bilinen özür, ABD eski Cumhurbaşkanı Bill Clinton’dan gelmişti. Bunlardan biri evlilik dışı ilişkisinden dolayı diğeri ise 1893’te Hawai Kralının Amerika tarafından tahtından edilmesi konusunda idi. Tabii siyasi konulu özürler sadece bunlardan ibaret değil. Bu konudaki literatür ve eserler oldukça çok ve kapsamlı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 27 Mayıs 2021’de Ruanda’ya yaptığı resmi ziyaret sırasında başşehir Kigali’de soykırım anıtının önündeki konuşmasında, “bu soykırımda ülkesinin oynadığı rolü kabul ettiğini” belirtmesidir. Macron’un bu ifadesi Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame tarafından “bir özürden daha kıymetli bir ifade” olarak tanımlandı. Soykırım sırasında Tutsi kabilesinden 800 bin kişinin öldürülmüştü. Cumhurbaşkanı Kagame o sırada iktidarda olan Hutu’ları devirerek cumhurbaşkanı olmuştu. Macron’un soykırımda Fransa’nın rolünü kabul ettiği sırada cumhurbaşkanlığında bir Tutsinin olması kaderin garip bir cilvesi olmalıydı.

Bu tür siyasi nitelikteki özürlerin geçmişe değil geleceğe yönelik olduğunu düşünürüm. Hollande, Fransa Cumhurbaşkanı iken bu soykırımla ilgili arşivlerin gizliliğini ilan etmişken Macron’un bu şekilde açıkça özrü incelemeye değer. Nitekim Macron’un bu ziyareti sırasında imzalanan 60 milyon Avro’lık aşı ve sosyal güvenlik alanlarında harcanması koşullu borç anlaşması da bunun bir göstergesi olmalı. Bunlar ziyaretin sosyal medyaya yansıyan kısmı. Bilmediğimiz açıklanmayan başka gizli anlaşmalar muhakkak yapılmıştır.

Macron’la aynı tarihlerde Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da bugünkü Namibya’nın Alman sömürgesi olduğu dönemde, 1904-1907 yılları arasında, Almanlar tarafından katledilen Nama ve Herero kabilelerinin soykırımını kabul etmiştir.

ABD Başkanı Joe Biden’ın 2021 Mayıs ayı sonunda yaptığı bir konuşmada, 1921’de, Tulsa’da Afrika-Amerikalıların öldürülmeleri konusunda dilediği özür de kayda değer. Biden, ABD’nin karanlık yüzü ile artık uzlaşmaya ihtiyacı var diyerek Afrika-Amerikalılardan Tulsa katliamının 100.yıl dönümü vesilesiyle özür dilemiştir.

Macron ve Maas’ın soykırımlarla ilgili ifadelerinde bir özür kelimesi bulunmamaktadır. Bu tür ifadelere emperyalist sömürgeci Avrupa’nın şiddet dolu geçmişi ile yüzleşmesi olarak da bakılabilir. Bu tür siyasi ve tarihi özürler geçmişten çok bugünün ince hesapları üstüne yapılmaktadır. Almanların soykırımı kabul etmeleri, Namibya ile beş yıl süren görüşmelerin sonunda gerçekleştiği düşünülürse bu tür “uzlaşmaların” kolay olmadığı görülecektir.

Biden’ın “ABD’nin karanlık geçmişi ile uzlaşması gerektiğinden” bahsetmesi sorunu halının altına süpürmek olarak da görülebilir. ABD’nin sadece Tulsa değil, Kızılderililer, köle ticareti sırasında öldürülen binlerce köle, Vietnam ve Irak gibi ülkelerde öldürülen yüzlerce sivil de dikkate alınırsa Biden’ın deyişi ile ABD’nin oldukça koyu bir “karanlık geçmişi” bulunmaktadır.

Bu tür özürlerin diğer bir amacı da katledilenlerin yakınlarının veya o ulusa mensup olanların bir bakıma yaralarını sarmaktır. Bu özürler geçmişten çok geleceğe dönük ekonomik, ticari ve siyasi yatırım için veya siyasi prestij edinme amaçlı olarak da yorumlanabilir.

Tabii siyasi özür beraberinde mali yükümlülük de getirmektedir. Tazminat ödenmesi bir tür sus payı olarak da görülebilir. Böylece soykırım ve katliamlardaki tarihi sorumluluk tazminat ödenerek sona erdirilmek istenmektedir. Tam kapsamlı bir özür anca çıkar hesabı yapmadan, samimi ve onarıcı bir adalet çerçevesinde yapılabilir. Ve işin esası ise özür dilenecek insanların ruhuna iyi gelmesini, kıyıma uğrayanların da ruhlarının şad edilmesine dayanır.  

Türkiye son olarak Biden’ın 24 Nisan 2021’de aldığı Türkiye’nin “Ermeni Soykırımı”na ilişkin kararını tartışırken arşivlerini artık kendi tarihçilerine açtırmalı ve bu konuda 37 devlet tarafından Türkiye’nin omuzlarına yüklenen bu suçlamadan ne şekilde olursa olsun kurtulmalıdır hem de çok geçmeden.

Önceki İçerikİktidar provokasyon diyorsa Meclis’ten ortak açıklama yapılmalı
Sonraki İçerikKendinizin aleyhine olsa bile ADALET
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here