Pandemi sanatı fena vurdu

0

Sanat bende kaybettiğim her şeyi bulmuşum gibi bir his uyandırıyor. Özgürleştiriyor, çocuklaştırıyor, coşkuyla dolmamı sağlıyor, yaralarımı acıtmadan bir bir üflüyor. Sanat ve sanatçıları bu nedenle çok seviyorum.

Kendimi bildim bileli işim gücüm sanatın peşinde iz sürmek başka bir şey değil. Edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, müzik, sinema, tiyatro, dans ya da mimari iyi ki var. Sayesinde şu kirli dünyada nefes alıp veriyor, tüm zorlukların üstesinden geliyor ve yola devam edebiliyorum.

Covid 19 nedeniyle evlere kapanıp tüm sanatsal faaliyetlerden reel hayatta uzak kalmak beni üzmekle kalmadı strese de soktu. Müptelâsı olduğum şeylerden mahrum olunca herkes gibi digital mecralardan medet umar hale geldim. Evde kalmanın bir sorumluluk halini aldığı şartlara çok şükür ki kültür sanat dünyası hızla yanıt verdi. Global düzeyde pek çok kültür kurumunun arşivlerini digital ortamda izleyicilerle paylaşması, müzelerin sanal olarak gezilebilme imkanı, müzisyenlerin sosyal medya kanalları aracılığıyla evlerinden verdiği konserler yaşadığımız bu zor ve belirsiz günlerde hepimiz adına moral, motivasyon kaynağı oldu. Ancak, takdir edersiniz ki sanal olarak deneyimlenen hiçbir şey gerçeğin yerini tutmuyor. Fakat insanoğlu her şarta uyum sağlamakta pek mahirdir.

Sanat peşinde yürümeye devam edenler evlerde kendi ürettikleri çözümlerle aylardır hissettikleri susuzluğa derman aramaya devam ede dursun dilerseniz bu işin bir de sanatçı cephesine bakalım.

Küresel düzeyde yaşamaya devam ettiğimiz kriz hepimizi yeni bir yaşam tarzını benimsemeye itiyor. Her zaman olduğu gibi kültür ve sanat tüm dünya için iyileştirici ve birleştirici bir güç olmaya devam ediyor.

Sinemacılar, tiyatrocular, müzisyenler, müzeler, yayınevleri kültür sanat adına üretim yapan pek çok kişi pandemi nedeniyle aylardır çok zor günler yaşamakta. ‘Yeni normal’ olarak adlandırılan bu süreçte kültür-sanat ve eğlence sektörü başımıza gelen belirsizliğin içinde bocalıyor. Krizden ilk olarak etkilenen ve muhtemelen çözüm üretilmesi en sona kalan bu gruba dahil olan her insan, yaşamını idame ettirmeye çalışırken salgından hem psikolojik hem de ekonomik anlamda büyük yaralar aldı. Yaşanılan kriz sonucunda hükumetin yapacağı hamlelerle süreci az hasarla atlatmanın yollarını araması gerekli gibi görünmekte.

Benim sanatçılarda gözlemlediğim şey önlerine çıkan kriz neticesinde ne kadar güvencesiz, yalnız ve kırılgan hissettikleri. Hayatını idame ettirmek için kenarda yatırımın yoksa yandın. Kapının dışında pandemi yaşamı aksatıyor, fakat kimse faturaları ertele demiyor.

Sosyal mesafe kurallarına riayet edilerek organize edilen açık hava gösterileri sayesinde seyirci ile buluşma imkânı yakalayan tiyatrocular havaların soğuması ile durumlarının akıbeti konusunda endişe içinde. Birinci dalga ile böylesine sarsılan sektörün ikinci dalgaya hazırlıklı olmadığı gün gibi aşikâr.

Aylardır hiçbir faaliyet göstermeden kapalı kalan salonlar, işleyen kiralar, çalışanların maaşları, SGK, vergi ödemeleri derken bin bir türlü dertle uğraşan tiyatrocular Kültür Bakanlığı’nın tiyatrolara maddi desteği artırması gerektiğini savunuyor.

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, pandemi sürecinde yaşamsal olarak en çok etkilenen sektörün tiyatrocular olduğunu savunarak, “Vaka sayıları normalleşmediği halde hayat normalleşmeye başladı ancak tiyatrocular hala iş yapamıyorlar. Tiyatrocular pandemide açlığa mahkûm edildi” dedi. İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda sanatçılara yardımcı olmak için biriken 320 milyon liralık özel kopyalama bedelinin de akıbetini sorarak, “Nisan ayında Bakana soru önergesi verdim, Ağustos oldu hala yanıt da yok, para da yok” ifadelerini kullandı.

Yazılı açıklama yapan İlgezdi, tiyatrocuların seslerini duyurmak için 16 gün boyunca yaptıkları susma eylemine destek vererek, devam etti:

“Tiyatrocular için Kültür ve Turizm Bakanlığı hiçbir şey yapmadı. Yapmamaya da devam ediyor. CHP olarak daha nisan ayında tiyatrocular ve diğer sanat emekçileri için gerekli desteğin zaten bakanlıkta olduğunu ortaya koymuştuk. 2017 yılı itibari ile özel kopyalama harcında biriken 320 milyon lira var. Bu rakam 2020 itibari ile daha da arttı. Bu para kullanılsa, tiyatrocular ve sanat emekçileri bu süreci atlatabilecekti. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçıların dertleri ile uğraşmak istemediği için sanatçılar çok zor durumda kaldı.” Dedi.

Dün ise Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgın döneminde özel tiyatrolar için pek çok tedbir getirdiklerini, bunlardan bir tanesinin de Digital Tiyatro Arşivi Projesi olduğunu belirtti.

Dijital Tiyatro Arşiv Projesinin ilk defa yapıldığını bu sayede tiyatrolara ek bir destek sağlayacaklarını belirten Yavuz, özel tiyatrolara sağlanan rutin desteğin de sürdürüleceğini açıkladı.

Planlanan ve geliştirilen pek çok tiyatro oyununun salgın döneminde sahnelenemediğini aktaran Yavuz, Bakanlığın bu oyunların yok olmasını istemediği için 446 özel tiyatro kuruluşunun proje çağrısına cevap verdiğini ve oyunlarının digital ortama taşınmasına çalıştıklarını anlattı.

Yavuz açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Türkiye’nin ilk tiyatro arşivini kurmuş olacağız. 446 özel tiyatronun oyunlarının digitalleşmesi için 8 milyon 965 bin tutarında destek sağlanmasına ilişkin karar aldık. Şu ana kadar projelerini tamamlayıp evraklarını bize teslim eden 30 tiyatronun ödemeleri gerçekleştirildi. Yine projesini tamamlayan, belgelerini ve harcama evrakını tamamlayarak teslim eden 47 tiyatromuzun da bu hafta içerisinde ödemeleri hesaplarına geçmiş oluyor. Böylece 77 tiyatronun yaklaşık 1 milyon 613 bin değerindeki proje ödemeleri tamamlanmış olacak.”

“Değerlendirme sürecimiz devam ediyor. 400’den fazla tiyatro yıllık destek için başvurdu. Biz yaz aylarında yaptığımız yeniliklerle proje maliyetinin eskiden yüzde 50’ sini karşılayabiliyorduk. Şimdi yüzde 70’e kadar desteğimizi artırdık. Destek üst limitlerini de iki katına çıkardık. Başvuruları erkene aldık. İnşallah yeni dönem desteklerini Eylül ayında kendilerine aktarmış olacağız.”

Bakanlığa ait kültür merkezlerini ve Devlet Tiyatrolarının salonlarını da özel tiyatroların kullanımına sunmaya açık olduklarını ifade eden Yavuz, mekân sorunu yaşayan özel tiyatroların Bakanlığa bağlı sahneleri kullanmak için Bakanlığa erkenden başvuru yapmaları çağrısında bulundu.

Yavuz “Sinema, tiyatro, opera, operet, bale, müze giriş ücretlerinde KDV oranını yılsonuna kadar yüzde 8’den yüzde 1’e indirdik. Yine kültür sektöründe faaliyet gösteren ve kiralık mekân kullanan özel tiyatro, müze ve sanat galerilerine ciddi katkı sağlayan iş yeri kira stopajı indirimi gerçekleştirdik.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Hep birlikte pandemi nedeniyle ne zaman biteceği belli olmayan, şimdiye kadar hiç yaşamadığımız kaotik bir süreçten geçiyoruz. Yetkililer bir şeyler yapıyor ama sanatçıların serzenişleri devam ettiğine göre anlaşılan yeterli düzeyde değil.  Kaldı ki kapalı alanlara girmek, insanlarla yakınlaşmak birçoğumuz için anksiyete kaynağı oldu bile.

Umarım başımıza musallat olan bu bela bir an önce sonlanır ve set işçisinden yapımcısına, ışıkçısından kostüm tasarımcısına, bestekârından sanatçısına, prodüktöründen sahne amirine diğer tarafta ortaya konan emeği zevkle alkışlayan izleyicisi veya dinleyicisine kadar hepimiz yaşadığımız zor günleri atlatıp, sağlıklı bir biçimde normal hayatımıza döneriz. Şu an sıkıntılarla boğuşan bütün emekçiler birilerinin yardım etmesine ihtiyaç duymaksızın alın terinin karşılığı alır. Tüm kalbimle en küçüğünden en büyüğüne bütün salonları gönül rahatlığıyla tıklım tıklım dolduracağımız günlerin-gecelerin pek yakında olmasını dilerim.

Yaşarken yolu sanatın bitip tükenmek bilmeyen enginlikteki büyülü atmosferine uğrayan; kendini bir sanatçının elinde, teninde, sesinde, saçının telinde, nefesinde, sözünde, sözcüklerinde, eserinde bulan herkese bin selam olsun.

Aysun Saygı Köknar

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here