Politik olarak HDP ile baş edemeyince yeni oyunlar açmaya çalışıyorlar..

0

HDP Yerel Yönetimler Kurulu, online toplantıda belediye eşbaşkanlarıyla bir araya geldi. HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar başkanlığında siyasal süreç, yerel yönetimlerin rolü ve sürece katılımı ve planlama gündemleri ele alındı.

Kayyım rejiminin 2016 sonrası başladığını hatırlatan Sancar, şunları söyledi: “15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan edildi ve onunla birlikte yeni bir döneme geçildi. Bu, başlı başına yeni bir dönem değildi, başlangıcı aslında 7 Haziran 2015’te yatıyordu. 7 Haziran 2015’te bizlerin elde ettiği seçim başarısı ve AKP’nin yenilgisi yeni saldırıları gerekli kıldı iktidar odakları açısından. 20 Temmuz’dan itibaren yeni bir aşamaya geçtik ama ondan önce 7 Haziran- 1 Kasım arası var. 7 Haziran seçimlerinin fiilen geçersiz kılınması bir tür siyasi darbeler zincirinin başladığının haberini veriyordu.

Bir siyasi darbe planı ortaya konuldu 7 Haziran-1 Kasım arasında. Bunu her türlü kirli yöntemle hayata geçirmenin zeminleri oluşturuldu ve 1 Kasım’da o şartlarda seçime gidildi. Elde ettiği şaibeli seçim başarısına rağmen hedeflerine tam olarak ulaşmayı başaramadı iktidar. Çünkü karşısında mücadele eden, direnen HDP ve Kürt halkı vardı, birlikte mücadele ettiğimiz diğer halklar ve yapılar vardı. Ama 15 Temmuz darbe girişimi kendilerinin de söylediği Allah’ın lütfu olarak değerlendirildi. 20 Temmuz’da OHAL ilan edildi ve kısa süre sonra 4 Kasım darbesi gerçekleştirildi ve kayyım politikaları hayata geçirildi.

HDP olarak önümüze koyduğumuz asıl hedef partiyi Türkiye’nin bütününde etkili olacak bir noktaya taşımaktır. Yani partini daha da büyümesini sağlamaktır. Yerel yönetimlerde şu aşamada, iktidar bloku tarafından gasp edilen belediyelerimizin yeniden nasıl kazanılacağını biz biliyoruz. Bu çalışmalar sürecek. Fakat bu iktidarı değiştirmek için, zihniyetini değiştirmek için daha da büyümek zorundayız. Hem Kürdistan’da hem Türkiye’nin diğer bölgelerinde daha etkili siyasal aktör haline gelmek için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz.

Biliyorsunuz çok önemli bir saldırı var bize karşı. Bu saldırı çeşitli formüllerle genişletilmek isteniyor. Mesela partinin kapatılması gündeme geliyor, bunun amacı partiyi sindirmektir. Başta Kürt halkı olmak üzere bütün çevreleri bezdirmektir, politikadan demokratik siyasetten soğutmaktır. HDP’nin bir çare olamayacağı psikolojisini yerleştirmektir. Aslında bu iktidar bloku açısından bir çaresizliğin itirafıdır. İktidar bloku ne yaparsa yapsın HDP’yi politik olarak etkisiz kılamıyor. Politik olarak HDP ile baş edemeyince de yeni oyunlar, yeni yollar açmaya çalışıyor. Ama bunlar nafile.

Önümüzdeki sürece ilişkin bir mücadele süreci programı hazırlanıyor. 8 Şubat’ta yeni bir mücadele programı ilan edeceğiz. Kapsamlı bir şekilde. Haklılığımız sürekli çeşitli alanlarda tescil edilmektedir. Bunların son örneği AİHM’in Demirtaş şahsında aldığı kararıdır, iktidar bunu uygulamayacağını belirtiyor ama bizler bu kararın gereğinin yerine gelmesi için hem içeride hem uluslararası alanda çeşitli faaliyetler yürüteceğiz. Kampanyamız var bunları genişleteceğiz. Geçen hafta hem Fransa hem Almanya büyükelçileri ile görüşmeler yaptık. Dün AB Türkiye Delegasyonu Başkanı bir heyetle partimizi ziyaret etti. Bir önceki gün Avrupa Parlamentosunda büyük bir çoğunlukla bizim haklılığımızı teyit eden çok önemli bir karar çıktı. İçeride mücadelemizi yoğunlaştırıyor, dışarıda diplomatik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Başaracağımızı biliyoruz, bu zorlu yolda kazanacağız. Türkiye’ye Demokratik Cumhuriyetin gelmesi için yolumuza devam edeceğiz. Bunların gerçekleşmesi için hepimizin kararlılıkla yola devam etmesi gerekiyor.”

“Bugün demokratik siyasete yönelik kapsamlı bir saldırı ile karşı karşıyayız.” diyen Pervin Buldan ise şöyle konuştu: “Aynı zamanda Kürtlerin her yerde varlığına, yaşam alanlarına çok kapsamlı bir saldırı var. Bunu Güney Kürdistan’dan, Rojava’dan, Türkiye’de siyaset kanallarının daraltılmasından ve HDP’ye yapılan saldırılardan görüyoruz. Evet demokratik siyasete yönelik bir saldırı var ve bu demokratik siyaset içerisinde sadece HDP ve Kürtlerin saldırı altında olduğunu söylemek az olur. Demokratik siyasetin bütün kanallarına Türkiye’de barışı, demokrasiyi savunanlara ve bir bütün olarak muhalefete saldırıların olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü AKP-MHP iktidarı kendini ayakta tutmanın yol ve yöntemlerini bize saldırarak bulmaya çalışıyor.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here