Politika tam da böyle bir şey

1

Politika’nın çok yüzlülük olduğunu kastetmiyorum, rahat olun.

Zaten konu da oraya açılmasın diye bazı kesimler ellerinden ne geliyorlarsa yapıyorlar. Devleti yönetme eskiden beri sorun olmuş ve hala da olmaya devam ediyor.

Bunun sebebi ne diyecek olursanız.

Sebebi RANT.

İktisatçıların ‘doğanın getirisi’ olarak tanımladıkları rant, devletin yönetmelik ve yasalarla bazı kişilere ya da gruplara sağladığı gelir getiren imkan.

Devlet, elindeki imkanlarla yasaları değiştirip, yeni kazanım yolları açtığında devleti yönetenlere yakın olanlar da bu kazanımları elde ederler.

Devlet bir bakıma halkımızın dediği gibi, ‘bal tutan parmağını yalar’ kabilinden bir imkan alanıdır.

Bu yüzden de devleti yönetmeye talip olanlar eskiden beri ona ulaşmak için her yolu denemişler.

Son günlerde medyaya düşen bazı haberler ve videolar da zaten bu rant gerçeğini gözler önüne sermekte.

Daha düne kadar siyasi iktidar tarafından desteklenen Sedat Peker’in bir anda karşı cepheye konması da aslında bu rant dağılımının değiştiğini göstermekte.

Devletin içindeki bazı kesimlerin yaklaşımlarını değiştirmesiyle oluşan yeni ve farklı durumlar.

Bir tarafta Sedat Peker, diğer tarafta Mehmet Ağar.

Devletin yönetiminde bazı taşlar yerinden oynarken toplumsal alanda da bazı anlayış değişiklikleri yaşanıyor.

Ne var ki, siyasi iktidara destek veren Ak partililer bu değişimi henüz anlayabilmiş değiller. Belki de anlamak istemiyorlar bu da olabilir.

Eski dönemler anlatılırken sıklıkla CHP’nin yaptıkları en ağır şekilde işlenerek bizlere sunulurdu sizler de bilirsiniz.

‘Camileri ahıra çeviren CHP zihniyeti’ derlerdi…

Ya da daha dün diyebileceğimiz bir dönemde ‘Gezi Parkı’ olaylarını yaşadık.

Gezi Parkı olaylarında camiye ayakkabılarıyla giren ve camide bira içenler topluma lanse edildi.

‘Bunlar, bütün kutsallığını yok sayarak camilere ayakkabılarıyla girdiler ve camide bira içtiler’ diye manşet manşet haberler yapıldı bu ülkede.

Çok değil 8 yıl sonra yani 2021 yılında Emniyet güçleri, polis ve bekçiler camiye ayakkabılarıyla girerek camidekilere biber gazı sıktılar.

Gaziantep’te Ramazan dolayısıyla camide ‘itikaf’ (Ramazan’ın son on gününde dünya işlerinden el çekerek ibadete yönelme) yapan insanlara Emniyet güçleri müdahale etti.

Bu görüntüler de sosyal medyaya düştü ve bütün kamuoyu olaydan haberdar oldu.

Görüntülerde bekçi biber gazı sıkarken bazı polisler ikaz ettiler, bazı polisler de bekçi gibi biber gazı sıkmaya devam ettiler.

Diyanet İşleri Başkanı’nın ‘camiler açık’ demecine rağmen yaşandı bu olay.

Emniyet güçleri yani polis ve bekçiler camiye bütün kutsalları çiğneyerek ayakkabılarıyla girdiler, tıpkı Gezi Parkı olaylarında yapılan suçlama gibi.

Hiç aklımıza gelir miydi?

Dindar nesil yetiştirmek için yola çıkan Ak parti’nin iktidarında polis ve bekçiler camiye ayakkabılarıyla girecekler ve Müslüman insanlara biber gazı sıkacaklar.

Ne münasebet.

Açıkça söyleyeyim benim aklıma gelmezdi.

‘Bu kadarı da pes’ dedirten bir olay anlayacağınız.

İşin vahim tarafı da bu olayın Mübarek Ramazan gününde olması!

‘Politika tam da böyle bir şey’ dememin sebebi de bu. Devleti yönetme dün dediğinize ve yaptığınıza tam ters şeyler söyleme ve yapma.

Politika ve devlet yönetimi böyle bir şey.

Daha düne kadar CHP’yi ve Gezi Parkı’nda insanları suçlamak. ‘Camilere ayakkabılarıyla’ girdiler, ‘tü-kaka bunlar’ demenize rağmen kontrolünüz ve emriniz altındaki emniyet güçlerinin camilere ayakkabılarıyla girmeleri ve Müslüman halka biber gazı sıkmaları…

Belki de daha neler göreceğiz.

Dua edelim de başka usulsüzlükler ve gayri İslami davranışlar olmasın..

Sevgi ve Bilgiyle kalın   

Önceki İçerikDurun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Sonraki İçerikPolisin öldürdüğü siyahi Andrew Brown için cenaze töreni..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

1 YORUM

  1. Dolmabahçe yalanını gerçeğe dönüştürmek de muhafazakar iktidara nasip oldu.
    durmak yok yola devam çünkü akp nin oyu herşeye rağmen %37 gözüküyor.
    hani 28 şubat vardı ona rahmet okutulan günler de yaşıyoruz.
    Çinlilerin kızdıkları insanlara ilginç günler de yaşayasın diye bir bedduaları varmış.
    ülke olarak çok ilginç günler yaşıyoruz.
    sağlık bakanı aşı 2 ay aşı yok diyor.cumhurbaşkanı aşı olmamasını kabul edemem diyor.
    Vaka sayılarının 5 binin altına düşeceği demecini sağlık bakanı bilim kurulu yerine turizm şirketi sahibi turizm bakanı veriyor.
    içişleri bakanı anayasaya aykırı genelgeyi anayasa aykırı değildir diyor.
    adalet bakanını mı soruyorsunuz tuz kokunca bakan da pek ortada görünmüyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here