Rahip Brunson’dan S-400’e Türkiye-ABD ilişkileri..

0

Türkiye ile ABD arasında son yıllarda artan siyasi gerilim, iki NATO müttefiki ülkenin art arda gelen yaptırım tehditleriyle çalkantılı bir dönem geçiriyor.

ABD Senatosu’nun 17 Aralık tarihinde Türkiye’ye yaptırım kararı tasarısını onaylaması sonrası Ankara’dan sert tepki gelmişti. ABD Başkanı Trump da cuma akşamı tasarıya imzalayarak “son iki senedir askıda kalan Türkiye’ye yaptırım” kararının fiili olarak uygulanmasının önünü açtı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Senatosu’nun kararı sonrası Malezya’da yaptığı açıklamada “Utanmadan ‘yaptırım uygularız’ diyorlar. Bu tam manasıyla haklarımıza tecavüzdür. Biz eli kolu bağlı duracak bir millet değiliz. Dolayısıyla da bu konu ile ilgili biz de kendi yaptırımlarımızı kesinlikle uygulamaya sokarız.” diyerek “yaptırım kararına yaptırımla karşılık” vereceklerini söylemişti.

Bu gelişme üzerine Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin, ABD’ye karşı nasıl adım atacağı tüm dünyanın merak konusu oldu. Türkiye, 1951 yılından beri Kuzey Atlantik Paktı Teşkilatı’na (NATO) üye olarak ABD’nin Orta Doğu ve Avrupa topraklarındaki en büyük müttefiklerinden biri haline gelmişti.

Peki ama ABD Senatosu, NATO’nun en büyük 2. ve ABD, Fransa ve İngiltere’den sonra en güçlü 4. ordusu olan Türkiye’ye yaptırım kararı alma noktasına nasıl geldi?

Rahip Brunson olayı

ABD ile Türkiye arasındaki siyasi ilişkiler, ilk olarak ABD’li Rahip Andrew Brunson’un Ekim 2016’da gözaltına alınmasıyla bozulmaya başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda ABD’de bulunan ve 15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki isim olduğunu iddia ettiği Fethullah Gülen ile Rahip Brunson’un “suçluların iadesi anlaşması” çerçevesinde takas edilmesini teklif etti. Ancak Beyaz Saray, bu teklife sıcak bakmadı. Rahip Brunson, 2 yıl tutuklu kaldıktan sonra Ekim 2018’de serbest bırakılarak ülkesine geri döndü.

Bu gelişme, Washington’un Ankara’ya ilk yaptırımları uygulamasına neden oldu. ABD yönetimi, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ABD’de yer alan mal varlıklarını dondurdu ve finans sisteminden men edilmelerini içeren yaptırımlar uyguladı. ABD Başkanı Donald Trump, Türk ürünlerine ilişkin gümrük vergilerini artırdı. Bu olaydan sonra Türkiye’de, ekonomik anlamda işler kötü gitmeye başladı ve ABD Doları hızla yükseldi.

Reklam

S-400 anlaşması

ABD’nin bir başka yaptırım kararı, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 Hava Savunma Sistemleri’nin alınması konusunda Moskova ile anlaştığını duyurması sonrası geldi. Haziran 2018 sonunda Japonya’da yapılan G-20 Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelen ABD Başkanı Trump, Türkiye’ye yaptırım uygulamama konusunda güvence verdi.

F-35 sevkıyatı askıya alındı

Amerikan Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD) Senatosu’nun itirazlarına rağmen F-35 yeni nesil savaş uçaklarının 21 Haziran’da Türkiye’ye teslim edileceğini duyurmuştu. Ancak Türkiye’nin S-400’lerin alımı konusundaki duruşu sonrası Washington tarafının verdiği “yaptırım uygulamama” sözü tutulmadı ve Türkiye F-35 projesinden çıkartıldı. Ancak bu süre zarfında ABD Türkiye’ye herhangi bir ekonomik yaptırım uygulamadı.

Barış Pınarı Harekatı ve ABD’nin YPG güçlerini desteklemesi

Rahip Brunson, S-400 ve F-35 gelişmeleri sonrası Washington ile Ankara’nın arası bu kez Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’nin kuzeyinde 9 Ekim 2019’da başlattığı Barış Pınarı Harekatı sonrasında açıldı. Suriye’nin kuzeyinde bulunan ve Türkiye’nin terör örgütü PKK ile yakın bağlantıları olduğunu belirttiği YPG milislerine ABD’nin silah yardımı yapması, zaten iki ülke arasındaki ilişkileri zedelemişti.

Barış Pınarı Harekatı sonrası Suriye’de bulunan ABD askerlerinin TSK ile karşı karşıya kalma riski ortaya çıktı. Ancak bu noktada Ankara hükümetinin en çok üzerinde durduğu nokta Suriye Demokratik Güçleri olarak bilinen ve çoğunluğunu PYD/YPG milislerinin oluşturduğu güçlere Washington’un silah yardımı yapmasıydı.

14 Kasım 2019’da Trump’ın daveti üzerine Washington’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin IŞİD militanlarıyla mücadele için desteklediğini söylediği Kürt milisleri “Sizin Kürt diye zikrettiğiniz, PYD/YPG. Bunlar terör örgütü, bunlar PKK’nın yan kuruluşlarıdır.” diye niteledi. Erdoğan ayrıca, Trump’ın telefonda görüştüğünü söylediği YPG kuvvetleri komutanı Mazlum Kobani için, “Ferhat Abdi Şahin (Mazlum Kobani), Apo denilen bölücü terör örgütü başının aslında manevi evladıdır.” ifadelerini kullandı.

Reklam

Bu noktada Türkiye bir NATO müttefiki olarak ABD’nin desteğini yanında görmek isterken, sınır güvenliğini tehdit eden bir oluşuma destek verdiği gerekçesiyle Washington’a karşı mesafeli duruşunu korudu. Tüm bu olumsuz gelişmeler ABD Senatosu’nda gündemden düşen yaptırım uygulama kararını yeniden Beyaz Saray’ın önüne getirdi.

Sözde Ermeni Soykırımı tasarısı kabul edildi

Bu olaylar sonrası ABD Kongresi’nin üst kanadı Senato, oy birliğiyle “Ermeni soykırımının resmen tanınmasını” öngören karar tasarısını kabul etti. Bu kararın Türkiye açısından bir bağlayıcılığı olmasa da Ankara tarafından hassas tarihi bir konu olarak görülen bu duruma başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere birçok Türk siyasi tepki gösterdi. Erdoğan, gelişme sonrası “Bu kararlar tamamen siyasidir. Türkiye’nin de atacağı adımlar olacak.” dedi.

Bu gelişmenin hemen akabindeyse Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşı yaptırım olarak Adana’nın İncirlik ilçesinde bulunan ve daha çok ABD ordusunun kullandığı İncirlik Hava Üssü ile Malatya’da NATO füze savunma sistemlerinin bulunduğu Kürecik Radar Üssü’nü kapatma konusunu gündeme getirdi. Cumhurbaşkanı, yaptırımlara karşılık olarak bu iki üssün kapatılabileceğini dile getirdi.

Erdoğan bunun yanında ABD’de soykırıma uğrayan Kızılderililerden de bahsetti. Erdoğan bu demeçlerinde sürekli olarak ABD ile Türkiye’yi ortak noktada birleştiren NATO stratejik ortaklığına vurgu yaptı.

Yaptırım kararı

17 Aralık tarihine gelindiğinde ABD Kongresi’nin üst kanadı Senato, 2020 savunma bütçe tasarısını onayladı. Tasarının Türkiye’ye bakan yönü ise, Rusya’dan S-400 savunma sistemi alması nedeniyle Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının sevkıyatını yasaklaması, CAATSA yasası kapsamında ekonomik yaptırımların hayata geçirilmesi ve TürkAkım projesine yaptırım uygulanmasıydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile iyi ilişkileri olduğu bilinen Trump’ın tasarıyı veto etme hakkı olsa da, ABD Başkanı tasarının Senato’dan geçmesi halinde imzalayacağını açıklamıştı. Bununla birlikte meclis üyeleri 3’te 2 çoğunluk ile tasarıyı yeniden kabul ederse Trump’ın veto hakkı kalmıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın onayladığı yasa, ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne 1987’den beri uyguladığı silah ambargosunun belirli koşullara bağlı olarak kaldırılmasını öngörüyor. Trump, Kongreden geçen, ABD’de “Federal hükümet bütçe yasası” olarak bilinen tahsisatlar yasa tasarısına eklenen “Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji İşbirliği Yasası”nı imzaladı.

Kongreden dün geçen yasanın ilgili bölümünde, ABD’nin GKRY, Yunanistan ve İsrail ile Doğu Akdeniz’deki iş birliklerine vurgu yapılıyor. Yasanın “Bulgular” kısmında GKRY, İsrail ve Yunanistan’ın önemine dikkat çekilerek Akdeniz, Ege ve Orta Doğu’da “tek taraflı, uluslararası hukuku ihlal eden ve iyi komşuluk ilişkilerini zedeleyen davranışlara karşı olunduğu” ifade ediliyor.

ABD’nin müttefikleri arasında enerji güvenliğini sağlaması gerektiği kaydedilen yasada, Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltacak Güney Hattı ve Adriyatik Boru Hattı’nın inşasının önemine dikkat çekiliyor. Türkiye’nin adada 40 bin askerinin bulunduğu aktarılan yasada, ABD’nin ambargosundan dolayı GKRY’nin Rusya ve başka ülkelerden silah aldığı ve bunun ABD’nin çıkarlarıyla uyuşmadığı belirtiliyor.

Silah ambargosunun kaldırılması şarta bağlı

Yasanın doğrudan GKRY ile ilgili bölümünde ise ABD’nin 1987’den bu yana bu ülkeye uygulamakta olduğu silah ambargosunun şartlı olarak kaldırılması öngörülüyor.

Bu bölümde satılan silahların son alıcısının GKRY yönetimi olması gerektiğine vurgu yapılırken, GKRY’nin kara para aklamayla mücadeleye devam ettiğinin ve Rus askeri gemilerinin Rum limanlarını kullanmadığının Kongreye tescil edilmesi şartı getiriliyor. Buna göre en az yılda bir kez ABD yönetiminin Kongreye, GKRY’nin bu şartlara uyup uymadığını tespit eden bir rapor sunması gerekiyor.

Yasada ayrıca, bölgede “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” (CAATSA) yaptırımları kapsamına girecek adımlardan uzak durulması gerektiği de vurgulanıyor.

İsrail, Yunanistan ve GKRY ile “ortak enerji merkezi”

Aynı metinde ayrıca İsrail, Yunanistan ve GKRY ile Doğu Akdeniz’deki enerji iş birliğini kolaylaştırmak için ABD-Doğu Akdeniz Enerji Merkezi kurulması öngörülüyor.

Yunanistan’a 3 milyon dolar “dış askeri finansman” desteği talep edilen yasada, “Uluslararası Askeri Eğitim ve Talim Yardımı” başlığı altında Yunanistan’a 2020 yılı için 1,3 milyon, 2021 yılı için 1,5 milyon ve 2022 için 1,8 milyon dolar; GKRY’ye ise 2020’de 200 bin, 2021’de 500 bin ve 2022’de ise 750 bin dolar yardımın aktarılması hedefleniyor.

Buna ilaveten GKRY’nin münhasır ekonomik bölgesine ve Yunanistan’ın hava sahasına ilişkin herhangi bir “müdahalenin” ABD Dışişleri Bakanlığı ve diğer ilgili mekanizmalarca tespit ve rapor edilmesi de yasaya eklenen maddeler arasında yer aldı.

Kaynak: Euronews

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here