Ramazan sohbetleri: Ahlak

0

Ramazan başladığından itibaren en genel anlamıyla İslam’ın ana dinamiklerini ele aldık.

İlk olarak ‘Bilmiyorum’ diyebilmekle başladık, sonrasında Kuran’ın ilk emri ve ilk vahyi olan ‘oku’ dileğini ele aldık. Sırasıyla ‘İman edebilmek’, ‘Amel ve Hayatı yaşama’.

Bugün ise belki de bunların hepsini kapsayacak olan ‘Ahlak’ konusuna değinelim. Malumunuz zaten perşembe günü de Ramazan Bayramı ve manevi atmosferi yoğun olan günleri geçirmiş olacağız.

Ahlak’ın ne olduğunu aslında hepimizi çok iyi biliyoruz.

Morality, Moral, Morale olarak batı dillerinde ele alınan ‘Ahlak’, insan davranışlarının ve insanlar arasındaki ilişkilerin, genelde ise toplumun oluşturduğu birtakım kuralların iyi veya kötü olarak nitelendirilmesidir.

Ahlak insanın davranışlarıyla ilgilenir. Aslında dinler de insan davranışlarıyla ilgilidir bir bakıma.

Dinlerdeki emirler ve yasaklamalar insanların belirli davranışları kazanması içindir.

Namaz, oruç, zekat, kurban ve hac insanlardaki istenen davranışların oluşması ve güçlenmesi için emredilen ibadetlerdir.

Müslümanlar bu ibadetleri yerine getirirler ve öyle yerine getirirler ki bir zaman sonra otomatiğe bağlarlar.

Namaz, oruç, kurban, hac ve zekat yapılması gereken rükunlar haline gelir ve insanlar bunları neden yaptıklarını unuturlar. Ramazan ayındayız ve oruç tutuyoruz. Müslümanlar için oruç üzerine düşünülecek bir konu değildir mesela. Oruç tutulacaktır ve tutulur.

Tıpkı askeriyede olduğu gibi.

Birçok kez duymuşuzdur, askeriyenin girişinde şu yazı varmış: ‘Bu kapıdan sonra mantık aranmaz’.  Ya da askeriyede mantık aranmaz ya da mantığın bittiği yerde askerlik başlar.

Ceza alan bir asker gider bir ağacın önünde defalarca tekmil verir. Ya da tutukluk yapan bir silah ya da tank zincirle bağlanır ve cezalandırılır gibi.

Hiçbir asker verilen emirleri sorgulamaz ve hemen yapar, yapmakla yükümlüdür.

Bugün Müslümanların ibadetleri yapmaları da aynen bu tarzda.

‘Neden yapıyorum, bana ne kazandıracak, bendeki hangi kötü davranışları engellemek içindir?’ diye düşünmez.

Ramazan’dan sonra Kurban Bayramı’nı eda edeceğiz.

Kurban geldiğinde de herkeste aynı telaş başlayacak, ‘kurban temini, ne keselim/ kestirelim’ gibi.

Kimse kurbanın neden olduğunu ve neden kesildiğini düşünmeden yapılması gereken bu ibadeti bir an evvel yapmanın telaşına düşecek.

Aslında ibadetler Ahlak dediğimiz kavramın insanda ve toplumda oluşturacağı etkiyi sağlamak için vardır ama biz fakında değiliz. Hal böyle olunca da ahlaktan yoksun Müslümanların kötü örneklerini yaşıyoruz.

İslam’a inanan Müslümanların ibadetlerini tam manasıyla yapmaları durumunda ahlaki davranışlar da aslında o toplumda mevcuttur.

Ya da olması gereken budur.

Ahlaklı davranışlara sayısız örnekler verebiliriz.

Sizler de okurken zihninizde ‘ahlaklı davranış’a dair onlarca örnek sıralamışsınızdır eminim.

Ben bunlardan sadece bir tanesini ele alacağım.

Toplum içinde yaşayan insan yaratılışı gereği toplumsal bir varlıktır, tek başına yaşayabilse de toplumsal olma özelliğinde dolayı toplum içinde yaşamayı tercih eder.

Toplumda huzurlu ve sağlıklı şekilde yaşamak için en önemli konu eşitliktir.

Eşit olmak ve eşit olmayı kabullenmek.

Acıdır ki, bizler eşit olmayı kabullenemiyoruz.

İşlerimizi halledebilmek için tanıdıklar arıyoruz ve sürekli torpil yaptırma derdine düşüyoruz.

‘Bu yaptığınız ahlaki değil’ diyen biri olunca da hemen cevabımız hazır: ‘Ahlakı bana sen mi öğreteceksin? Sen önce kendine bak…..’

Evet, eşit olmak istemiyoruz, eşitlik konusunu sürekli konuşuyoruz ama yaşamak ve uygulamak istemiyoruz.

Bir diğer meşhur cümle de, ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’

Bu cümle de eşitliğe karşı duran torpil ve ayrıcalık isteyen bir kişinin cümlesidir.

Maalesef bu hastalık hepimizde var.

İşimizi halletme adına araya insanlar koyuyoruz ve işimizi sonuçlandırmak adına aslında ‘ahlaksızlık’ yapıyoruz. Ve bu ahlaksızlığa da ‘iş bitiricilik’ diyoruz.

Çünkü hepimiz zekiyiz, hepimiz kurnaz.

Eğer bizim torpilimizden daha büyük torpili olan biri olduğunda da ‘eşitlikten’ dem vuruyoruz.

2021 yılının Ramazan ayında bu özelliğimiz hala devam ediyor.

Umarım yeni nesillerimiz bu özelliğimizi benimsemezler ve onlar kelimenin tam anlamıyla ‘eşitlik ’ten yana olurlar.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikGalatasaray şampiyonluk yarışında..
Sonraki İçerikHES uygulaması üzerinden aşı kimliği..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen Sinan Eskicioğlu evli bir çocuk babasıdır. Almanca, İngilizce bilen yazarın şimdiye kadar yayınlanmış olan beş kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here