Ramazan sohbetleri: ‘Oku!’

3

Ramazan vesilesiyle ‘Ramazan sohbetleri’ olarak önemli bazı noktaları ele almaya başladık. Geçen hafta dini ve dünyevi açıdan büyük öneme sahip olan konuyu ele almıştık: ‘Bilmiyorum’.

Bilmiyorum demenin önemine değinmiştik.

Bilmiyorum demek ve ardından gelen aşamayı da bugüne ayırdım.

Bilmiyorum’dan sonra gelen ‘okumak’.

Allah’ın ilk emri ‘OKU’ idi.

‘اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ’   Yaratan Rabbi’nin adıyla oku.

Oku emri, okuma yazma bilmeyen Hz. Peygamber’e gelmişti ve Kuran’ın ilk ayetiydi. Allah bu emri Hz. Peygamber’in nezdinde bütün Müslümanlara iletmişti.

Oku.

Okuyun.

İlk planda Kuran’ı okuyun.
Ramazan’ı eda ettiğimiz şu günlerde mukabele olarak Kuran okunuyor, evet. Ama okumanın ilk sonucu, anlamaktır. Anlamak için okumak.

Kuran’ı okuyun ve anlayın.

Kuran’ı okuma olduğu kadar da yaşadığınız dünyada size ve hayata dair olanları okuyun. Yani okuyup, öğrenin ve anlayın.

Bir örnekle bunu müşahhas hale getirelim.

Yurt dışına turist olarak gidenler bile şu iki cümleyi mutlaka öğrenirler: ‘Yemek, içecek istiyorum’ ve ‘Tuvalet nerede?’

Bunları öğrenmek zorundadırlar çünkü yaşamaları için gerekli olan en temel ihtiyaçlardır.

Almanya’ya sonradan gelen biri olarak belirtmem gerekir ki, dil bilmediğiniz zaman ne kadar bilgili olursanız olun bir hükmü yoktur çünkü bildikleriniz gelmiş olduğunuz ülkede bir anlam ifade etmez. Ve hemen yaşadığınız ülkenin dilini öğrenmeye başlarsınız.

‘Oku’ emriyle Allah insana dünya hayatı için gerekli olanları okuyup, öğrenmeyi dilemiştir.

Neden?
Çünkü Kuran yaşadığımız hayat için gelmiştir.

Çünkü Kuran öbür dünya için değil, bu dünya içindir.

Kuran’ın emirleri de öbür dünyayı değil bu dünyayı bağlar.

Müslüman olarak hem Kuran’ı okuyup, anlamak hem de Müslümanların yaşadıklarını okumak ve idrak etmek gerekir.

Hayata dair ise aslında okunması gereken çok şeyler var.

Okumak beynimiz için anlam ifade eden cümleleri okumaktır. Durum böyle olunca da ‘anlamak’ fiili işin içine girer.

Anladığımız zaman da bu bilgileri hayatın içinde kullanmaya başlarız.

İslam’dan bahsediyoruz.

Sürekli İslam’la meşgul oluyoruz.

Kuran’ı okuyup anlamaya çalışmasak da Dört Halife Dönemi’ne dair bilgilerimiz menkıbeden öteye geçmese de herkes İslam’ı anlamış ve beyninde sonuçlandırmış kadar İslam’ı anlatıyor.

İslam adına ahkam kesiyoruz ve hatta İslam adına nefretimizi kusuyoruz, bela okuyoruz.

İslam, Allah adına konuşmayı emretmiyor.

İslam, insanların Müslüman, yani inanmış ve İslam’ı okuyup, anlamış kullar olarak, hayatlarını bilgiyle ve adaletle yaşamalarını emrediyor.

İslam’dan önceki dinlere uyanların yanlış örneklerini de bu yüzden ortaya seriyor.

Ama biz Müslümanlar bunu bir kenara bırakarak daha öncekileri (Yahudiler ve Hristiyanlar) lanetlemekle meşgul oluyoruz.

Allah onların yanlış davranışlarını düşünün diyor ama biz düşünmüyoruz.

Neden mi?
Çünkü ilk gelen ‘OKU’ emrini yerine getirmiyoruz.

Okuyup, onların neleri yanlış yaptıklarının bilgine vakıf olmuyoruz ama iş nefrete gelince sürekli ve daima onlara telinde bulunuyoruz.

Neden yukarıdaki fotoğrafı tercih ettiğimi soruyor olabilirsiniz.

Hüsnü Bayramoğlu’nun cenazesi

Nedeni şu.

Oku emrinin ilk olarak geldiği bir dinin inananları vefat eden inanan için o dine ait bir törenle defnedecekler.

Ama oku emrinden bihaber binlerce ‘Müslüman’.

Virüs salgını sebebiyle ülkemiz ve dünya büyük mücadele veriyor. Allah’ın ‘oku’ emri var ve okunması ve anlaşılması gereken de virüsle mücadele etmek.

Daha fazla insan ölmemesi için tedbirler almak.

Gelin görün ki Müslümanlar, korona virüs sebebiyle vefat eden Hüsnü Bayramoğlu için toplanıp cenaze töreni yapıyorlar.

Ülkemizde yakını vefat edenler çok iyi bilirler korona tedbirleri sebebiyle tören düzenlenmiyor, o halde bu cenaze töreni neden var?
İslam, Müslümanlar arasında değer farklılığını mı öğütlüyor acaba.

Şu Müslüman senden daha üstün onun cenazesi için diğer insanların sağlığını tehlikeye atın cevazını mı veriyor?

Hayır.

İçişleri Bakanlığı olarak korona tedbirleri genelgesi çıkararak aynı genelgeye uymayan bir Bakan olabilir mi?

Bütün bunlar olur, rahat olun.

Müslümanlar ‘oku’ emrini idrak etmedikleri için daha çok ilginçlikler olur.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

(Not: Bugün Düzce’de kağıt toplayarak geçimini sağlayan kişiye İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan polis memuru ceza yazdı. Miktarı da 5 bin 650 TL. ‘Evim kira, 6 aylık oğlum var, yapmayın! Yok ağabey yok! Ne yapalım? Ne olur Allah aşkına, Peygamber aşkına, elinizi ayağınızı öpeyim yapmayın kurban olduğum. Mübarek gün neden böyle yapıyorsunuz? Dese de sonuç değişmedi)

Önceki İçerikTicaret Bakanı görevden alındı
Sonraki İçerikBugün fırtına bekleniyor..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

3 YORUMLAR

  1. Toplum olarak çok iyi okuyoruz özellikle de bazılarımız çok daha iyi okuyor
    Nasıl mı?
    Kimisi başkasının canına okuyor
    Kimisi gelmişine geçmişine okuyor
    Kimisi lanet okuyor
    Kimsi meydan okuyor
    Okuyor da okuyor….
    Bu kadar okumaya rağmen hala bu topluma cahil deniyorsa çok ayıp olmaz mı?

    Şu salgınla mücadelede bu kadar hayati bir konuda dahi o kadar çelişkiler var ki anlamak mümkün değil.
    Salgınla mücadeleyi bile adaletlice yürütemiyoruz
    Sıradan konularda kim bilir nasıl düşünmek bile istemiyor insan

    Sadece Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyebiliyor insan

    Atalarımız ne demiş (yeni versiyonu ile)

    İmam şey yaparsa cemaat şey yapamaz

  2. kul hakkının bu kadar ayaklar altına alındığı bir dönem var mı acaba bu ülkenin tarihinde.
    gariban kağıt toplayıcıya ceza kesiliyor.lebalep cenazede bakanımız tabut taşıyor.

  3. Diyanet İşleri Meali, Ibrahim4;
    Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de doğru yola eriştirir; güçlü olan, Hakim olan O’dur.

    Kendimi hatirladigim gunden beri duyarim, Allah’in ilk emri “Oku”dur diye, Bu onermede iki sorun oldugunu dusunuyorum.
    1) Kur’an yazili metin olarak vahy edilmedi, Hz peygamber okuma bilmiyordu, bu durumda Resul neyi nasil okuyacak? Soylenenleri tekrar edecekse(ki oyledir) bu okumak degildir.
    2) Arap olmayan muslumanlar Kur’ani nasil okuyacak? Tercumelerden denilebilir, 100 yil oncesine kadar tercume yok gibiydi. Gunumuzde de Kur’an meallerine pek cok itirazlar var.
    Yukariya aldigim ayete gore Allah(cc) her kavme kendi dilinde peygamber gondermis, bu durumda Kur’an’in sadece Arapca olmasi onemli bir kafa karisikligina sebep oluyor diye dusunuyorum.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here