Resimdeki Çocuk Resimdeki Adamın Babası… Faceapp ve Felsefe…

0

Babamla çektirdiğim bir fotoğrafı Faceapp’a yükleyip farklı versiyonlarını denedim. Arkamızda 2019 fonu, zamanda yolculuğa başladık. Ben gençleştim o aynı kaldı. Bu zaten doğanın makul gördüğü versiyondu. Sonra işin fantezi kısmına geçtim. Sonuçlar ortada.

Konuya dair komplo teorisini bir kenara bırakıyorum. Ben bu uygulamayı sevdim. İnsan aklının hayranlık uyandıran bir gösterisi ile karşı karşıyayız. Yapay zekanın sınırlarını zorlayan bir keskinlikle insanın geçmişini ve yazık ki geleceğini gözler önüne seriyor.

Bizim hiçbir zaman 80 yaşında olduğumuzu göremeyecek olan babamızla her ikimiz de aynı anda 80 olsa idik neye benzerdik sorusuna yanıt bulabiliyoruz. Ne olur ne işimize yarıyor diye sormayın. Eğleniyoruz. Sadece eğleniyoruz ve bu çok şey demek.

İnsan aklı, önünde şapka çıkarmayı hak eden bir zaferi kutluyor. Burada başarılan insan anatomisine dair detayların ve bunu geriye doğru test etmenin müthiş bir sınavı aslında. 500 sene kadar önce anatomi ilminin tıbbın başlangıç noktası olduğunu keşfeden insan aradan geçen sürede artık bir insanı bıçakla doğramadan da onun sırrına eriyor.

Aslında beni heyecanlandıran bu buluşa nail olan insan aklının hayranlık veren başarısı değil.
Ben çok daha derin bir duygu ile sarsıldım.

Her gün geçtiğim İstiklal’de hayatta en çok sevdiğim babamın ilk gençliği ile omuz omuza poz verdim.

Ben 40 küsur yaşımda sabitken babama 20’li yaşların başında bıyığı terleyen delikanlı rolü verdim. Babamın gençliği ne kadar uzak bir geçmiş olsa da şimdi elle tutulur bir gerçekliğe dönmüştü.

Resimdeki çocuk (babam) resimdeki adamın (benim) babası idi. Hem genç hem çocuk hem yaşlı hem olduğu gibi olandı. Aynı anda zamanda yolculuk yapmış bir ileri bir geri gidip en sonunda hepsinin karması haline gelmişti.

Reklam

Bir ressamın hayal gücünün çok ötesinde bir durumdan; ressamın imgesinden değil milyarlarca olasılık içinde en doğru alternatifi tercih eden bir çılgın akıldan söz ediyoruz.
“Zamanda yolculuğun suretlerde başladığını müjdeleyebiliriz.”

Belki de öyle bir zaman gelecek ki üç boyutlu yazıcının bizi geçmişimize ve taze organlarla hiç bitmeyen bir yaşam döngüsüne emanet ettiğine şahit olacağız. 

Yeterince yaşlandığımızı düşündüğümüzde önce istediğimiz yaşı seçip suretimize bakacağız.
Beğenirsek hemen kendimize yorulan organlarımızın yenilerini sipariş edeceğiz. Bunun için uygun dokuya dahi ihtiyacımız olmayacak. Sadece seçip uygulamadan talep edeceğiz.

Faceapp’ta eğlenceli bir resim oyununun ölümün alt edildiği bir distopyaya başlangıç teşkil ettiğini düşünmek canımızı sıkar mı?
İnsanın gezegeni ölümü dahi alt ederek sonsuz bir döngü ile istila ettiği bir faza girer miyiz?

Gezegende ölmeyi reddeden bir canlı türünün kendi dışında her şeyin ölümüne yol açacağına kuşku duymuyorum.
İnsan aklı ve teknoloji gelişimi sınırsız görünüyor.
Bu sınırsız yapının varacağı son noktanın kendi kendini yok etmek olması ise kaçınılmaz.

Faceapp’a eğlence adına bakarken duyduğum endişe ümit ederim ki boşunadır. İnsanlık sonsuza kadar sürerken insanlar hakkıyla yaşamın ve zamanı gelince dünyaya veda etmenin huzurunu hep korurlar.

İnsan mahlukatın en şereflisi ise tüm diğer mahlukata hayat hakkı tanımakla mükelleftir. Tüm mahlukları insanın en tepede olduğu bir besin zincirine yerleştirmekten ve bunu makul bir hiyerarşi gibi göstermekten uzaklaşmak şarttır.

İnsan zekasının insan hayatını uzattığı bir vakıadır. Uzayan hayatta ihtiyaç duyulan hafızanın teknolojiden gördüğü destek de kabul edilebilir.

Reklam

Umuyorum ve inanıyorum ki daha fazlası olmayacak. İnsan ona üflenen ruhu cennete götürmek için değil, cenneti ruhuna taşımak için yaşamalı.

Elif lam mim.

Hidayet ve huzur için…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here