Restorasyon Yapmayın Siz?

1

Aslında uzun zamandır yazmayı düşünüyordum ama hep bir başka konu araya girdiğinden bir türlü fırsat bulamamıştım.

Geçen ay İlber Ortaylı hocanın bir gazetedeki mülakatını okuyunca eh şimdi sırası geldi galiba dedim kendi kendime.

Geçen yıllarda Beyoğlu İstiklal caddesinde yürürken dikkatimi çeken tarihi Narmanlı Han’ın restorasyon vaziyetini görünce fotoğraflamış ve duygularımı ilk kez paylaşmıştım.

Rezil etmişler güzelim tarihi yapıyı!

Bugünkü hali güzel değil mi? 

Elbette güzel boya, badana ve sıva olmuş.

Ama maalesef tarihi dokusundan eser kalmamış…

Aslında restore kelimesini kullanmamak, bu işleme “tarihe müdahale” demek sanırım daha doğru..

Reklam

Yapılır gibi görünenler acaba restorasyon mu? 

Yoksa tarihi yok etme pahasına “yenileştirme” mi?

Ya da Şile kalesinin “sünger bop” karakterine benzetilen restitüsyon mu?

Restore çalışmalarını yapan emekçilere bir bakın isterseniz. Sıvacı Mehmet abi, boyacı Mustafa, alçıcı Ali, marangoz Osman var ama, acaba “tarihi restorasyon ustası” var mı aralarında?

Bu kötü işçiliğe ve restorasyona(!) İlber hoca kendi üslubuyla da bir tarifte bulunmuş; 

Restorasyon yapanların amacı para kazanmak

Yani tarihi dokuyu, tarihi duyguyu kaybetmek uğruna sadece para kazanmak.

İlber hoca, Türkiye’de restorasyon yapanların restorasyon yapmayı bilmediklerini ifade ederek, “Türkiye’de kötü restorasyon yok değil var. Ama bilmiyorlar. Geniş anlamda sorarsan onları bu gözle değerlendirmek fazla iyimserlik olur. Sen düşün ki bütün restorasyonları belirli bir yer yapıyorsa ve orası Türkiye’deki mimarı mirasın çok azını barındıran bir bölgeyse, orada zaten gelişmenin, bilgi edinmenin mümkün olmadığını anlarsın” demiş mülakatında.

Reklam

Bir de ağır bir sitemde bulunmuş.

“Mezarım bunlarla aynı memlekette olmayacak.”

Şehrine sahip çıkamayanlar senin burada mezarın var mı? diyorlar. Çok şükür yok, olmayacak da! Şehrine sahip çıkamayan insanlarla aynı yerde ne mezarım olacak”.

Valla siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama özellikle son dört yıldır İstanbul’da yaşayan ve her fırsatta gezmeye gayret eden birisi olarak, çeşmelerden camilere, hanlarda hamamlara, saraylara kadar yaşanan “restorasyon felaketlerinin” sınırları zorladığını yakından biliyor, görüyorum.

Sıvaları yenilenen, adeta pasta cila atılan mermer, taş yüzeyler, tarihi dokuların restore edildiği anlamına mı geliyor?

Yoksa tarihin içinin edildiği anlamına mı geliyor? Bilemedim!

Bence bu konulara da el atılması, daha ciddi incelenmesi ve gerekiyorsa kamuoyu oluşturularak müdahale edilmesi gerekiyor acilen.

Yoksa tarihimiz bir bir yok ediliyor…

1 YORUM

  1. Sevgili kardeşim, çok güzel bir makale olmuş kalemine sağlık. Bir çok alanda olduğu gibi sanatta da dibe doğru yol almaya devam ediyoruz. Üniversitelerimizin, “Restorasyon ve Konservasyon” bölümleri var ve tam olarak uzmanlık alanları bu işler. Ancak sıradanlaştı ve kanıksandı artık malesef iş ehline teslim edilmiyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here