- Evlilik: İki Başat Hikâyenin Çarpışma Noktası/ Ehe: Der Konfliktpunkt…. - 10 Ocak 2026
- Umut, İnsanın Kendisini Kandırmasıdır/ Hoffnung ist Selbsttäuschung - 2 Ocak 2026
- İnsanın Var Etme Hırsı / Der Schaffensdrang.. - 27 Aralık 2025
Rus Ukrayna savaşı beklendiği gibi Rusya kendi güvenliğini gerekçe gösterse de Ukrayna üzerinden açılmak istediği dünyanın kapılarının kendisine açık kalmasını sağlamaya çalışıyor. Batı dünyası da Ukrayna üzerinden dünyaya açılmaya çalışan Rusya’ya karşı kendi güvenliğini alma savaşı veriyor.
İşin kötüsü ise Batı dünyası bu savaşı Ruslara karşı Ukrayna üzerinden bir vekalet savaşı şeklinde veriyor ve bu savaşta Batı dünyasının kayıpları maddi kayıplarla sınırlı kalırken Ukrayna halkı bunu canlarıyla ödüyor. Rus tarafı da kayıplar veriyor, ancak haksız bir istilanın içinde oldukları için bunu henüz kimse umursamıyor.
Bu savaşta Ruslar Ukraynalılara karşı bir çeşit yakıp yıkma yoluyla ikna etme ve teslim alma savaşı veriyor, buna karşın Ukrayna güçleri ise şimdilik Batı dünyasından aldıkları mühimmat desteği ile Rus ordusuna karşı bir çeşit caydırma ve onları istiladan vaz geçirme savaşı veriyorlar. Böylece savaş şimdilik karşılıklı bir çeşit ikna etme ve caydırma şeklinde sürüp gidiyor. Şimdilik savaşın bu şekilde sürdürülmesi iki taraf içinde kullanılabilir en verimli enstrüman olarak görülüyor. Artık kim başarılı olur, bu savaş nereye kadar gider bunu karşı karşıya gelmiş orduların cephelerde gösterdikleri başarılar gösterecektir.
Rus Ukrayna savaşında sorun bütün olarak birinin diğerini savaş cephesinde ikna etme ve caydırma şartına evirilince savaşta pek tabii olarak daha yıkıcı bir hal almış bulunuyor ve bu konuda istedikleri neticeyi alamayan Ruslar günden güne sertleşirken, Batı dünyasından destek bulan Ukraynalılar ise Rus güçlerine karşı önemli zayiatlar veriyor. Ama olay şu ki, iki taraf da birbirlerini ikna etmek için kendilerini karşı tarafa ağır bedeller ödetmek zorunda görüyor. Ve doğrusunu isterseniz bu savaşta tam olarak bu nedenle çığırından çıkmış, beşer oğlunun en acımasız vicdanıyla birbirlerine verebilecekleri en ağır cezayı vermeye çalışıyorlar.
Aslında bir savaşta olası başa gelmesinden korkulan en kötü senaryo budur, çünkü savaş psikolojisi insanı beşer olmaktan çıkarıyor, tüm çabasını olası karşı tarafa vereceği zarar üzerinden arzusu olan neticeye ulaşacağına inanmasına neden oluyor. Çünkü taraflar bu hale gelince savaş bilindik amacını yitiriyor, tarafları birbirlerine ödetecekleri bedeli düşünmeye şartlayarak olası en ağır cezayı vermelerine çalışmalarına neden oluyor.
Bir savaşta caydırmanın teknik boyutu eldeki araçların taraflara sağladığı imkanlara göre netice verecektir. Taktik zekayı elbette göz ardı etmiyorum, ama iş caydırmaya evirilmişse savaşın ne kadar yıkıcı olabileceğini ve olası önlerine koydukları neticelere ulaşamayan tarafların daha ne kadar vahşileşebileceklerini ise tahmin bile etmek istemiyorum; çünkü beşer oğlu kendisini sonuç almaya şartlamışsa artık bir sınırı yoktur, nerede duracağını kestirmek imkansızdır, artık o savaş kabul görmüş tüm kuralları yıkmış, her şeyi yakıp yıkmakla kendisini sonuç almaya şartlamış bir güruhun kanlı bir oyununa dönüşmüş oluyor.
Rus tarafı Ukrayna tarafının Batı dünyasından aldığı destek sonucu ordusuna karşı yıpratmaya dönük bir varlık gösterince, bir var olma savaşı verdiklerini ve olası gerekirse nükleer silahlarını kullanmaktan geri durmayacaklarını beyan eder oldular. Bu Rusların Ukrayna cephesinde bekledikleri sonuçları alamadıklarına işarettir. Belli ki Ruslar Ukrayna’ya karşı Kırım’da olduğu gibi kısa vadede bir sonuç alacaklarını umuyorlardı. Ruslar nükleer silah kullanır mı, şimdilik bu bilinmiyor, ama olası kullanırsa bu savaşın seyrinin değiştiği ve içine Batı dünyasının da direkt dahil olduğu bir savaş olur, çünkü nükleer silahların kullanılması durumunda dünyanın sessiz kalması daha büyük bir felakete işaret olur.
Batı dünyası şimdilik Ukrayna üzerinden Ukraynalılarla Ruslara karşı bir var olma ve Rusların yayılmacılığına karşı onlara bir ders verme savaşı veriyor. Ukraynalılar bu savaşta bir yandan ülkelerini korumak için savaş veriyorlar, diğer yandan Batı dünyasının doğu hududunu korumak için savaş veriyorlar. Bu da Ukrayna halkının aynı zamanda pahalı bir vekalet savaşı verdiği anlamına geliyor. Ruslar ise, önlerinin Batı dünyası tarafından Ukrayna cephesinde kesilmesini kendilerine karşı bir varlık sorunu olarak okuyor ve böylece bu savaşta ellerinden ne gelirse kendilerini onu yapmak zorunda görüyorlar. Bu oldukça sıkıntılı bir angajman durumudur, çünkü netice de iki taraf da bir şekilde var olma savaşı veriyor ve bu savaş bir var olma-yok olma savaşına dönüşünce de taraflar sağ duyusunu kaybediyor, olabilecekleri en kötü şekilde yıkıcı olmaya çalışarak savaşın şiddetinden arzu etikleri neticeye ulaşmaya çalışıyor.
İşte, Rus Ukrayna savaşı bu yüzden sıradan bir savaş değildir, sonuçları sıradan bir savaşın sonuçlarına göre olmayacaktır ve karşılığı bir tarafın olası tümden yok olmasına karşılık olsa da bu savaş yine devam edecektir. Çünkü taraflar kendilerini bu savaşı kazanmak zorunda görmektedirler ve bu kazanmanın neticesi de şimdilik en yıkıcı şekilde tarafların ne kadar ileri gidecekleri konusunda birbirlerini ikna etme ve caydırma esası üzerinden yürüyor. Bugün Ukrayna’dan sel gibi akan göç dalgasının nedeni budur ve Batı dünyasının Ukraynalıları koşulsuz bir şekilde kabul etmelerinin nedeni de budur, çünkü olası bir gün bu savaş bitse bile Ukrayna’da Ukrayna’yı tekrar bayındır hale getirecek halk o Ukrayna halkı olacaktır. Çünkü muhtemelen savaştan sonra bir Ukrayna’dan söz etmek ile imkânsız olacaktır. Bunu şimdilik kimse bilmiyor, taraflar savaş cephesinde çok acımasız olsa da ortada halihazırda silahların yıkıcı gücü üzerinden kademeli sertleşen bir sınama savaşı veriliyor; artık kim nerede duracak, kim nereye kadar gidecek bunu kimse bilmiyor ve savaşın verdiği zarar kar etme amacını ne kadar gölgede bırakacak şimdilik onu ne biliyor ne de umursamıyor. Lafın kısası iki taraf da kendisini bu savaşı kazanmak zorunda görüyor.
Rusya’nın bu savaşta bu kadar ısrarcı olmasının pek çok nedeni var, ama tüm nedenlerinde kendilerini büyük ideallere kaptırma, bir ulus olarak dünyanın kaderine oynama ve geleceğin dünyasında söz sahibi olma gibi ırkçı saik ve kompleksler bulunuyor.
Rusya, kendilerini hala Çarlık İmparatorluğu ve Sovyet İmparatorluğunun doğal mirasçıları olarak görüyor ve kendilerini bir şekilde o geleneğin mirasını sürdürmek zorunda görüyor. Diğer yandan Ruslar kendilerini Hıristiyan dünyasının da üçüncü Roma’sı ve Ortodoks dünyasının ise birince Roma’sı olarak görüyor.
Ruslar, kendilerine sıcak denizler kapatıldığında kendilerini kuşatılmış hissetmekte ve herhalde Batı dünyasının ansızın Moskova’nın kapılarına dayanacaklarını düşünüyorlar. Gerçi Rusya’nın parçalanması, Ruslar yüzünden bağımsızlık nedir bilmeyen halkların bağımsızlıklarına kavuşmaları iyidir, ama şimdilik ufukta öyle bir olasılık bulunmuyor. Doğrusu dünyanın hiçbir ulusunun dünya topraklarının 3/1’ini elinde tutmaya hakkı yoktur.
Ruslar her daim ‘Büyük Rusya’ emelini besliyor ve kötüsü bu emellerini gerçekleştirmeyi Batı dünyasıyla savaşmakta görüyor. Sanırım Batı dünyasının mütemadiyen Rus insanının bilinçaltında düşman olarak bilinmesinin nedeni de bu düşünceden geliyor. Batı dünyasının ise haklı kaygıları var, çünkü karşılarında geçmişte de ve bugün de hep genişlemeye çalışan ve onca geniş topraklara sahip olmasına rağmen toprağa doymayan bir Rusya var ve bu Rusya geleceğini çevre ülkeleri işgal etmekte görüyor.
Diğer yandan, Batı dünyası destek vermeden bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğunun da kendisini Ruslara karşı koruyamadığı gibi Ukrayna’nın da o destek olmadan kendisini Ruslara karşı koruyamayacağını biliyor. Batı dünyası o yüzden bu savaşı şimdilik Ukraynalılar üzerinden bir çeşit vekalet savaşı olarak götürmeye çalışıyor. Ukrayna halkı kuşkusuz bu savaşta yüksek bir bedel ödüyor, çünkü savaşın kendilerine çıkardığı faturayı canlarıyla ödüyor. Ama yine de umalım bu savaş Rusya ile Batı dünyası arasında sonu kestirilemeyen bir savaşa dönüşmez ve olası bugüne kadar kullanılmamış büyük silahlar devreye girmez; çünkü bugün Batı dünyası sağ duyuyu elden bırakmasa da karşılarında ne yapacağı kestirilemeye ve bir şekilde tüm Rusya’yı kontrolüne almış duygusuz ve ruhsuz ve bir lider bulunuyor.












