Rüşvet alan 6 yıl ceza yiyor, hapisten çıkıyor ama rüşveti yazan gazeteci 3 yıl 6 ay yatmak zorunda.. Adalet bunun neresinde?

0

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında telekonferans aracılığıyla gerçekleştirildi.

Toplantı sürerken açıklamada bulunan Öztrak, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere hastalığın hızla yayıldığı şehirlerde büyükşehir belediye başkanlarının, sokağa çıkmanın kısıtlanması için iktidara çağrıda bulunduğunu, iktidarın parça parça ve gecikmeli tedbirlerle hastalığın yayılma hızını kontrol altına alabileceğini düşündüğünü savundu.

CHP’li belediyelerin canla başla çalıştığını, yurttaşların hayatını kolaylaştıran pek çok icraata imza attığını belirten Öztrak, CHP’li belediyelerin 280 bin 83 aileye ayni yardımda bulunduğu, 98 bin 588 aileye toplam 30 milyon 408 bin 741 lira nakdi yardım yaptığı, 231 bin 102 ailenin sularını borçlu olmasına rağmen kesmediği bilgisini verdi.

CHP’li belediyelere ait 12 bin 766 iş yerinde kiracı olan esnafın kiralarının ertelendiğini, 55 bin 964 aileye evde bakım hizmeti verildiğini aktaran Öztrak, dezenfeksiyon işlemi, temizlik malzemesi temini, ulaşım ve gıda yardımı, bir yerden bir yere nakil gibi farklı alanlardaki 377 bin 801 talebin karşılandığını kaydetti. Öztrak, 2 bin 687 sağlık çalışanına konaklama imkanı sağlandığını, ücretsiz maske dağıtımına başlandığını belirtti.

Öztrak, “İktidar maskeyi zorunlu kıldı ama aynı açıklamada maskeleri nasıl satacaklarını da açıkladılar. Sonra da bizim belediyelerimizin ücretsiz maske dağıtmasının verdiği mahcubiyetle olsa gerek bu kararlarından geri adım atmak zorunda kaldılar. Her yurttaşımıza haftada 5 maske ücretsiz dağıtılacakmış. Tüm kararları böyle yarım yamalak alıyorlar. Arkasından da düzeltmeye uğraşıyorlar. Neden? Çünkü tek adam rejimi devlette liyakatı bitirdi” değerlendirmesini yaptı.

“Devletin, ‘sağlığını düşünme, sokağa çık, çalış’ dediği vatandaşlarımız, kendi vergileriyle alınan bu maskeleri, iktidardan mutlaka talep etmelidir” ifadesini kullanan Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz iyilikte yarış olsun diyoruz ama iktidar belediyelerimizin çalışmalarına taş koymak için elinden geleni ardına koymuyor. AKP’nin siyasi çizgisindeyken 25 yıl boyunca bağış toplayan belediyelerin, yönetim bize geçtikten sonra bağış toplamalarına yasak getiriliyor. Hem de kanunsuz bir şekilde. Oysa aynı belediyeler AKP’de iken Gazze için, Suriyeliler için pek çok bağış kampanyası düzenledi. Geçmişte, ‘yağan yağmurlarda beraberce ıslandıkları’ koalisyon ortakları, rahat bağış toplasın da paralel devlet kursun diye kaldırdıkları yasakları, bugün devletin meşru organı olan belediyeleri engellemek için hem de yasaları çiğneyerek yeniden getirmeye kalkıyorlar.

Vatandaşın belediyelere yaptığı bağışın yerinde kullanılıp kullanılmadığını Sayıştay zaten denetleyecek yani iddia edildiği gibi ‘devlet içinde devlet olma’ durumu söz konusu bile değil. Devlet içinde devlet oluyor diyenler, devletin içine nifak sokuyorlar. Belediyelerimizin bağış kampanyalarının Erdoğan tarafından neden yasaklandığını milletimiz çok iyi biliyor. Erdoğan 31 Mart ve 23 Haziran seçim sonuçlarını halen hazmedemedi, her fırsatta mızıkçılık yapmaya devam ediyor”

Reklam

Bu salgın krizinin Türkiye’nin milli birlik ve dayanışmayı sağlayacak makamlara, mekanizmalara acil ihtiyacı olduğunu gösterdiğini dile getiren Öztrak, bu çerçevede tüm Türkiye’yi kucaklayan bir Cumhurbaşkanlığı makamının eksikliğinin bugün her zamankinden daha çok hissedildiğini savundu.

Öztrak, “Olağanüstü küresel bir salgın varken dahi partili Cumhurbaşkanlığı sistemi tüm milleti kucaklayamıyor. Böylesine olağanüstü bir zamanda bile parti rozeti, ülkemizin ay yıldızlı bayrağının önüne geçebiliyor. Ama ne yapılırsa yapılsın belediyelerimiz ellerindeki tüm imkanlarla, vatandaşlarımızın yanında olmaya bundan sonra da devam edecek” dedi.

Daralmış mali alanı genişletmek gerektiğini, bunun için de para basmak gerekeceğini anlatan Öztrak, basılan paranın dövize kaçmasını engelleyecek, Türk lirasının değerini koruyacak tedbirlerin de alınmasının önemine işaret etti. Öztrak, şöyle konuştu:

“Para basılırsa, mutlaka salgınla ilgili tedbirler için harcanmalı. Bunun enflasyon üzerinde kalıcı etki yaratmaması için de parasal genişlemeden çıkış stratejisinin mutlaka ortaya konması gerekiyor. Tüm bunlar dört başı mamur orta vadeli yeni bir programla yapılabilir. Türkiye’nin teknik olarak güçlü, dört başı mamur bir ekonomik programa acilen ihtiyacı var. Bunun hızla hazırlanması gerekiyor. Tabii bu programın başarılı olabilmesi için de program üzerinde toplumun tüm kesimlerinin geniş mutabakatının sağlanması şart. Bu nedenle Ekonomik ve Sosyal Konseyin de derhal toplanması gerekiyor.”

“CHP’li belediyelerin yardım kampanyalarına bloke kondu. Hukuki süreç başlatıldı, bir gelişme var mı?” sorusunu Öztrak, “Bununla ilgili yargıya başvurduk. Kimse endişe etmesin, belediyelerimiz vatandaşlarımıza yardım yapmak isteyen yurttaşlarımızın yardımlarını bu vatandaşlarımıza ulaştırılması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar” diye yanıtladı.

“Komisyonda kabul edilen infaz düzenlemesi ile ilgili görüşünüz nedir? CHP olarak Genel Kurulda oyunuzun rengi ne olacak?” sorusuna karşılık Öztrak, infaz yasasının af yasası haline geldiğini söyledi. Bununla ilgili olarak hiçbir önerilerinin dikkate alınmadığını ifade eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla bu yasayı desteklemeyi bizim için zor hale getirmek için ellerinden geleni iktidar kanadı yaptı. Sayın Erdoğan da bu yasa hakkında bugüne kadar hiçbir şey söylemedi, merak ediyoruz 2018’in 5 Eylül’ün de söylediği ‘Benim bir ilkem var, ilkem de şudur, devlete karşı işlenen suçlarda devlet affedici olabilir ama kişilere karşı işlenen suçlarda devletin af yetkisi yoktur’ görüşünü mü muhafaza ediyor? Öyle bir yasa geliyor ki adalet denen şey içinde yok. Küçük bir örnek vereyim, rüşvet alan 6 yıl ceza yiyor, getirilen bu düzenleme ile hemen hapisten çıkıyor. Rüşveti yazan gazeteci o da 6 yıl hapis yiyor ama o 3 yıl 6 ay yatmak zorunda. Adalet bunun neresinde? Bunun gibi bir çok örnek var.”

“Cengiz Holding salgın nedeniyle açılan bağış kampanyasına 34 milyon lira bağış yaptıklarını açıkladı. Bu konudaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?” sorusu üzerine Öztrak, özellikle Cumhurbaşkanları tarafından yürütülen bağış kampanyalarına yapılan bağışların tamamının vergiden indirilmesinin söz konusu olduğunu belirtti.

Reklam

Kurum ve kişilerin yaptıkları bağışların tamamını vergi matrahından indirme imkanları bulunduğunu anlatan Öztrak, “Bu bağışların gerçek bağış sayılabilmesi için bu bağışların vergi matrahından düşülmesinden bu kişilerin vazgeçmesi lazım. Kaldı ki bu kişilerin geçmişte bu vergi aflarından yararlandıkları miktarları dikkate aldığımızda 34 milyon liranın, hele hele vergi matrahından düşülecek 34 milyon liranın bahsi dahi olmayacağını açık seçik görebiliriz.” dedi.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here