Rusya’yı Kızdırmadan Arkadaşını Nasıl Döveceğiz?

1

Hüseyin Bağcı önemli bir Uluslararası İlişkiler Profesörüdür. Mete Yarar’a soğuk savaş dersi verdiğinde umulmadık bir tepkiyle karşılaşmıştı.
Hemen her konuda uzman olan Yarar’ın soğuk savaş gibi fani ve geçmişte kalmış konulara ilgisi, bir eskimonun buzdolabına olan ilgisinden fazla değildi.
Hal böyle olunca Bağcı hoca haksız biçimde sert tepki almıştı.

Yazık ki yüksek sesle konuşmak, söylediklerinizi haklı konuma getirmiyor. Yüksek sesle konuşmanın tek sonucu ses tellerinizin arızalanması ve etrafa gürültü kirliliği yaratmaktır.

Mete Yarar ve türevleri hatırlamasa da, soğuk savaş döneminde Türkiye’de en birinci düşman şimdi Rusya diye bilinen SSCB idi.

Türk sağcısının ezberindeki en pratik slogan “Komünistler Moskova’ya” idi.

Komünistleri Moskova’da ağırlamak her zaman mümkün olmuyordu. Komünistler bu ülkede yasaklanan bir ideolojinin takipçileri olarak hayatlarını ortaya koyarak mücadele ettiler. Bu mücadelenin komünist blok yıkılsa da devamına baş koyanlara hala dudak bükülür.

İktidar bloku ve onun sığ ideolojik kurgusunda komünistler hala ikraha tabidir.

Türkiye’yi komünizmden koruyan Türk ordusunun bağlı olduğu uluslar arası birliğe ise NATO denmekteydi.
Bugün ortada komünizm ve onun NATO’su olan Varşova Paktı yok. Ancak NATO varlığını güçlü biçimde sürdürüyor.

NATO bugün sosyal medya hesabından paylaştığı “NATO Türkiye’dir” sloganı ve bunun eşliğindeki bir klip ile deyim yerindeyse kalpleri fethetti.

Reklam

Gönül telini titreten bu videonun zamanlaması manidardı.

Türkiye adeta arkadan ittirilerek, Suriye’de bir çatışmaya doğru ilerlerken NATO’nun bu çıkışı pek de tesadüf olmasa gerek. 

Daha birkaç ay önce ‘Ey Amerika’ diye ünleyen Bahçeli’nin, Şam’a gitme planlarını duymuştuk. En ufak bir kuşkuya mahal vermeyen gerçeklik ise, ABD’nin en önemli üyesi olan NATO olmadan Suriye’de pozisyon almanın pek de olası olmadığıydı.

Aslında doğruyu söylemek gerekirse arkada NATO bile olsa, böyle bir planın hayata geçmesi kolay görünmüyor.

Bu durumun aslında basit gerekçesini ‘komünizm yıkıldıysa, NATO hala niye var?’ sorusunun cevabında aramak lazım.

NATO’nun Bosna savaşını bitirmek için; Belgrad semalarında görülen uçaklarının, acısını hala hisseden Sırpların en iyi dostunun Ruslar olduğunu bilirseniz, aslında cevap için çok da yorulmazsınız.
Son Avrupa Şampiyonasında bu rekabetin futbola yansımasını kaleme almıştım.

NATO belki komünizmin 2. Dünya Savaşı sonrasındaki tehditine karşı kurulmuş olabilir. Ama Rusya neredeyse 300 yıldır kimlik değiştirse de, kişilik değiştirmeden hep aynı yöne, Sıcak Denizlere doğru hareketlenmiştir.
Bu günler de buna istisna olmaktan öte fazlasıyla delalet etmekte.

Lazkiye’ye mitili atmış bir Rusya’nın canını sıkmak için ciddi bir özgüven gerekir. Nitekim Genelkurmay Başkanı da bu konuda nerede durulduğunu tereddüte mahal vermeden ifade etmiş: “Bizim Rusya’ya karşı herhangi bir tavrımız söz konusu değil, tek hedefimiz rejim. Ateşkesi ihlal eden gruplardır”

Reklam

Satrançdaki Vezir misali; her yere yetişen muktedir Rusya’nın, Suriye’de sağa sola çapraz hareket ederek, ilerlediğinin farkında olmak aslnda oldukça faydalı bir tutum.

Hele ki ABD’den Patriot talep edilerek savunma tarafını sağlamlamak da gündeme dahil olduğunda, ister istemez bundan 7 ay kadar önce yazdığım yazı aklıma geliyor.
“Dünya bir dönem iki kutuptan ibaretti. Bir tarafta ABD diğer tarafta şimdi Rusya olan Sovyet bloku vardı. S 400’ler günümüz dünyasında Türkiye’nin çok kutuplu seçeneklere bir yatırımı olarak da tanımlanıyor.
Gerçekten böyle mi göreceğiz?
En azından hem bir kutbun parçası olmaya devam etmek, hem de çok kutuplu dünyada farklı eksenlerle beraber hareket etmek mümkün mü anlayacağız?”

7 ay gibi kısa bir sürede Patriot’a muhtaç olmak ve yukarıda yazılanların birebir tahakkuku, bana ait bir övünç vesilesi olmaktan ziyade, iktidarın strateji vadesinin 15 dakikadan çok olmadığını göstermektedir.

Öte yandan Rus turistlere bel bağlayan turizm ekonomisi de patriot isteyen iktidar gibi yüzünü batıya dönmek zorunda kalacak bu gidişle..
Ancak gerginlikten ürken Rus turistlerin yerine batılı turist getirmek de o kadar kolay değil.

Savaş tamtamları Rus halkını kızdırır, Amerikalıyı ürkütür.

Savaş çığırtkanlarının bu kadar çok olduğu bir ülkeye, hangi aklı başında batılı Turist, gönül rahatlığı ile gider?
Rusya’nın altı tabii kaynak kaynıyor, bizde seçim dönemleri dışında doğalgaz /petrol keşfedilemiyor.
Ülkenin ekmek kapısı, emek insanlarının çıkış noktası olan turizmin de başı belaya girerse, patriot gibi ödünç dolar talep edilirse şaşmayın.

1 YORUM

  1. birisi Hazar dan Lazkiyeye hatta kudüse uzanmaya çalışıyorsa, bir diğeri de hem bunun önünü kesmek, hemde kendi limanını inşa etmek derdinde olursa:
    sen arada sadece tost olursun.
    Rusun suriyeden, Abd nin israilden, israilin Kudüsten, TR’nin Kıbrıs ve doğu akdeniz benzeri yerlere küsüp hadi eyvallah diyeceğini kimse düşünemez.
    İran bile bin yıl geçse Akdenizden parasıyla yazlık alır yine gelir orada günbatımını izler. bu çocukluğunda ekmek bulamamış, açlık nedir damardan hissetmiş bir çocuğun ömür boyu travmasına benzerdir ve hiç bir tedavisi yoktur.
    burda asıl insanlığın üstünde durması gereken;
    Bosnada, Irakta, egede Suriyeli Aylan bebenin, filistinl çocuğun, çocuğu korkmasn diye bomba sesini oyuna çevirdiği idlibdeki babanın travması, dramları olması değilmidir?
    TR ülkesindeki hem kendi vatandaşını hemde komşusunun haytta kalması için kendi askerini riske sokmaktan çekinmezken,
    birileri el birliğiyle, kendi vatandaşının üstüne bomba atmasını, hadi sende kontrol ettiğin yerden çıkıver canım nolacakki birkaçbin insan ölecek, üçbeş boru döşecez, beşaltı gemi silah daha satacaz, destekleyip, görmezden gelip, seyretmeye kalkması…
    akıl alır gibi değil.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here