S – A – V – A – Ş

0

Kelimeyi bir bütün olarak söylediğimizde tam algılanmadığını düşünüyorum. Ne akla ne de kalbe sirayet ediyor. Bu sebeple ‘SAVAŞ’kelimesini bölüp, parçalayıp yazmak istedim.

Tıpkı savaşın toplumlara yaptığı gibi.

Harflerin dağınıklığı, ruhlarımızdaki dağınıklığı gösterir gibi duruyor. Başını, sonunu düşünmeden ‘SAVAŞ’ diyoruz. O kadar basit geliyor ki rahatlıkla söyleyebiliyoruz: 

Savaşa gidiyoruz.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş da öyle diyordu: “Nihayetinde bir SAVAŞA giriyoruz.” Ne kadar basit değil mi; nihayetinde bir savaş.

Savaşın, tarihte hiçbir zaman kazananı olmamasına rağmen Kurtulmuş, cümlesine ekleme yapmayı da unutmuyordu:

“Allah’ın izniyle bu SAVAŞI biz kazanacağız.”

Mesele bize basit gelmiş olacak ki Dışişleri Bakanımız da günler öncesinden askeri üniformasını giyinivermişti. Birinci vazifesi diplomasi olan bir bakan, giymişse askeri üniformasını, geriye bizi savaştan alıkoyacak ne kalır ki..

Reklam

Sosyal medyada fotoğraf binlerce beğeni aldı. Elden ele yayıldı. Meğer savaşa ne kadar da susamışız. Meğer konuşmaktan ne kadar da yorulmuşuz. Meğer barış limanından ne kadar da çok uzaklaşmışız.

Kulak duymayınca vicdan da harekete geçmiyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da tezkereyle ilgili “Oradaki askerlerin burnu kanamasın diye tezkereye içimiz yana yana ‘evet’ diyeceğiz.” diyordu. 

Hem SAVAŞ hem de burnun kanamasın..

Ahmet Kaya, “Penceresiz kaldım anne” isimli parçasında diyor ya: “Bu ne yaman çelişki anne”

Artık ne sözler bir, ne de gönüller.

Kur’an-ı Kerim’de Allah soruyor ya..

Fe-eyne tezhebûn(e)

Reklam

“(Hâl böyle iken) Nereye Gidiyorsunuz?”

Sorunun cevabı yine Sonsuzluğa düşüyor.

Hep sormuşumdur, insanoğlu savaşmak için gösterdiği çabanın binde birini barışmak için göstermiş midir? Maalesef bu sorunun cevabı koca bir HAYIR.

Biliyorum ki yazdıklarımın da söz sahipleri üzerinde bir hükmü yoktur. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş. “Çıkmamış candan ümit kesilmez” misali bizimki bir gayret. Belki tarihe düşülen bir not.

Biz de ünlü şairimiz Necip Fazıl Kısakürek gibi desek sesimizi duyan olur mu?

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,

Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,

Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;

Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here