Salı’nın Ateşi

0

Her ne kadar ‘erken seçim’ talebi ‘vatana ihanet’le eş değer görülse de bugünlerde giderek artan siyasetteki gerginliğin temelini yine seçim oluşturuyor.

Ufukta seçim gözüktüğü için partilerin Meclis’te salı günleri gerçekleştirdiği yeni yılın ilk grup toplantılarının tansiyonu da yükseliyor.

İttifaklara ortaklık arayışları hızlanıyor.

“O kapı senin, bu kapı benim” diyerek kapı kapı dolaşılıyor.

Açıklamalara bakılırsa atı alanın Üsküdar’ı geçip geçmediğini ise seçime bir hafta kala öğreneceğiz.

Dilin de kemiği olmadığı için akla düşen cümleye dönüşüyor.

Allah ne verdiyse yağdırıyorlar.

‘Özgür Basın’ın ekranları da gerginlikten nasibini alıyor.

Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış.

Belki de bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şeydir sükût.

Bizimki sukutu hayal.

MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin, partisinin grup toplantısında kullandığı şu ifadelere bir bakın!..

“Serok Ahmet yalancıdır, yandan çarklıdır. Kemal Kılıçdaroğlu fren tutmamış yalan bataklığına çakılmıştır. İP’in başkanı yalanı maske olarak takalı zaten çok olmuştur.”

Şimdi bu cümlelerin kime ne faydası var?

Siyaseti düşmanlaştırmaya, şeytanlaştırmaya gerek var mıdır?

CHP lideri de “Salı’nın Ateşi”ne tutulmuş.

Açtı ağzını yumdu gözünü.

Namustan, şereften, onurdan, haysiyetten sözü açtı.

Kelimeleri ezdikçe ezdi.

Öfke seli kabardıkça kabardı.

Alkışlar havada uçuştu.

Öfkeyi biri bırakıyor öteki alıyor.

Çevir kazı yanmasın.

Kimse sevgisiyle sarmıyor öfkeyi.

Kabartan kabartana.

Korkuyorum bu öfke dalgası hepimizi boğacak.

Biz gerçekten şiddeti bu kadar seven bir toplum muyuz?

“Tuzun koktuğu yerdeyiz” deniyor ya.

Ama hangi konuda?

Her geçen gün daha fazla yozlaşıyoruz.

Değerlerimizi bir bir tüketiyoruz.

Dün söylediğimizi bugün inkâr ederek karakterimizi yerlere seriyoruz.

Bir siyaset uğruna değerlerimizi, hasletlerimizi bir bir yere sermeye değer mi?

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here