Sanaldan uzaklaş, gerçekle kucaklaş

0

     Netflix’de sosyal medya kullanıcılarını duyarlılığa davet eden “The Social Dilemma” son zamanların dikkat çeken belgeseli. Yeni iletişim teknolojileriyle internetteki arama motorları, sosyal ağ ve anlık bilgi servislerinin toplumu manipüle etme gücüne ve bunlara bağlı bireyler yetiştirme potansiyeline ciddi bir farkındalık oluşturuyor. Özellikle Instagram, Facebook, Twitter ve Snapchat gibi sosyal medya sitelerine bağımlılık ihtimaline karşı neler yapılabileceği konusunda görüşlere de yer veriyor. Bu teknolojinin birçok faydalarının da olduğunu, ancak kontrolsüz kullanımla olumsuz sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor.

     Üniversite bitirme projemin konusunu bu belgeseldeki merak edilen konu üzerine yazmıştım. Hayali bir sosyal sorumluluk projesi istenildiğinde ekran bağımlılığı için toplumu duyarlı hale getirmeye yönelik bir konu seçerek hem yazılı hem de görsel çalışmalar hazırlamıştım. Projemde amaç bize yararları olan ekranı tamamen dışlamak değil, ölçülü kullanımının gerekliliğini dikkate alarak sosyal ve psikolojik sorunları en aza indirecek şekilde toplumun yaşam kalitesini arttırmak olmuştu. Dengeli ve sağlıklı hayatın unsurları olan aile, arkadaş, spor ve doğadan kopmamanın önemini Adobe Illustrator, Adobe Photoshop, Adobe Premiere ve Macromedia Flash programlarıyla görseller oluşturarak anlatmıştım. Projemle ilgili logo, poster, antetli kağıt, kartvizit, zarf, tişörtler, bayrak, gazete ilanları, banner ve tanıtım filmi hazırlamıştım. Piksellerden oluşan sanal ortam içinde gerçek kişi ve gerçek ortam içinde piksellerden oluşan sanal kişi yaklaşımlarıyla da posterlerimi tasarlamıştım. Hazırladığım posterlerin birkaç tanesini sizlerle de paylaşıyorum.

     Gündeme çok az getirilmiş olan ekranı ölçülü kullanma konusunda bir sosyal sorumluluk projesinin hazırlanmasının ve görsel ürünlerin üretilmesinin medya literatürü için önemli bir boşluk olduğunu düşünüyorum. Dijital teknolojinin ekran bağımlılığı tehlikesini beraberinde getirebileceği gerçeğini görmezden gelemeyiz.

     Bazıları sosyal medya bağımlılığını madde bağımlılığı benzerliği ile açıklar. Madde ile mücadelede uyuşturucunun hiç kullanılmaması istenildiği için bu benzerliği kullanmanın tam doğru olduğunu düşünmüyorum. Klasik benzetmelerin aksine sosyal medyanın aşırı kullanımını obezite kavramı ile anlatmak istiyorum. Nasıl internet yaşamımızın gerekliliklerinden biri haline geldiyse, gıda da temel ihtiyacımızdır. Ancak, interneti kontrolsüz kullanım da, dengesiz gıda alımı da sorunlar ortaya çıkarır. “The Social Dilemma” belgeselinin internetin bu tarz dengeli kullanımının gerekliliğine yer vermemesi senaryosunda eksik kalan önemli bir konu olarak fark ediliyor. Google, Facebook ve Instagram gibi sosyal medyanın kurucularının anlattığı “The Social Dilemma” belgeseli sitelerinde vakit geçirmelerinin olumsuz yönlerini anlatırken, olumlu yönlerinden bahsetmekte zayıf kalıyor. “Sosyal İkilem” başlığı iyi ve vurucu bir seçim olsa da, sosyal ağların sadece zararlı yönleri ağır basan söylemleri içermesi uygun olmuyor. Sosyal medyanın psikoloji ve davranışlara olumsuz etkisini sinirli bir şekilde belli ediyor. Ancak, sosyal medya ortamının sağladığı olanaklardan yeteri kadar söz edilmiyor.

İnsan yaşamının önemli bir parçası haline gelen bu dijital teknolojinin yararları da göz ardı edilemez. Geleneksel medyadan (radyo, televizyon, gazete, dergi)  farklı olan bu dijital devrim insana birçok kolaylık sağlıyor. Pasif kullanıcı konumundan aktifliğe geçiş ile ifade özgürlüğü ve demokratik bir platform oluşturuyor. Aradığımız bilgiye zamandan tasarrufla, hızla ve kolaylıkla ulaştırıyor. Kişiler arası haberleşmeyi canlı tutuyor ve toplumsal hareketler konusunda yardımlaşmamız kolaylaşıyor. Sosyal çevremizi genişleterek iletişimimizi kuvvetlendiriyor. Güncel haberlere kısa sürede ulaşabiliyoruz. Yayın saatlerini beklemek yerine istediğimiz zaman dizileri izleyebiliyoruz. Her işimizi hızlı ve ekonomik olarak gerçekleştirebiliyoruz. Pazarlama, satın alma ve bankacılık gibi etkinlikleri yapabiliyoruz. Yeteneklerimizi keşfetme imkanı tanıyarak ufkumuzu açan farklı iş imkanları ile tanışıyoruz. Fotoğraf ve video paylaşımlarımızla kişilerle etkileşimde bulunabiliyoruz. Kendine güvensizlik yaşayanlar yazılarını ve yorumlarını özgürce sanal platformda paylaştığında daha özgüvenli ve girişimci bir ruha sahip oluyorlar. Egzersiz, sağlıklı beslenme ve eğitim ile ilgili uygulamalar motivasyon kaynağımız olarak bizlere yardımcı oluyor.

     Yeni iletişim şekli olan internet ve sosyal medya günlük yaşamımızın vazgeçilmezi haline gelmiş durumda. Bu dijital teknolojiye uyum ya da bağımlılık ise bireyin kendi kişisel tercihi. Bağımlılık oluşturma suçunu sadece sosyal medyaya yüklemek doğru olmaz. “The Social Dilemma” belgeselindeki kullanıcıların yanlış kullanımını gerekli kadar vurgulamayarak izleyicide sosyal medya platformunun varlığının sakıncalı olduğu ve bağımlılığa neden olacağı algısını oluşturması çok uygun bir anlatım olmuyor. Yeni medyadaki teknolojik gelişmeleri iyiye ya da kötüye kullanma seçiminin topluma ait olduğunu düşünüyorum. Toplumun bu seçimi anlatan sahneler senaryoda dikkat çekici bir şekilde işlenseydi “Sosyal İkilem” başlığı için daha uygun olurdu.

     “The Social Dilemma” belgeselinde sosyal mecrada kullanıcıları sürekli takip eden algoritmaların varlığından söz ediliyor. Kişileri tanıyan algoritmalar kullanıcıyı sanal ortama çekmek ve uzun süre orada tutmak için dikkatini çekeceğini bildiği uygun ekranlar hazırlıyor. Telefonu elimizden düşürmeyecek merak duygusunu canlı tutan anlık bildirimler göndermesi sosyal medyanın karanlık tarafı gerçeğini gösteriyor. Yönetmen Jeff Orlowski’nin sanal ortamın perde arkasında yer alan algoritmaları bilimkurgu, animasyon ve komedi unsuru katarak anlatması belgeselin daha kolayca eğlenerek izlenebilirliğini ve çekiciliğini sağlıyor. Ama, yer yer yavaşlayan kurgusu olduğu için sıkmadan sürükleyici bir şekilde izlenebilir diyemem. Sosyal medya kurucularının söyleşilerinden oluşması merak uyandırsa da, konuşmalarının uzun tutulması ilgiyi dağıtabiliyor. Konuşmacıların söylemlerine uygun görsellerle düzenli ve hareketli geçişlerle akıcılığını kaybetmeyen bir kurgu izlemek daha iyi olurdu.

     Belgeselin bilimkurgu canlandırmasının bir kısmında da sosyal medya şirketlerinin kapitalizmi hedef almalarıyla kişileri tüketici konumunda kullandıkları gösteriliyor. Kullanıcıların sürekli telefonuyla ilgili olmasını sağlayarak nasıl zor duruma çektiğini ve uyguladıkları gizemli stratejilerini göstererek daha fazla gelir elde etmeye çalıştıklarını anlatıyor. Aile ve arkadaşlarından kopuk nomofobi (No Mobilephone Phobia) semptomları gösteren sürekli like oranlarıyla ya da internetteki yanıltıcı haberlerle beslenen karakterler de gösteriliyor. Bu karakterlerin aile bireyleri ve dostlarından uzak gerçek dünya yerine sanal ortamda yeni bir yaşantı kurmuş, yüz yüze iletişimden yoksun bağımlı duruma gelmiş bir profil çizdiği gözlemleniyor.

     Belgeseldeki söylemin aksine internetin kötü taraflarına kapılmasının bireyin kendi tercihine de bağlı olduğunu anlatmak istiyorum. Zararlı yönlerinden korunmak için sosyal medyanın gücünün olumlu yönlerinin de olumsuz yönlerinin de farkında olarak bilinçli kullanıcı olmak doğru bir yaklaşım olacaktır. Enformasyon ile dezenformasyonun belirsiz olduğu sosyal medya ortamlarında seçici olarak sahte ve yanıltıcı bilgiler olup olmadığına dikkat etme mücadelesi önemli bir yaklaşım. İnternette ya da sosyal medya platformunda irademizi ön plana alarak ölçülü kullanmaya da özen gösterirsek dış dünyadaki sorumluluklarımızdan ve yakınlarımızdan uzaklaşmamış oluruz. Sosyal mecralarda gereğinden fazla zaman geçirmenin zihinsel ve fiziksel aktivitelerimize olumsuz etkilerinin olacağının bilincinde olarak stresimizi azaltacak egzersizler yapmaktan, doğadan, arkadaşlarımızla yüz yüze aktivitelerden uzaklaşmamak bilinçli kullanıcı olmamıza yardımcı olacaktır. Ekran bağımlılığı tehlikesi gerçeğini unutmayarak, internete aşırı zaman ayırmadan verimli kullanarak, dengeli ve sağlıklı hayatımızı gelişen yeni teknolojilerin elimizden almasına izin vermeyerek bilinçli kullanıcılardan olmak bizim seçimimiz. Ekrana kontrollü yaklaşarak toplumun duyarlılığı ile ilgili sosyal sorumluluk projemin ismindeki gibi söylemek gerekirse “Sanaldan uzaklaş, gerçekle kucaklaş”  

6/10

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here