Sandım ki Muharrem İnce’yi aday gösterdi

0

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin cumhurbaşkanı adayını açıkladığına ilişkin haberleri görünce hem şaşırdım hem de heyecanlandım.

Şaşırmamın gerekçesi:

Cumhur İttifakı’nın ortaklarının iddiasına göre seçimler normal vaktinde yani 2023’te yapılacak. Bu sebeple hiç kimse boş hayale kapılmamalıydı.

O zaman seçime 3 yıl varken şimdiden cumhurbaşkanı adayını açıklamak da nereden çıktı?

Erken seçim emareleri orta yerde kol gezmezken, idam cezası yeniden tedavüle sokulmuşken, hayat normal akışında devam ederken, ekonomi uçarken, Yunan ve Fransızlarla uğraşırken, Doğu Akdeniz hattı ateş çemberinde kalmışken cumhurbaşkanı adayı açıklamayı nasıl izah edebiliriz?

Üstelik kimse merak etmezken, tahmin dahi yürütmezken, konuya ilişkin soru sorulmamışken bu açıklamada nereden çıkmıştı?

Ayasofya olmadı doğal gaz verelim olmadı idam cezası sunalım. Araya zamları da sıkıştırmayı unutmayalım.

Erken seçim zorlaması yapılmakta olduğunu savunan Bahçeli, gül isteyenlerin daha çok fidan dikme çabasının da beyhude bir gayret olduğunu söylüyor.

Gül istemek, bol bol fidan dikmek neden beyhude bir gayret olsun ki?

Neticede gül, çevreye güzel kokular yaymaz mı?

Bir fidanın dahi tutması gelecek adına umuttur.

Hz. Mevlâna ne diyordu: Gülün dikene katlanması, onu güzel kokulu yaptı.

Gülden kasıt 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül müdür; bilinmez.

Ama akıllarının bir köşesinde her daim bir Gül faktörü durduğunu görüyoruz.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Abdullah Gül’ün evinin önüne ikinci defa helikopter indirilir mi; o da bilinmez.

Bugün cumhurbaşkanı adayını açıklayanlar, yarın erken seçim tarihini de açıklarsa hiç şaşırmam. Çünkü Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli.

Şaşkınlığımı üzerimden attıktan sonra Bahçeli’nin adayını bir miktarda olsa merak etmedim değil.

Neticede iktidara talip olmadan iktidar gibi davranan, yöneten siyasi hareketin adıdır MHP.

Tamam; benim de sizin gibi aklıma elbette aday olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan gelmedi değil. Ancak neden başka bir ihtimal olmasın ki?

Hem CHP’li Muharrem İnce’nin Sivas’tan başlattığı “Bin Günde Memleket Hareketi” hakkında Bahçeli, “Gördüğümüz kadarıyla haksızlıklara ve ayrımcılığa uğradı. Parti kurar mı, kurmaz mı bilemiyorum ama bildiğim ve tespit ettiğim husus şudur: 4 Eylül’de, Sivas Kongresi’nin ruhuyla atacağı adımla CHP içinde Atatürk’e dönüş hareketini başlatacaktır. Değerlendirmem budur. Yani kaynağından ve kökünden kopan CHP’yi özüne döndürmek maksadıyla çaba sarf edecektir. Anlaşılan odur ki, ‘bin günde memleket’ parolasıyla Atatürk’ü ve kurucu değerleri hareketinin mihveri yapacağı anlaşılmaktadır. CHP’nin içişlerine bizim karışmamız elbette doğru olmayacaktır. Ama gördüğümüz gerçekler de bunlardır. CHP’de Atatürk’ün ahı tutmuş, geçmişe özlem yeşermiş ve yükselmiştir. Artık taşeron ve teslimiyetçi bir zihniyetin geldiğimiz bu aşamada işi oldukça zordur.” dememiş miydi?

Sayın Bahçeli, böylesine büyük bir misyonu yüklediği Muharrem İnce’ye bir destek atamaz mıydı?

Böylece hem CHP’yi özüne döndürmüş olacak hem de Atatürkçülüğü kurtarmış olacaktı.

Bir taşla iki kuş vurmak gibi.

Çok mu ütopik düşünmüşüm?

Boş hayal kurduğumu zaten hemen fark ettim.

Çünkü Bahçeli, “Cumhur İttifakı’nın 2023 yılında Cumhurbaşkanı adayı bellidir, o muhterem isim de Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.” diyordu.

Türk siyasetinde yeni dönemin kapıları her daim Bahçeli sayesinde açılmıştı. Köklü bir partinin genel başkanı, kendisi aday olmak yerine bir başka partinin genel başkanını cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ediyordu.

Gerçekten büyük fedakârlık.

Bu açıklamasıyla Bahçeli, kendi de dahil Erdoğan dışı adaylara tümden kapılarını kapatmış oldu.

Bir sonraki hamle ise Millet İttifakı’nı, cumhurbaşkanı adayını açıklamaya zorlamak olacaktır. Cumhur İttifakı olarak “Bakın biz şimdiden adayımızı açıkladık, sıra sizde” denerek siyaseti bu tartışma üzerinde yoracaklardır.

Böylece bir kısır döngü içerisinde ülkenin gerçek gündemi de kaybolup gidecek.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here