- İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi?/ Nach dem Iran, Türkei? - 13 Ocak 2026
- Bu Üç Adam İlginç/ Diese drei Männer - 10 Ocak 2026
- Trump’a ve ABD’ye Karşı Çıkalım Ama…/ Trump und die USA protestieren - 6 Ocak 2026
Ukrayna’daki savaşın üzerinden bir ay geçti.
Bugün haber ajansları 34. Günü diyerek sözlerine başlamışlardı, demek ki 34 gün olmuş. Bugüne kadar gördüklerimiz yıkılan evler ve evlerine terk etmek zorunda kalan insanlar…
Peki bu savaş ne zamana kadar devam edecek?
Hani kapitalizmle ilgili bir cümle vardır ya ‘kapitalizm hep kazanmaya endekslidir’ diye. Evet, bu doğru ama eksik.
Sadece kapitalizm değil insanların var olduğu bütün düzenler, sistemler ve hayat şekilleri kazanmaya endeksli. İster kapitalizm deyin ister komünizm isterseniz orta doğu ülkelerinin din motifli yönetim şekilleri.
ABD’nin savaşın sonlandırılmasına ilişkin düşüncesinin olumsuz olduğu söyleniyor. ‘ABD aslında bu savaşın devam etmesini istiyor’ diyorlar.
ABD istiyor da sanki Rusya istemiyor mu?
Sanki Türkiye istemiyor mu?
Sanki İran istemiyor mu?
Hepsinin derdi de başlıkta ifade ettiğim gibi ‘kişisel başarı’.
Hepsinin derdi daha güçlü olup bölgenin ve mümkünse dünyanın sahibi olmak.
Bu isteği ABD’nin üzerine atıp kendilerini temize çıkarmaya çalışan ülkeler sanki sütten çıkmış ak kaşık gibiler.
Rusya o kadar kayıplarına rağmen geri adım atmamak ve karizmayı çizdirmemek adına inat ediyor. Bu inadı Rusya’nın sınır tanımaz tutumuna da yarıyor ve bir zaman sonra başka ülkelere de saldıracağının sinyallerini veriyor.
Türkiye arabulucu konumuna geçiyor ve hatta bazı kanallar bu konumu kıskanan ülkeler olduğunu bile söylediler.
Türkiye bu konumu iç siyasette kullanmak için yatırım olarak görüyor. Şimdiden söyleyeyim, yaz sonu seçim yapılacak olursa siyasi iktidar hemen şu söylemi dile getirecek: ‘Eyy Muhalefet, siz bir araya gelip Ak partiyi devirmek istiyorsunuz, ekonomide sıkıntı çekiyoruz evet, zorluklar da yaşıyoruz ama biz bölgesel güç olarak dünyanın çözemediği konularla ilgileniyoruz. Siz ufak hesaplar yapıyorsunuz ama biz global işlerle meşgulüz’.
Bu söylem aslında şimdiden topluma verilmeye çalışılıyor. Çekilen arka plan vidolar, verilen mesajlar aslında subliminal bir sunum ve alt yapı çalışması.
Bir de şu pencereden bakalım. Övünülen SİHA’lar ve benzer savaş aletleri (Erdoğan’ın damadının ürettiklerinden bahsediyorum) savaş olmasa ne işe yarayacak? Savaş olmasa bunları nereye satacaksınız?
Gerçi şurası da var.
Satılmazsa sınır ötesi operasyon düzenlenir orada kullanılır!
Gelelim İran’a.
İran için bu durum çok isabetli. Daha evvel İran’la meşgul olan ABD şimdi Rusya’yla uğraşıyor. Bu da İran için fırsat oluyor. Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi’ni terörize etmek ve İsrail’de terör saldırıları düzenlemek için. Bir de din kılıfı olunca üzerinde İsrail’de öldürülen masum insanlar için sevinen düşüncesiz Filistinliler meydana çıkıyor. Alın size terörün dinsel kılıfla kutsallaşması…
Kişilerde, partilerde, devletlerde kutsallık görme arzumuz çok olunca meselenin arka planındaki salt menfaat olayını göremiyoruz…
Almanya’nın önemli yayınlarından olan Der Spiegel Rusya-Ukrayna savaşı ile ilgili çoklu ihtimal sonuçlaması yaptı.
Buna göre;
- Ukrayna bölünecek ve iki kesim de buna razı olacak.
- Savaş uzayacak ve böylece Rusya Ukrayna’yı ve Avrupa’yı zora sokacak.
- Savaş diğer Baltık ülkelerine sıçrayacak ama Putin’in bunu göze alamaması yüksek
ihtimal.
- Putin iktidarını kaybedebilir mi? Pek öyle görünmüyor çünkü Ruslar Putin’i ve savaşı
seviyorlar.
- Putin’e karşı darbe. Ülkede darbe yapacak ya da muhalif olacak kesim kalmadığı için
bu da zor bir ihtimal.
- Çin faktörü. Çin Rusya’ya tepkili değil. Savaş işine geliyor çünkü zayıflayan Rusya
Çin için daha cazip. Kontrollü savaş daha da işine geliyor.
Devletlerin, devlet başkanlarının savaşın varlığı konusunda rahatsızlıkları yok hele savaşta ölen insanlar onlar için hiç önemli değil.
Çıkarlar ve derler: ‘Vatan savunması kutsaldır…’
Bitti, gitti….
Sevgi ve Bilgiyle kalın












