Savaşı düşünen yok herkes kişisel başarı derdinde

0

Ukrayna’daki savaşın üzerinden bir ay geçti. 

Bugün haber ajansları 34. Günü diyerek sözlerine başlamışlardı, demek ki 34 gün olmuş. Bugüne kadar gördüklerimiz yıkılan evler ve evlerine terk etmek zorunda kalan insanlar… 

Peki bu savaş ne zamana kadar devam edecek? 

Hani kapitalizmle ilgili bir cümle vardır ya ‘kapitalizm hep kazanmaya endekslidir’ diye. Evet, bu doğru ama eksik. 

Sadece kapitalizm değil insanların var olduğu bütün düzenler, sistemler ve hayat şekilleri kazanmaya endeksli. İster kapitalizm deyin ister komünizm isterseniz orta doğu ülkelerinin din motifli yönetim şekilleri. 

ABD’nin savaşın sonlandırılmasına ilişkin düşüncesinin olumsuz olduğu söyleniyor. ‘ABD aslında bu savaşın devam etmesini istiyor’ diyorlar.

ABD istiyor da sanki Rusya istemiyor mu? 

Sanki Türkiye istemiyor mu? 

Sanki İran istemiyor mu? 
Hepsinin derdi de başlıkta ifade ettiğim gibi ‘kişisel başarı’.

Hepsinin derdi daha güçlü olup bölgenin ve mümkünse dünyanın sahibi olmak. 

Bu isteği ABD’nin üzerine atıp kendilerini temize çıkarmaya çalışan ülkeler sanki sütten çıkmış ak kaşık gibiler. 

Rusya o kadar kayıplarına rağmen geri adım atmamak ve karizmayı çizdirmemek adına inat ediyor. Bu inadı Rusya’nın sınır tanımaz tutumuna da yarıyor ve bir zaman sonra başka ülkelere de saldıracağının sinyallerini veriyor. 

Türkiye arabulucu konumuna geçiyor ve hatta bazı kanallar bu konumu kıskanan ülkeler olduğunu bile söylediler. 

Türkiye bu konumu iç siyasette kullanmak için yatırım olarak görüyor. Şimdiden söyleyeyim, yaz sonu seçim yapılacak olursa siyasi iktidar hemen şu söylemi dile getirecek: ‘Eyy Muhalefet, siz bir araya gelip Ak partiyi devirmek istiyorsunuz, ekonomide sıkıntı çekiyoruz evet, zorluklar da yaşıyoruz ama biz bölgesel güç olarak dünyanın çözemediği konularla ilgileniyoruz. Siz ufak hesaplar yapıyorsunuz ama biz global işlerle meşgulüz’.

Bu söylem aslında şimdiden topluma verilmeye çalışılıyor. Çekilen arka plan vidolar, verilen mesajlar aslında subliminal bir sunum ve alt yapı çalışması. 

Bir de şu pencereden bakalım. Övünülen SİHA’lar ve benzer savaş aletleri (Erdoğan’ın damadının ürettiklerinden bahsediyorum) savaş olmasa ne işe yarayacak? Savaş olmasa bunları nereye satacaksınız? 

Gerçi şurası da var. 
Satılmazsa sınır ötesi operasyon düzenlenir orada kullanılır!

Gelelim İran’a. 

İran için bu durum çok isabetli. Daha evvel İran’la meşgul olan ABD şimdi Rusya’yla uğraşıyor. Bu da İran için fırsat oluyor. Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi’ni terörize etmek ve İsrail’de terör saldırıları düzenlemek için. Bir de din kılıfı olunca üzerinde İsrail’de öldürülen masum insanlar için sevinen düşüncesiz Filistinliler meydana çıkıyor. Alın size terörün dinsel kılıfla kutsallaşması… 

Kişilerde, partilerde, devletlerde kutsallık görme arzumuz çok olunca meselenin arka planındaki salt menfaat olayını göremiyoruz…

Almanya’nın önemli yayınlarından olan Der Spiegel Rusya-Ukrayna savaşı ile ilgili çoklu ihtimal sonuçlaması yaptı. 

Buna göre;

  • Ukrayna bölünecek ve iki kesim de buna razı olacak. 
  • Savaş uzayacak ve böylece Rusya Ukrayna’yı ve Avrupa’yı zora sokacak. 
  • Savaş diğer Baltık ülkelerine sıçrayacak ama Putin’in bunu göze alamaması yüksek

ihtimal. 

  • Putin iktidarını kaybedebilir mi? Pek öyle görünmüyor çünkü Ruslar Putin’i ve savaşı

seviyorlar. 

  • Putin’e karşı darbe. Ülkede darbe yapacak ya da muhalif olacak kesim kalmadığı için

bu da zor bir ihtimal. 

  • Çin faktörü. Çin Rusya’ya tepkili değil. Savaş işine geliyor çünkü zayıflayan Rusya

Çin için daha cazip. Kontrollü savaş daha da işine geliyor. 

Devletlerin, devlet başkanlarının savaşın varlığı konusunda rahatsızlıkları yok hele savaşta ölen insanlar onlar için hiç önemli değil. 

Çıkarlar ve derler: ‘Vatan savunması kutsaldır…’ 

Bitti, gitti…. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikKızıl Elma
Sonraki İçerikGörevlerden görev seçelim: Evsahipliği.. Arabuluculuk.. Garantörlük.. Hangisi?
Sinan Eskicioğlu
Sinan Eskicioğlu kimdir? (Deutsche Version, Unten) 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun......... Wer ist Sinan Eskicioğlu? Er wurde 1974 in Izmir geboren. Seine schulische Laufbahn begann er an der Agah Efendi Grundschule. Nach seinem Abschluss an der Izmir İmam Hatip High School bestand er die ÖSYM-Prüfungen und wurde an der Theologischen Fakultät der Dokuz Eylül Universität zugelassen. Mit seiner Abschlussarbeit im Fachbereich Theologie mit dem Titel „Allahs Wille und das Problem der Kausalität” schloss er sein Studium im Jahr 2000 mit einiger Verspätung ab. Aufgrund der Auswirkungen des 28. Februar-Prozesses, durch den Absolventen der Theologischen Fakultät keine Lehrstellen erhielten, beschäftigte er sich bis 2002 mit Handel. Im Jahr 2002 begann er ein Masterstudium im Fach Religionsphilosophie an der Theologischen Fakultät der D.E.Ü. Im selben Jahr brach er sein Masterstudium ab und ging nach Deutschland. In Deutschland war er als Ausbilder und Lehrer in verschiedenen Moscheen tätig, die der Diyanet unterstehen. Er studierte Sozialarbeit und Management an der Universität Duisburg-Essen. Von 2007 bis 2011 war er als Direktor des Bildungszentrums der IGMG (Europäische Nationale Sichtweise) in Düsseldorf und als Regionalausbilder tätig. Von 2011 bis 2013 setzte er seine Ausbildung an der Universität Osnabrück im Fachbereich Protestantische Theologie fort. Seit 2016 ist er Kolumnist bei der Zeitung Ocak Medya. Seit 2020 ist er Chefredakteur der Zeitung. Der Autor spricht Deutsch und Englisch. Bislang hat er sieben Bücher veröffentlicht. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam (Beende die Versklavung des Menschen durch den Menschen – Personalisierter Islam), Zeytin Ağacı (Roman) (Der Olivenbaum), Katar istanbul (Katar Istanbul), Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık (Von den Muslimbrüdern zur AKP – Islamismus), Tarihteki Dindar Zalimler (Religiöse Tyrannen in der Geschichte). İbn Sina, İbn Haldun