Demirtaş kararı: AYM’nin ne dediği değil, ne diyemediği önemli

    0

    Türkiye’de hukuk ve siyaset ilişkisi AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana yepyeni bir çehre kazandı.

    AKP iktidarında hukuk, siyasetin bir aparatı olarak iş görüyor ve büyük ölçüde siyasi bir programın hayata geçirilmesi için uygun zemini yaratmak üzere işliyor. Ergenekon, Balyoz, KCK davaları bir yana HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş başta olmak üzere HDP’li vekiller, CHP’li Eren Erdem ve Enis Berberoğlu da bu çerçevede tutuklandı ve yargılanıyor.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) son Demirtaş kararı da aynı çerçevede bir işlev görüyor.

    Bu karara gelmeden önce olan biteni bir gözden geçirmekte fayda var.

    Kararın aksine AYM, Demirtaş başvurusunda 2017 yılında ihlal görmemişti. Üstelik çok değil, birkaç yıl önce tutuklu milletvekillerine ilişkin kendi içtihatlarını hiçe sayarak Demirtaş’ın demir parmaklıklar ardında kalmasına onay vermişti. AYM’nin bu karardaki en önemli gerekçelerinden biri de Demirtaş’ın 6-7 Ekim olaylarından önce HDP MYK tarafından yapılan açıklamayı sahiplenmesi idi.

    ‘Demokratik siyaset baskı altında’

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ise, AYM’nin tersine Demirtaş’ın siyasi amaçlarla tutuklandığına hükmetti. AİHM’in Demirtaş kararında, ilk defa Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesinden de ihlal kararı verildi. Yani Türkçesi, AİHM Demirtaş’ın tutuklanması ile ‘demokratik siyasetin baskı altına alındığını’ kayda geçiriyordu.

    AİHM’in ihlal kararına rağmen Demirtaş tahliye edilmedi.

    Yazının devamı için

    Reklam