Koronavirüs üzerinden ABD – Çin savaşları: Salgının kaynağı ABD olabilir mi, Beyaz Saray’a gönderilen dilekçelerde neler var?

    0

    Prosedürlerin yetersiz olduğunun ve mekanik zafiyetlerin bulunduğunun tespit edildiği tesiste ölümcül patojenlerin sızıntısıyla ilgili bir bulguya rastlanmış mıydı?

    Dünyanın büyük bir bölümü Koronavirüs’ün dünyaya Wuhan kentinden yayıldığını söyleyerek Çin’i suçlarken, salgının asıl kaynağının ABD coğrafyası olabileceği ihtimaline dikkat çekenlerin de bulunduğu görülüyor. Bu kişiler Beyaz Saray’a yönelik olarak geçtiğimiz günlerde kaleme aldıkları dilekçelerinde, 2019 yılı içinde ABD’de meydana gelen ve esrarengiz niteliğini halen koruyan kimi gelişmelere Washington yönetiminin bir an önce açıklık getirmesini talep ediyorlar.*

    10 Mart 2020 tarihinde Beyaz Saray’ın web sitesi üzerinden imzaya açtıkları dilekçelerinde bu kişiler, ABD’deki biyolojik-savunma temelli bir askeri araştırma merkezinin geçtiğimiz yılki kapatılma kararının ardında hangi gerekçenin yattığını sorarak, merkezdeki laboratuvarlarda gerçekleşen sızıntının Covid-19 virüsü ile ilgili olup olmadığının cevaplanması gerektiğini vurguluyorlardı.

    20 Mart tarihinde Beyaz Saray’ın sitesinde yine aynı doğrultuda başka bir dilekçe daha görüldü. Covid-19’un ABD topraklarından kaynaklanmış olabileceğinden şüphe eden imzacılar, bu dilekçelerinde de, salgından birkaç ay önce Wuhan kentinde düzenlenen 2019 Dünya Askeri Olimpiyat Oyunları’na katılan Amerikalı asker sporcuların araştırma merkezinden yayılan sızıntı sonucu enfekte olarak bunu Çin’e taşıyıp taşımadıklarını sordular. İmzacılar, ABD hükümetinden Wuhan’daki oyunlara katılan -ve özellikle de oyunlardan sonra hastalandığını rapor edilen 5 kişinin de aralarında olduğu- sporcuların sağlık durumları ile ilgili şeffaf bir açıklama yapmasını istediler.

    İki ülke arasındaki hibrit savaşta yeni bir cephe açacak gibi görünen Koronavirüs salgınında Amerikalıların Çin’i suçladığını ve virüsün kaynağı olarak bu ülkenin Hubey eyaletinin en büyük şehri olan Wuhan’ı gösterdiğini zaten biliyoruz. Çinlilerin ABD’yi işaret etmesinin ardında hangi olguların yattığından ise pek haberdar olduğumuz söylenemez. O nedenle, yukarıdaki satırlarda “geçtiğimiz yıl içinde meydana gelen ve esrarengiz niteliğini koruyan kimi gelişmeler” derken neyi kast ediyoruz tam olarak ve Koronaviru’e dair bambaşka bir senaryonun varlığından söz edilebilir miyiz? Bu yazıda bu sorunun cevabı peşine düşmek istiyorum. *

    Bunun için, biraz sabrınıza da sığınarak ilkin 2018 yılının mayıs ayının sonlarına dönmek ve gözlerimizi atmosfere salınan sera gazlarının şiddetlendirdiği küresel ısınmanın ABD’de en çok vurduğu eyaletlerin başında gelen Maryland’a çevirmek istiyorum. Lütfen konudan uzaklaştığımızı düşünmeyin. Her şey birbirine bağlı!

    Küresel ısınma, sel ve küçük çaplı bir felaket

    Maryland, bilim insanlarının, ABD’nin iklim değişikliği kaynaklı yağış artışlarının haritasını da içeren 2014 tarihli, “Ulusal İklim Değerlendirmesi” başlıklı raporlarında da vurguladıkları üzere, ülkede bu yağış artışlarından en çok etkilenen bölgelerinin başında geliyor. Atlas Okyanusu’na kıyısı da olan Maryland eyaletinin küresel ısınmanın bedellerini en sert şekilde ödeyen coğrafyalardan biri olduğu, 1958-2012 arasında bölgenin aldığı yağış miktarında yüzde 71 gibi hiç azımsanamayacak bir artış olduğu bu raporlarda açık bir şekilde yer alıyor.

    Ülkenin batısında bu artış yüzdesi 5-16 ile sınırlı iken ve güneybatıda yüzde 27’lik artışlar görülürken, elbette ki Maryland’a atfedilen rakam çok yüksek. Bu sebeple şiddetli yağışlar sık sık sellere yol açıyor ve bölgede sık sık büyük çaplı maddi hasara sebep oluyor. Maryland’da 2016 yılında şiddetli selin vurduğu ve insanları şaşkına çeviren selin daha şiddetlisi 2018 yılı Mayıs ayı ortalarında yaşandı. Aslında 2019’da da benzerini gördük. 2018’deki selde birkaç saat içinde 15 cm’nin üzerinde yağış aldı bölge. Birkaç gün içinde ise bu rakam 110 cm’ye ulaştı.  Öyle ki, bu, bölgede bin yılda bir görülebilen bir yağış düzeyiydi. Maryland’da o yıl nehirlerin taşması sonucu milyonlarca dolarlık maddi hasara yol açan sel baskınları görüldü.

    Bölgenin önemli kentlerinden Frederick de yoğun yağışlardan payını alan bir bölge oldu. Su seviyesi hem meskûn mahalleri hem de şehir merkezinde epeyce yükselerek hayatı son derece olumsuz yönde etkiledi. Varlığıyla ABD’nin biyolojik savunma amaçlı araştırmalarına ülkede en büyük katkıyı yapan bir tesis de bu sellerden kötü etkilenmişti: Frederick kendindeki Fort Detrick “Birleşik Devletler Enfeksiyon Hastalıkları Askeri Araştırma Enstitüsü“nde (USAMRIID) çalışan işçiler 17 Mayıs günü merkezin kritik işleve sahip sterilizazyon tesisinin zemin katının sel baskınından etkilendiğini fark ettiler. Burası, merkezin laboratuvarlarındaki atıksuyun işlemden geçirilerek arıtıldığı buharlı sterilizasyon tesisi idi. 25 Mayıs’ta tesisteki depolama tanklarında aşırı yağıştan ötürü sızıntılar meydana geldiği anlaşıldı. 26 Mayıs günü ilgili birimlerde onarımlar başladı. Ancak durumun tahmin edilenden de kötü olduğunun anlaşılması üzerine, 31 Mayıs günü “Level 3” ve “Level 4” olarak kategorize edilen laboratuvarlar “onarım çalışmalarından ötürü” kapatılmak zorunda kalındı.

    Reklam

    Bu, 900 civarında personelin çalıştığı araştırma merkezinde yaklaşık 300 kişiyi aylarca etkileyecek bir gelişme demekti. Bu arada, Çevre Bakanlığı yetkilileri de tesiste “kamu sağlığını tehlikeye düşürecek” bir durum belirmesi ihtimaline karşı konuyu incelemeye aldıklarını, gelişmeleri Çevre Koruma Teşkilatı (EPA) ile eşgüdüm içerisinde değerlendirmekte olduklarını ilan ettiler.

    Fort Detrick, aralarında ebola, şarbon ve veba gibi hastalıklara yol açan patojen maddelerin de bulunduğu çok sayıda “tehlikeli maddenin” araştırıldığı, ABD’nin en büyük biyolojik savaş araştırmaları merkezi olarak işlev görüyordu. Yürürlükteki iş güvenliği talimatnameleri gereği merkezin kapanan “Level 3” laboratuvarlarına çalışanlar koruyucu cihazlar ile girmek ve çıkışta mutlaka duş almak zorundaydılar. En yüksek düzeyde tecridin sağlandığı “Level 4” laboratuvarlarına ise pozitif basınç sağlanan ve uzay giysilerini andıran özel, koruyucu kıyafetlerle giriliyor ve çalışanlar havayı filtrelerden soluyarak ciğerlerine çekiyorlardı.

    25 Mayıs’ta fark edilen sızıntı sonrası yapılan onarımlarla tesis buhar temelli sterilizasyondan kimyasal temelli arındırma sistemine geçirildi. 2019 yılının haziran ayında ise araştırma merkezi teftişten geçirildi. Ancak müfettişlerin incelemesi sonucunda, araştırmacıların merkezde yürürlüğe konmuş yeni prosedürlere istikrarlı bir şekilde uymadıkları, ayrıca arıtma sisteminde sızıntılara yol açan mekanik zafiyetler bulunduğu ortaya çıktı. Bu, tesisin belki de yeniden ısıtma temelli bir arıtma prosesiyle çalışma düzeneğine geri dönmesini gerektirebilirdi.

    Ve biyolojik savaş merkezi kapatılıyor

    Nihayet, Birleşik Devletler Enfeksiyon Hastalıkları Askeri Araştırma Enstitüsü,” 2019 yılının Temmuz ayında alınan ani bir kararla belirsiz bir süreliğine kapatıldı ve tüm araştırmalar askıya alındı.

    Konuyla ilgili olarak yapılan ilk açıklamalarda, “Araştırma Enstitüsü“nde (USAMRIID) çok ciddi güvenlik sorunları belirdiği, bu nedenle merkezde yürütülen tüm araştırmaların durdurulduğu belirtiliyordu. Aralarında ebola, şarbon ve veba gibi hastalıklara yol açan patojen maddelerin da bulunduğu çok sayıda maddenin araştırıldığı, ABD’nin bu en büyük biyolojik savaş araştırmaları merkezi, halkla ilişkiler yöneticisi Caree Vander Linden’in yaptığı açıklamaya bakılırsa, güvenlikle ilgili sorunların giderilmesi için aylarca kapalı kalabilecekti.

    Kapatma kararı ve gerekçesiyle ilgili gelişmeler kendisine ilk olarak Frederick News-Post isimli bir yerel gazetede 2 Ağustos tarihinde, daha sonra da 5 Ağustos’ta New York Times gazetesinde yer buldu.

    Aslında ABD biyolojik silah programını 1969’da resmen sonlandırmışsa da, Fort Detrick ölümcül patojenlerle ilgili çalışmalarını “savaşçı güçlerini biyolojik tehditlerden koruma” misyonu ve “savunma araştırmaları” başlığı adı altında bu merkezde sürdürüyordu.

    Ölümcül patojenler sızmış olabilir mi?

    Peki prosedürlerin yetersiz olduğunun ve mekanik zafiyetlerin bulunduğunun tespit edildiği tesiste ölümcül patojenlerin sızıntısıyla ilgili bir bulguya rastlanmış mıydı? Merkezin sözcüsü Linden’e bakılırsa, kapatma kararına rağmen, sızıntı tesis içinde tespit edilmiş,  tesis dışına taşan bir sızıntı yaşanmamış, dolayısıyla kamu sağlığına tehdit oluşturacak bir durum söz konusu olmamıştı.

    Reklam

    Ancak Fort Detrick “sabıkası” olan bir kurumdu. İngiliz Independent gazetesinde konuyla ilgili olarak yer alan bir habere bakılırsa, Araştırma Merkezi, envanterinde kayıtlı olmayan patojen maddeler depoladığı gerekçesiyle 2009 yılında da kapatılmıştı. Ayrıca, Askeri Araştırma Merkezi’nde 18 yıl çalışan Bruce E. Ivins isimli bir mikrobiyoloğun, 2001 yılındaki şarbonlu mektup saldırılarının faili olduğu, olaydan 7 yıl sonra ortaya çıkmıştı. Hatırlanacağı gibi, 11 Eylül saldırılarını takip eden birkaç hafta içinde New York ve Florida’daki basın kuruluşlarına ve ABD Temsilciler Meclisi ile Senato üyelerine mektuplarla gönderilen şarbon tozlarını soluması sonucu 5 kişi ölmüş, 17 kişi hastalanmıştı. Ivins, saldırıları kendisinin düzenlediği ortaya çıkınca ve hakkında resmen dava açılacağını öğrendikten sonra aşırı dozda ilaç alarak intihar etmişti .

    ABD’de bu tip araştırma merkezlerinin kapatılması yönündeki kararları bizdeki (eski ismi ile Hıfzıssıhha’nın) yeni adıyla Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun muadili olan ve Atlanta şehrinde bulunan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Centers for Disease Control and Prevention – CDC) alıyor. Nitekim Fort Detrick’in kapatılmasına da o karar vermişti. Konuyla ilgili olarak CDC tarafından yapılan ilk açıklamada, Fort Detrick’deki merkezin en yüksek güvenlikle donatılmış laboratuvarlarının “atık suyu arındırma” işlevi yapamaz hale geldiği belirtilmişti. Açıklamada, ayrıca kapatmaya biyo-güvenlik standartlarının karşılanmasını ve güvenlik prosedürlerinin uygulanmasını imkânsız kılan gelişmelerden ötürü ve “milli güvenlik gerekçeleriyle” karar verildiği kaydedilmişti. CDC bu tür durumlarda kurumlar için “cease and desist” (yani, dur ve yaptığın işten vazgeç”) adı da verilen bir emrin kaleme alındığı bir mektup yayımlıyordu.

    Söz konusu araştırma merkezi de 18 Temmuz 2019 tarihinde böyle bir mektup almış ve yukarıda da belirttiğimiz gibi o ay içinde kapatılmıştı. Mektubun hemen akabinde, Fort Detrick Araştırma Enstitüsü’nün ABD’de hastalıklara sebep olan malzeme kullanımını ve sahipliğini gözetmekle yükümlü olan Federal Seçili Maddeler Programı’ndaki kaydı iptal edilmişti.

    Ebola virüsü üzerinde çalıştıkları söyleniyordu

    Söz konusu Program, ABD’deki iki önemli kamu kurumu tarafından ortaklaşa yürütülen bir program: CDC’nin Seçili Maddeler ve Toksinler Birimi ile ABD Ziraat Bakanlığı’na (USDA) bağlı bir kamu kurumu olan Hayvanlar ve Bitkiler Sağlık Teftişi Hizmetleri’nin (APHIS) Zirai Seçili Maddeler Hizmetleri (AgSAS) birimi. Seçili Maddeler ve Toksinler’denkasıt da ebola, şarbon vb. patojenlerin de aralarında yer aldığı maddeler.

    Fort Detrick Araştırma Enstitüsü ile ilgili bildiğimiz bir başka husus da, FDA’den (Food and Drug Administration) aldıkları onay akabinde üzerinde çalıştıkları ebola virüsü ile ilgili geliştirdikleri söylenen bir aşıyı maymunlar üzerinde deneyerek etkililiğini araştırdıkları.

    Ancak, Araştırma Enstitüsü’nün CDC tarafından kapatılmasının arkasında spesifik olarak hangi maddelerin yarattığı endişeler yatıyor, bunların tamamını bilmemiz aradan geçen onca zamana rağmen bugün de mümkün değil. Hatta eski bildiklerimizin ne olduğunu hatırlamamız bile mümkün değil. Bir diğer deyişle, bu konuya o tarihlerde yer veren kimi online kaynaklara bugünlerde erişmeye kalktığımızda, ilgili sayfalarda “404 Not Found” mesajı alıyoruz.

    Konu bizim için olduğu kadar bazı Amerikan yasa koyucular için de şaşırtıcı. Örneğin konuyu Ordu Sekreterliği yerine basında yer alan haberlerden öğrendiği için hayal kırıklığı yaşadığını söyleyen Maryland’ın Demokrat senatörü Chris Van Hollen, 9 Ağustos 2019 tarihinde ABD Ordusu Sekreter Vekili Ryan McCarthy’ye mektup göndererek, CDC’nin tesisteki teftişi sırasında tespit ettiği zafiyetlerin sonucu olarak herhangi bir kişinin tehlikeli bir biyolojik/kimyasal maddeye maruz kalıp kalmadığını sordu.

    Wuhan’da Askeri Olimpiyat Oyunları

    Bizler Araştırma Merkezi’nin yeniden açılıp açılmayacağını öğrenene kadar, arada çok önemli başka gelişmeler oldu. 2019 yılının Ekim ayında Çin’in Hubey eyaletindeki Wuhan kentinde 2019 Dünya Askeri Olimpiyat Oyunları gerçekleştirildi. 109 ülkeden 9 bin 308 sporcunun 18 -27 Ekim tarihleri arasında mücadele ettiği oyunlara, Türk sporcuların yanı sıra, ABD Ordusu’ndan da 300 civarında sporcu katılmıştı.

    Bu arada, Dünya Askeri Olimpiyat Oyunlarının açılışının yapıldığı 18 Ekim günü, ABD’nin New York kentinde de bir başka önemli etkinlik düzenleniyordu. John Hopkins Üniversitesi’nin Bill & Melinda Gates Vakfı ile birlikte düzenlediği ve bir tür tatbikat niteliği taşın etkinlik, ilginç bir tesadüfle Event 201A Global Pandemic Exercise adını taşıyordu.

    CDC’den (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) sağlık uzmanları ile akademisyenlerin yanı sıra CIA yetkilileri ile bazı Amerikan şirket temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, SARS’tan biraz daha öldürücü ve bugüne kadar görülmüş virüslerden çok daha hızlı yayılma yeteneğine sahip olup aşısı bulunmayan bir virüse karşı verilebilecek olası bir mücadelenin simülasyonu gerçekleştirildi. Ölümcül bir virüsün yol açtığı küresel bir pandemi vakasının bir tür “provası” gibi görülebilecek simülasyon çalışması 3 buçuk saat sürmüş ve başarılı bir çalışma gerçekleştirildiği söylenmesine rağmen, simülasyonda 65 milyon insanın hayatını kaybettiği gözlenmişti.

    Ve kasımda ilk Koronavirüs vakaları görüldü

    Yazının devamı için