Ordu sefer emrinde bunlar bando derdinde: Hulusi Akar neden hedefte?

    0

    Uğur Dündar’ı ne izlerim, ne okurum.

    Bir arkadaşımın, son yazısının daha geniş bir koalisyonun ‘ortak hedefli’ bir kampanyasına hizmet ettiği yönünde uyarısıyla karşılaşmamış olsaydım, o yazı da yazıldığı gazetede ‘çürüyüp’ gidecekti.

    Geçen hafta haberlere konu olmuştu.

    Emekli bir generalin cenaze töreninde, tören ekibinin düzensiz yürüyüşünü yansıtan görüntüler.

    Hoş olmamış elbette.

    Ama buradan “Ordunun halini görüyor musunuz? Ne hallere düştü” propagandasının çıkarılması için, Uğur Dündar’ın da dâhil olduğu daha geniş bir ‘mızıka ekibinin’ parçası olmak gerekiyor.

    BU LAFLAR NASIL BİR AMAÇ İÇİN SÖYLENİR?

    “…En umutsuz anında bile sadece görüntüsüyle bize umut veren günlerden, cenaze töreninde görevli askerlerini uygun adım yürütemeyen günlere…”cümlesinin, ordunun yeni bir sefer için sınıra koştuğu bir ortamda kâğıda dökülmesinin sizce nasıl bir anlamı olabilir?

    Reklam

    Bu cümlelerin, yakın zamanda ağır bir darbe sınavından geçmiş, buna rağmen hemen üstüne yakın tarihinde örneğine az rastlanır iki büyük sınır ötesi operasyon başarısına imza atmış, üçüncüsü için ‘moral motivasyonunu’ sağlayarak sefer emrine çıkmış bir ordu için sarf edildiğini düşündüğünüzde aklınıza ne gelir?

    Bir sürü şey gelir…

    Ama hepsinden önce belli bir amaç doğrultusunda, güdümlü bir kampanyanın yürütülmekte olduğu fikri gelir.

    Parçaları birleştireceğiz ama önce bu kampanyanın ana hedefinin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar olduğunun altını çizelim.

    “RAHATSIZ EDİCİ DUYUMLAR” DERKEN…

    Geçenlerde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin durumuna ilişkin ‘rahatsız edici duyumlar’ aldığını söylemişti.

    O da, “Ordunun partileşmesi endişesi içindeymiş!”

    Hemen altını çizelim, bu ‘endişe beyanının’ adresi de yine Hulusi Akar sokağına çıkıyor.

    Reklam

    Gerçi, CHP Genel Başkanı’nın duyumlarının ciddiye alınır bir tarafı olsaydı, en son 180 milletvekilinin telefonunda Bylock çıktığına inanıyor olacaktık.

    İşin özü, sorun dediğimiz şey, kendisinin dediği gibi, başka müzahir isim ve grupların peşine takıldığı gibi, ‘ordunun partileşmesi’ gibi bir safsataya tekabül eden bir şey değil.

    Dertlenilen konu, TSK’nın demokratik normlara uygun şekilde hareket etmesi, bütün demokratik sistemlerde olduğu gibi iç siyasete bulaşmadan, görev alanı içinde hareket etmeye özen göstermesi, ülkenin temel güvenlik konularında tabi olduğu sivil otorite ile ‘uyumlu şekilde’ hareket etmesi ve bunun her vatanseverin övüneceği türden başarılı ‘çıktılar’ üretmesi.

    Duydukları rahatsızlığın tam göbeğinde bu gerçek yer alıyor.

    Yazının devamı için