Siyasal İslam ve demokrasi idealleri pratikte buluşamıyor

    0

    Gazeteci Hakan Aygün, Cumhurbaşkanı’nın bağış için verdiği IBAN numaralarına atıfta bulunarak, ‘Ey IBAN edenler’ diye bir tweet atmıştı. Aygün hakkında, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ ve ‘hakaret’ iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu, Aygün tutuklandı.

    Tweet’in tamamı şöyle; “IBAN suresi Ayet 1, EY IBAN Edenler, Biz size ayrı bankalardan IBAN numaraları verdik ki IBAN edesiniz”.

    Hakan Aygün, tweet’in retweet’lenerek önüne düştüğünü, kendisinin yazmadığını söyledi ama hakkında verilen tutuklama kararı değişmedi.

    Aygün’ün tweet’i, İslamcı demokratlar arasında tartışmaya yol açmış görünüyor. Eski AKP’li yeni DEVA’lı Mustafa Yeneroğlu, Aygün’ün tutuklanmasına tepki gösterdi ve şöyle bir tweet attı: “Yazdığını beğenmeyebilirsiniz, çirkin bulma özgürlüğüne sahipsiniz. Ama bir kişiyi hiç kimsenin hakkına tecavüz etmeyen basit bir tweet’inden dolayı tutuklattırmak, sadece özgürlüğünü gasp etmek değildir. Hukuku böyle katledemezsiniz. Gerçekten utanmalısınız!”

    Yeneroğlu’nun tweet’inin altı kısa sürede öfkeli tepkilerle doldu. Yeneroğlu Müslüman bir kişi olarak bu tweet’ten rencide olsa bile bunun ceza hukukun konusu olamayacağını savunuyor. Ne var ki tartışmada gelinen son noktada Yeneroğlu, Bakara suresine referansla kendini anlatmaya çalıştı.

    Yeneroğlu şu iki tweet’i attı: “Bilmezler mi ki, Allah onların gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da…” (Bakara sûresi, 77) Müslümanların kutsal değerleri ve ilkeleriyle dalga geçenlere saygı göstermemizi kimse beklemesin! Hayırlı cumalar dilerim.”

    “Saygı göstermemek; onore ve hürmet etmemek, ciddiye almamak demektir. Kutsallarımıza hakaret edenleri makamlarla onore edenleri görmeyenler, ‘saygı göstermemeyi’ anlamazlar elbette. Öfke, nefret, linç ve ceza onlar için tek iletişim aracı kalır. Hep güçlü kalacaklarını zannederler.”

    Yani Yeneroğlu “Tutuklamak yanlış, ciddiye almayın geçsin gitsin” demeye çalıştı.

    Reklam

    Yeneroğlu’nun yazdıklarını beğenmeyen İslamcı demokratlardan biri Aydın Ünal oldu, Ünal, Yeneroğlu’na şu yanıtı verdi: “Size hiç katılmıyorum Sayın Yeneroğlu.  Hiç kimse Allah’ın kitabı ve ayetleriyle alay etme özgürlüğüne sahip olamaz. Bir Müslüman böyle bir tahrik, tahfif ve tecavüz karşısında müsamahakar olamaz. Müslümanların yaşadığı bir ülkede hukuk da bunu görmezden gelemez.”

    Ünal, şöyle devam etti: “Allah’ın kitabıyla alenen yayın yoluyla alay ediliyor ve kimi Müslümanlar da eziklik içinde ‘hukuk, insan hakkı, ifade özgürlüğü, algı yönetimi’ türküsü söylüyor. Kimi Müslümanlar hoşgörü ayağına gavurun dibine kadar gittiler ama gavur beton misali bir milim bile kımıldamadı.”

    Aydın Ünal, bir dönem Erdoğan’ın konuşma metinlerini yazan kişilerden biri olarak biliniyor. Bir dönem Yeni Şafak’ta da bir süre yazmış, daha sonra yazmayı bırakmıştı. Ünal parti için ‘Pelikan’ denen grubun öne çıkmasından rahatsız olanlardan, spektrumun demokratlığa daha yakın duran tarafında olanlardan.

    Siyasal İslamcılar, “İslam kırmızı çizgimiz, İslam eleştirilemez, hicvedilemez” diyor. Yeneroğlu’nun farklı bir noktada duruyor oluşu, muhtemelen Almanya’da yaşamış olmasından.

    İnsanlık Avrupa’da yüzyıllarca, sınırsızca her şeyi eleştirebilmek için mücadele verdi; buna kutsallar, din dahil. Reform için yüzlerce insan öldü; bu insanlar tam da bunun için, din de hicvedilebilsin diye öldü.

    İslamcılar için orası gavurun dünyası; “Biz onlara benzemek istemeyiz” diye düşünüyorlar; demokrasi ve ifade özgürlüğü için verilen mücadeleyi kendilerinden saymıyorlar, “Bizi bağlamaz” diyorlar.

    Türkiye’de hakim iklim günümüzde bu; din ile ifade özgürlüğü arasına kalın bir kırmızı çizgi çekilmiş durumda. Seküler yaşam ve düşünce pratiklerine sahip kişilerle durmadan alay edilebiliyor, bu kişiler durmadan hakarete uğrayabiliyor. Bu hakaretler ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilirken, din, dini pratikler ve dindar kişilerle ilgili yapılan eleştiri ya da espriler ise cezalandırılıyor.

    “Avrupa’da sen İsa’ya dine küfretsen bak bakalım neler yapıyorlar, Cumhurbaşkanı’na laf etsen başına neler geliyor biliyor musun?” diye de bir söylem türedi. Bunları yapınca kimsenin başına bir şey gelmiyor, Avrupa ideali zaten bunları yaptığı için kimsenin başına bir şey gelmemesi, gelememesi üzerine kurulu. Bu Türkiye’de artık anlaşılamıyor çünkü Türkiye söz konusu ideallerin tam tersi tarafında duruyor.

    Reklam

    Yazının devamı için