Suriye: İdlib bir yana, asker nasıl dönecek?

    0

    Askeri konuları içeriden bilen bir kaynağım “Tommiks’te Kulver Kalesi vardır ya” diye söze başladı; “Hani çölün ortasında Rangerlerin bir gözlem noktası. İşte Suriye topraklarında ondan on iki tanemiz var ve çoğunun etrafında Kızılderililer savaş naraları atarak dönüyor; durumumuz buna benziyor.”
    Rusya ve İran ile Astana ve Soçi anlaşmaları yoluyla hükümetin Suriye’nin İdlib şehri etrafına dizdiği on iki askeri ateşkes gözlem noktasından ikisinin Suriye ordusu ve ordunun desteklediği milis güçlerinde kuşatıldığı zaten biliniyordu. Ancak 2 Şubat’ta İdlib’in Serkaib kasabası yakınlarında saldırıya uğrayan Türk askeri konvoyunda 8 şehit verilmesi başka bir tabloyu da ortaya çıkardı. Bölge üzerine derinlemesine araştırma yapan isimlerden Akdoğan Özkan’ın T24’te yazdığına göre, ilk kurulan 12 gözlem noktasının 11’i şu anda Rus hava koruması altında Beşar Esad’a bağlı resmî ve yarı-resmî güçlerin kontrolünde. Özkan bunun yerine daha geri hatta yeni gözlem noktaları kurulmakta olduğunu söylüyor. Fehim Taştekin ise Duvar’daki yazısında Rusya ve Suriye’nin son hamleleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin artık Halep’i Şam’a bağlayan M5 ve Lazkiye’ye bağlayan M4 karayollarını kontrol altına almaktan, yani genişleme harekâtından vaz geçip, İdlib etrafını güvenceye almaya çalıştığını yazdı.
    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen hafta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmesi ardından Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentiyev ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin’i Ankara’ya gönderdi. Türk tarafına Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal’ın başkanlık ettiği ve Genelkurmay ile MİT yetkililerinin de katıldığı görüşmelerden somut bir sonuç çıkmadı; önümüzdeki haftalarda yeniden görüşüleceği duyuruldu, o kadar. Bunun bir anlamı yangını soğutma çabasıysa, diğer anlamı, “Bu kadar geldiğiniz yeter, daha fazla ilerlemeyin de durumu yeniden değerlendirelim” demek olabilir. Ama ne Rus hava akınları duruyor, ne Suriye kara akınları.

    Uyarılar dikkate alınsaydı…

    Peki, bunların aynen böyle olabileceğini daha önceden söyleyenler olmadı mı? Oldu. Örneğin, Nihat Ali Özcan, daha gözlem noktaları ilk kurulduğunda, bunların birbirinden kopuk, Türkiye’nin hava sahası desteğinden yoksun özelliğine dikkat çekiyor ve “Gözlem noktası gibi taktik bir konumlanma kontrolsüz bir tırmanmayla “siyasi krize” dönüşebilir” diyordu.
    Geçen sene bu günlerde, geçmişinde Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi olarak da görev yapmış olan İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Sezgin, TBMM kürsüsünden “Türkiye için en vahim ve güncel tehlike İdlib konusudur. Son gelişmeler gösteriyor ki Moskova, Şam rejiminin İdlib’e bir operasyon düzenlemesi gerektiği konusunda ısrarlıdır” diyordu. Bir yıl sonra, 5 Şubat’ta yine Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada ise Türkiye’nin İdlib’te “El Kaide türevi HTŞ” ile mücadele sözünde durmadığı için bir tuzağa mı çekilmekte olduğunu sorguluyordu.
    Kendisi de kıdemli bir diplomat olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz ise, daha geçtiğimiz Eylül ayında İran ve Rusya’nın Türkiye’yi “yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla uyarmakta olduğuna dikkat çekerek şunları söylemişti: “Türkiye’nin bölgede bulundurduğu gözlem misyonlarının bazılarının bir kuşatma altına girmiş olmasını ciddi bir güvenlik tehdidi olarak görüyoruz. Bu tehdit bölgedeki Mehmetçik’imizin can güvenliği için olduğu kadar, Türkiye’ye yönelik herhangi bir yeni göç dalgasına karşı da ulusal güvenlik meselesi olarak önümüzde durmaktadır.”
    Denilenler çıktı mı? Maalesef çıktı. Uyarılar dikkate alındı mı? Hayır alınmadı. Tersine muhalefet partileri ne zaman Suriye konusunu Meclis’te tartışmak isteseler AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

    Hava kontrolü olmadan asker sevki?

    Tablo, Erdoğan hükümetinin izlediği Suriye politikasının Türkiye’yi çok ciddi bir sorunla daha karşı karşıya getirdiğini gösteriyor. Yeni bir göç dalgası ve Rusya’nın PKK/YPG’yi ABD’den koparıp Suriye rejimiyle anlaştırma ihtimaline ek olarak, bir de Suriye topraklarında kuşatılmış durumdaki askerleri kurtarma sorunu var artık. Önem açısından ilk sırada üstelik…
    Hal böyleyken Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye topraklarına asker sevkine devam ediyor. En son 9 Şubat akşamı Reyhanlı’dan aralarında tank, obüs ve füzeatar taşıyıcılarının da bulunduğu konvoyun Suriye’ye giriş yaptığı haberi geldi. Bu girişlerin, üstelik 8 Şubat’ta Rus heyetiyle görüşme ardından Rusya ve dolayısıyla Suriye rejiminin bilgisi dışında olduğunu düşünmek pek akla yakın değil.
    Dolayısıyla hükümet yanlısı medyadaki bütün ham hamasete karşın, Türk askerinin Suriye toprağına Esad rejimine ders vermek için girdiğini söylemek zor. Zaten hava sahası kontrolü olmadıkça herhangi bir kapsamlı harekât yürütmenin imkânı yok. Sekiz şehitle sonuçlanan saldırıya cevap verilirken de Ankara Türk F-16’larının Suriye hava sahasını ihlal etmediğini özellikle duyurmuştu. Cerablus ve Afrin harekâtlarının Rusya’nın hava saldırısı olmayacağı garantisi altında yapılabildiğini unutmamak gerekiyor.

    Askeri İdlib havuzuna kim itti?

    Yazının devamı için