Şehir Efsanesi

0

Önce “Millî Görüş gömleğini çıkardık. Geçmişi unutun.” dediler.

Unutmak ne kelime rahmetle anar olduk.

Sonra “Yeni bir partiyiz” deyip önümüze demokrasi, insan hakları, özgürlükleri hedef koydular.

Bu konularda başa oynayacakken tabi bilemezdik sona oynanacağını.

“Biz kimseye benzemeyiz” deyip Cumhuriyet tarihinin efsanesi olacaklarını iddia ettiler.

Bir gün herkes mutlaka efsane olur, iyi veya kötü.

İyi olursanız rahmetle anılırsınız, kötü olursanız beddualarla.

Zamanla, yola çıktıklarını, yolda bulduklarıyla değiştirdiler.

Hem yollarını kaybettiler hem de dostlarını.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu, güle oynaya açılışını birlikte yapmışlardı.

‘Efsane bir üniversite’ olsun diye.

Adı Şehir’di, soyadı üniversite olmaz deyip efsane yaptılar. Hem de kısa ve özlü sözlerle:

Kurucu vakfına kayyım atanan ve garantör üniversitesi tarafından yapılan denetimler sonucunda mevcut mal varlığıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği tespit edilen ve bu durumu Yükseköğretim Kurulunca onaylanan İstanbul Şehir Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasına 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 11. maddesi gereğince karar verilmiştir.”

Cumhurbaşkanlığı için Adayımız, bugüne kadar bu yolda olduğumuz, bu hareketi beraber kurduğumuz Abdullah Gül kardeşimdir.” dediği kişinin arabuluculuğu dahi üniversitenin kapısına kilit vurulmasını engelleyememişti.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, meseleyi “Neye el attılarsa batırdılar, çökerttiler ve kaynakları kuruttular; demokrasiyi, adaleti çökerttiler. Barış iklimini yok ettiler. Toplumu kutuplaştırdılar, nefret iklimini ülkenin her yerine yaydılar.” diyerek özetliyordu.

İki sözün biri 28 Şubat.

Diğer adıyla üzerinden tam 23 yıl geçen post modern darbe.

Her daim iktidara tutulan bir aynadır 28 Şubat.

İktidarın da her zaman anlata anlata bitiremediği süreçtir 28 Şubat.

Oysa tarihin sayfalarında 28 Şubat döneminde üniversite kapatıldığı yazmıyordu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “28 Şubat’ta Konuşanın tepesine vurun mantığı vardı; şimdi aynı mantık yine iş başında. 28 Şubatın en büyük hatalarını bugün yine yaşıyoruz. Bu hataları, bir başka açıdan şimdi birileri yeniden tesis etmeye gayret ediyor. Aynı mantık şimdi bir başka açıdan geldi başımıza çöktü.” ifadeleriyle efsane olmaya çalışanlara tepki gösteriyordu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise haklı olarak soruyor: “İstanbul Şehir Üniversitesi neden kapatıldı? Pırıl pırıl öğrenciler, güçlü kadrosu ile göz kamaştıran bir üniversiteydi. Genç ve çalışkan üniversiteydi ama Sayın Ahmet Davutoğlu‘ndan intikam almak için üniversiteyi kapattılar. Neden bizden ayrıldı?”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da “Artık Cumhurbaşkanı ve 28 Şubatçı ortakları, üniversiteyi nasıl kapattıklarını gururla anlatabilir.” diyordu.

Bir dönem Millî Eğitim Bakanlığı yapmış Şehir Üniversitesi’nin Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Dinçer, “Bir ülkede hukuk, adalet ortadan kalkmışsa Şehir Üniversitesinin kapatılması o kadar büyük sorun değil aslında.” diyerek memleketin geldiği yere nokta koyuyordu.

Meğer demokrasi, insan hakları, hak, hukuk, özgürlüklerin zirve noktası üniversite kapatmakmış.

Bundan daha büyük bir efsane mi olur?

Çağları aşacak, yüzyıllarca konuşulacak bir efsane.

Fuzûlî ne güzel demiş:

Derdime vâkıf değil canan beni handan bilir

Hakkı vardır şad olanlar herkesi şadan bilir

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil

Çektiğim âlâmı bir ben birde Allah’ım bilir.

Bizimki de suya yazı yazmak gibi.

Rahmetli Necmettin Erbakan, talebelerini çok anlatırdı, uyarırdı da kimseler inanmazdı.

Meğer işin sırrı çıkarılan gömlekteymiş.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here