Şekil ve anlam düzleminde cinsellik

0

Sputnik haber sitesinde gördüğüm bir haberi okurken bir tartışma başladı.

Haber sex işçileriyle ilgiliydi. Bir sitenin uyguladığı kredi kartı yasağı yüzünden mağdur olan sex işçilerini ele almışlar.

Vücutlarıyla çalışanlar olduğu gibi yazdıklarıyla da çalışanlar olan bir site.

Bu sitedekiler usülsüzlüklerden mağdur durumdalar.

Tam bu haberi okurken tartışma başladı.

Batı’nın ahlaksızlığı, ya da Avrupa’nın ahlaksızlığı ve Doğu’nun utanma duygusu üzerine bir tartışma.

Batı’nın rahatlığı, çıplaklığı ve ahlaksızlığının doğu insanlarını, Müslümanları rahatsız ettiğini, savundu babam.

Annem ise, ‘sanki Müslümanlar yapmıyorlar’dedi.

Ben ise, ‘yapıyorlar ama gizli-saklı yapıyorlar’ dedim.

Bunun karşısında babam, ‘gizli-saklı yapmaları bile utanma duygusundan geliyor’ dedi.

Annem ise, ‘hayır efendim, utanma duygusundan değil, alışkın olmadıkları için ve toplum baskısından’ dedi.

Ben de konu üzerine biraz düşünmeye başladım.

Sex işçiliği Doğu’da yok mu ki.

Ya da Müslümanların yaşadığı ülkelerde..

Var elbette.

Ya da söz konusu siteye Müslüman olanlar girip, birşeyler izlemiyorlar mı?

İzliyorlar illa ki.

Ama neden batının ahlaksızlığı söz konusu olurken, doğu çok masummuş gibi ‘utanma’ üzerine kurulu örtülü bir cinsellikten bahsediliyor.

Düşünürken aklıma başka şeyler de geldi.

Batı, cinselliği özgürce yaşadığı için deneme-yanılma ile kendine uygun olanı buluyor.

Doğu ise cinselliğe anlamlar yükleyerek cinsel hazzı yakalamaya çalışıyor. Bu anlamlar da gizli, yasak ve tabu olanlar üzerinde ilerliyor.

Gizli, yasak ve tabunun verdiği heyecanla, cinsellikte olması gereken vücutların estetiği önemsenmiyor. Böyle olunca hem kadını, hem erkeği kendi vücutlarının farkına varamadıkları için spor yapmayan kilolu insanlar haline geliyorlar.

Batı insanı için görsel şölen de önemli, ki duyular böylece uyarılıyor ve cinsel haz artıyor.

Batının ahlaksız olması onları kötü insanlar yapmıyor. Yani onlar kötü oldukları için ahlaksız olmuyorlar. Batının ahlaksızlığı kötülükten kaynaklanmıyor.

Doğu’nun utanma ile bastırılmış duyguları ortaya çıkarması, yasak ve tabu olanla heyecan yaşaması da, onların iyi insan olmalarından kaynaklanmıyor.

Zaten o kadar iyi insan olsalardı, savaşlar olmazdı.

İnsani duygularını unutacak kadar kutsal olsalardı, çocuk yapmazlar ve nüfus artmazdı.

Şu soru da önemli: ‘Çocuk yapmak demek sağlıklı cinsel hayat anlamına mı geliyor?’

Hayır, gelmiyor.

Doğu’daki anlam yükleme alışkanlığı kadını anne olarak kutsal sayıyor. Ama aynı erkek batının ahlaksızlığını yaşamak için başka arayışlar içine giriyor.

O erkeğe, ‘neden bunları eşinle yapmıyorsun?’ dendiğinde ise cevabı ilginç.

‘O artık anne oldu.’

Ama anne olan kadın, kendisine bu gözle bakılmasından rahatsız. Anne olan kadın da kadın olduğunu hissetmek istiyor.

İnsana dair olan cinselliğin doğusu, batısı yok.

Aynı zamanda kadını, erkeği de yok.

Aradaki fark insanların cinselliğe verdikleri anlam ve görev…

Hoşçakalın

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here