Şempanze, Tarla faresi, İnsan ve Hatalarımız

4

İnsanoğlunu “insan” yapan en önemli özelliklerden biri “hata yapma lüksüne” sahip olmasıdır.

Her canlı hata yapar muhakkak. Saldırmaması gereken sürüye saldıran aslanlar, girmemesi gereken kovuğa giren meraklı tarla fareleri hatta yememesi gereken meyveyi yiyen şempanzelerinde birçok hatası vardır ama hiçbiri insanoğlu gibi muazzam hatalar yapmaz. Hiçbiri karısını aldatmaz, banka kredi sahtekârlığı yapmaz ya da konuşmaması gereken yerde yasaklı kelimeleri kullanmaz. Ve saydığımız bu diğer canlı türleri o hatalarından ders alır ve adımlarını ona göre atar ama insan türü bundan asla vazgeçmez.

İnsanoğlunun hataları yememesi gereken meyveyi yiyen şempanzeye göre daha komplikedir. Şempanze meyveyi yer. İshal olur. Ve bir sonrakinde o meyveyle karşılaştığında onu yemez çünkü bilir, meyve güzeldir, lezzetli ve suludur ama sonu ıstıraptır. İşte insanoğlu böyle yapmaz. Yine o meyveyi yer ve der ki; “Belki o sefer yediğim başka bir şey dokundu, kim bilir?” Sonuç yine ishaldir. Ve İnsanoğlu geçmişte yaptığı hatanın aynısını göz göre göre yaparken çılgınca “başka bir sonuç” alacağını düşünerek yine aynı hatayı yapar. Yukarıda dediğimiz gibi şempanzeler ve fareler bunu yapmaz. Onları bizden üstün kılan şey bu olsa gerek sanırım. Bizler delirmişçesine o hataya koşarken onlar asla yapmazlar. Dersini almıştır ve tekrarlamaz ama biz vazgeçmeyiz ve yine aynı hatayla karşı karşıya kaldığımızda safça talihinin yüzümüze gülmesini bekleriz, olmayınca da küfreder, hatayı hep başka şeylere yükleriz. Bahta, Kadere, Şansa hatta bazı zamanlar hiçbir şekilde haberi veya suçu olmamasına rağmen Tanrıya.

Bu kadar karmaşık ve tekrarlayan hatalar serisinde bazı hatalar vardır ki; asla yapmamanız gereken hatta tekrarını yapma şansınızın bile olmayacağı, onu tekrar yapma lüksünü bulamayacağız türlerdir. Yine yaparız ama.

Mutlaka ki hepimizin hataları var ve her hatamız kendimize göre muazzam – eşsiz ve kusursuz hatalar. Ama bazı hataları hiç yapmamış olmalıyız ki şu an hala yaşıyor, bu yazılanları yazıyor hatta okuyoruz.

Mesela; Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda bir Fenerbahçe maçında, Galatasaray takımının forması ile Fenerbahçe tribünlerinde ayağa kalkıp tezahürat etmiş olamazsınız. Ya da bir Karşıyaka maçında Göztepe forması giymiş olamazsınız, Adana Demir Spor maçında, Adanaspor forması ya da Lazio – Roma maçında Lazio forması. Diğer maçları bilmem ama bu maçlarda yapacağınız bu hata kesinlikle “ölümle” sonuçlanır.

Aşırı sağ görüşe sahip insanların toplandığı bir yerde, “İşçilerin birleşmesinden, Sosyalizmden, Emeğin kurtuluşundan hatta Komünizmi” öven söylevler atmış olamazsınız örneğin. Eğer bunu yapsaydınız şu an burada olmazdınız.

Örneğin, Cidde’de bir otelde birkaç kadınla, alkolün ve diğer maddelerin tepsilerde gittiği bir parti vermiş olamazsınız.

Müslüman olup olmamanız şart değil kaldı ki Müslüman değilseniz zaten Cidde’ye giremezsiniz. Ama yapmış olan varsa dinlerim heyecanla. Ki içki partisi vermiş olanları tanıyorum ama bu kadar abartılmışı olamaz.

Budapeşte’de Macar dostlarınızla içki içiyorsanız; “Eee hadi oturmaya mı geldik, kaldırın kadehleri, neye içiyoruz?” deyip içkinizi havaya kaldıramazsınız örneğin. (Daha önce neden yapamayacağınızı işlemiştik bu köşede) Bunu ciddi hakaret sayarlar hatta çok ciddi.

Kuzey Belgrad’da bir masaya davet edildiğinizde; masanın köşesine, kıyısına, kenarına asla oturmamalısınız mesela. Bu masa sahibine çok ağır hakarettir ve sonu oldukça kanlı bitebilir. Şahit olmuşluğum vardır. Bu hayat kurtaran bir bilgidir. Ve birileri kadeh kaldırıp; “Ziveli” (Şerefe!) dediğinde özellikle o kadehi kaldıranın gözlerinin içine baka baka su içseniz bile onu kaldırmalı ve asla “Savaştan bahsetmemelisiniz” Masa da kimin hangi taraftan şehit verdiği belli olmaz çünkü.

İrlanda’ya gittiğinizde, cücelerden ve cinlerden, özellikle bu iki kelimenin geçtiği her türlü sohbetten uzak durmalısınız örneğin. İnanılmaz hassaslardır ve söyleyeceğiniz yanlış bir şey size ciddi sorunlara sebep olabilir.

Bir görev ile Yunanistan’a gittiğinizde pasaport kontrolünden başlayıp, ülkeyi en son terk ettiğiniz ana kadar aksanınıza mukayyet olunuz. Turist olarak gitmek ayrı, devlet görevi ile gitmek ayrı. Ve Yunanistan çok küçük bir ülke. Atina havaalanında diplomatik pasaport kullanıp, “Geia Sou” (Merhaba) dediğiniz görevli akşam sizin yan masanızda oturan boş boğaz biri çıkabilir. Ve başınızı inanılmaz belalara sokabilir. Turist olarak gittiğinizde “Ben Türk’üm” dediğinizde kesinlikle çok güzel karşılanacağınızdan hatta sizi sirtaki oynamaya kadar (zorla) kaldıracaklarından emin olun ama bir görev ile oradaysanız bu sizi çok irrite bir insana çevirebilir.

Malum örgüt içine girmeniz gerektiğinde her şeyi en başından en küçük ayrıntısına kadar düşünmelisiniz. Her şeyi! Her şeyden kastım gerçekten her şey! Tüm sistemi kurmuşsunuzdur ve saat gibi işlemektedir. Mevzu bahis örgüt içine sızma yapmak için artık hazırsınız. Tüm envanter tamam! Teçhizat tamam! Lojistik ve muhabere tamam. Sabah kalkıyorsunuz ve örgüte girmek üzere yola çıkıyorsunuz. Kapıya / nizamiyeye geliyorsunuz. Çantanınız boşaltmanızı istiyorlar. Boşaltıyorsunuz. Laptopunuzu açın diyorlar. Ve şifresini soruyorlar? Sizin şifreniz eğer ki; “TC1923” ise öldünüz. “Fatih1453” yine öldünüz. Unutmuşsunuz demek ki ve tam hazırlanmamışsınız. Şifrelerinizi dahi düşünmelisiniz ki; hayatta kalınız. Şifreniz eğer ki; “BijiSerok” ise daha çok yaşar ve daha çok güven kazanırsınız.

Eğer ki, Almanya’da bir göreviniz varsa ve göreviniz icabı bir davet almışsanız çok dikkat etmeniz gerekir. Mutlaka davet edildiğiniz eve bir hediye ile gitmeniz gerekir, insanların unvanları varsa ona dikkat etmeli ve öyle hitap etmelisiniz ayrıca samimiyetten uzak durmalısınız. Almanlar samimi olmayı pek hoş karşılamazlar. Felsefe, sanat, siyaset, spor, politika konuşabilir ama “savaşlardan” pek bahsetmemelisiniz. Sakın ha, orta sınıf ve cahilce bir dedikodu üzerine; “Yahu bu Almanlar kadınlarını hiç kıskanmıyorlar, adamın yanından kadını al götür bana mısın demiyor” gibi bir şeye uymayın. Sonu çok kötü bitebilir.

Eğer ki bir şekilde, İsrail’e yolunuz düşürse, karşı cinsten biri sizi selamlamak için elini uzatana kadar asla elinizi uzatmayın. Karşınızdaki Ortodoks bir Yahudi olabilir. Ortodoks Yahudiler bu konuda çok hassastır ve sizin başınızı belaya sokabilir. İsrail’de bir düğüne davet edildiyseniz kesinlikle “Chuppa” ikram edilmeden sakın oradan ayrılmayın. Bu da ciddi bir hakarettir. Chuppa bazen gece iki de bazen gece bir de hatta bazen daha geç saatlerde de ikram edilebilir. Bu da hayat kurtaran bir bilgidir. Düğün sonunda kimliğinizin ifşa olmasını istemiyorsanız tabii.

Yukarıda dedik, “İnsanoğlu hatalarıyla insandır” ama bazı hatalar vardır ki, sizi canınızdan eder, bazı hatalar vardır ki, sizi komaya sokup hastanelik eder bazı hatalar vardır ki, sizi bulunduğunuz ortamda rezil eder. Her türlü hata, hatadır. Ve bu hataları yapmış bir kişinin tecrübesi sizi hayatta tutar. Nasreddin Hoca ne demiş; “Bana doktor değil bana damdan düşmüş birini bulun getirin”

4 YORUMLAR

  1. Pandemi biter de dünya normale dönerse yurt dışı gezisine çıkmak nasip olursa dönüp yazınızı tekrar okuyacağım.
    görevle değilde normal turist olarak gideceğiz ama yine de gereken tedbiri almamız lazım ne olur ne olmaz.
    yazı yazmak emek araştırma bilgi ister.
    bu özellikleri sizin her yazınızda görüyoruz ve yazılarınız merak içinde bekliyoruz.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here