Seni seviyorum Xecê!

2

 ‘’Nerelisin?’’ veya ‘’Nerden geldin?’’ sorusuyla en çok gurbette, özellikle de Almanya ve Avrupa ülkelerinin çoğunda karşılaşacağınız en büyük sorulardır.

Çünkü gurbet; böbrek taşının kıpırdaması gibi, sürekli bir derin sancıdır. Gurbetçi, mülteci, dediğimiz insan bir güvercin tedirginliği yaşar hep. Bazen Almanca ‘’Woher kommst Du?’’ veya bir başka söylemle de çıkar karşısına ve onu hep uyarır.

Mülteci bunu duyar duymaz, ezilir, büzülür ve bir suçluluk haline girer. Korkar. Haklıdır. Çünkü bulunduğu ülkede yabancıdır. Ancak, bu çok fazla sürmez. Kısa bir müddet sonra bizim mülteci de dil öğrenir. Tedirginliği geçer. Ortama uyar. O da bu sinir bozucu cümleyi başkasına sorar.

’Woher kommst Du?’’

Karşsındaki;

‘’Ich aus Irak..veya Ich aus Turkei’’ veya bir başka yerden ‘’Aus’’ludur.

Şimdi sizi Almanya Mercedes araba fabrikasına götüreyim.

Burada hemen hemen dünyanın her milletinden insan var.  Var olmasına var ama ekseriyetle ustabaşılar, müdürler ve kilit noktalarda Alman var.

Bu iş yeri ünitesinde üç Kürd bir Türk çalışıyordu.

üç Kürden biri Barzanici, biri Talabanici, biri de Apocu. Aynı milliyetten, ayrı parçalardan, ayrı lehçe ve ayrı ideolojilerden. Ortak paydaları KÜRD  olmalarıdır. Ve bu ortak paydadan dolayı bir araya gelirler. Siyasi ve ideoljik farklılıkları o günlerde sınırlarda. Önce Barzanici ve Talabanici ağız dalaşına girişir. Apocu olan araya girer. Mesleyi anlamaya çalışır. Ve ikisini de azarlar, o da kendi liderini över. İki Iraklı soydaşını ‘’İlkellikle’’ ve gericilikle suçlar. Ağız dalaşı kavgaya dönüşür. Yumruklar sıkılır. Sinirler tambura yayına döner. Ancak Apocu olan Barzanici’ye mi Talabaniciye mi vurmakta tereddüt eder.  Araya Türk girer. Onları ayırır. Türk durumu öğrenince geri çekilir ve atar postasını ‘’Ne haliniz varsa görün lan. Hepiniz sonuçta aynı moksunuz!’’ der.

En son Alman usta başı devreye girer. Üç Kürdü de ofisine çağırır. Üçünü de işten atar.

Türk olan güler ve nanik çeker Kürdlere: ‘’Nah devlet olursunuz nah….’’

X

Bu olay  olmuş mu? Olmamış mı?

Bu benim için o kadar önemli değil. Ben şuna inanıyorum. Hala Kürd, Kürdün en büyük kurdudur. Kürd elmasının katili kendi içinde. O oldukça Kürd muhaffak olmaz. Ben buna hasudluk kurdu diyorum. Kürd Kürdü çekmiyor.

Kürdün midesi yabancı için derya, kendi milleti ve kendi hemşerisi ırkdaşı için midesi iğne ucu kadar hassas. Anında tepkisini en sert şekilde karşısındakine gösterir.

Ben yıllar önce şöyle bir örnek vermiştim:

Varsayın ki üç Kürd taksiye binmiş olsun.

Biri direksiyonda, bir sağ koltukta, diğeri arkada.

En arkada olan, sağ koltukta oturanı camdan atıp ön koltuğa oturmak geçer kafasında, Sağdaki direksiyondakini alt etmek, direksiyona sahip olmak ister. O da bunu düşünür. Ve bir an sağda ve arkada olan aynı noktada birleşir. Direksiyondakine saldırırlar.

…Ve üçü birden uçurumu boylar.

Oysa birbirlerini sevseler, birbirlerinin hakkına hukukuna riayet etseler. Menzillerine varır, herkes dilediğini yapar.

Ancak Kürdün hasudluk hastalığı buna engeldir.

O nedenle ben şundan yanayım.

Biz Kürdler birbirimizi sevmeden, birbirimizin varlığına tahammül etmeden başkalarndan saygı bekleyemeyiz.Buna hakkımız yok.

Midelerimiz birbirine iğne ucu kadar hassas. Düşmanlarımıza ise derya.

Bunu ters çevirmek elimizde ama nasıl? Nasıl becereceğiz bunu? Biz YY’dır hasudluk hamuruyla yoğrulmuşuz, şiddetle emzirilmiş ve sevgi yoksunu bir halkın evlatlarıyız.

Siz bana bir tek aile gösterin ki; anne ve babaları ‘’Seni seviyorum’’ sözünü yüksek sesle söylemiş olsun. Bırakın  ‘’Seni seviyorumu’’ birbirlerine insan gibi bile hitap edildiğine nadiren tanık oldum.

Ben 26 Haziran 1976’da evlendim.

Eşim’in adı Hacice’ydi. Ona Xecê diyordum.

Ona HATİCE, dediğim zaman nerdeyse evde bulunan ana ve babam, çevrem tarafından aforoz ediliyordum.

‘’Peki niye böyle?’’ dedim. Bana dediler ki;

‘’İnsan, ana-babasının yanında karısının adını söylemez. Bu çok ayıptır!’’

Ben de aksine;

‘’Xecê kurban gel seni bir öpeyim’’ dedim ve karımı öptüm.

Anam-babam yüzünü kapattı.

Bir viiii çektiler ki; hala sesleri kulaklarımda.

04 Ağustos 2020

Almanya-Essen

2 YORUMLAR

  1. Şúkrü bey! Doğru söze ne denir! Bu yaziyi okuyunca benim rahmetli yengemi hatırladım! Kendisi Kürtidi abimin kúçük oğlu benim oğlumdan 8 ay küçktu. 12 ve 13 yaşlarında idiler
    Birgün onlari ziyarete gitmiştik.
    Çocuklar dışarda oyniyordular içer gelince, ben hemen oğluma sarildım öptúm sevdi bebek gibi kucağímda öpiyordum.
    Yiyenimde annesine sarıldı; annesi hemem “git başımdan mirdar” (pis demek) dedi çocuğu itekledi.
    Gerçi ben çocuklarıma karşı halen daha ayniyim hatta Amerkali gelinimide õğle severím.
    O yiyenm hiç bir baltaya sap olamadí. Ondan 12 yaş büyúk abisi ve14 yaş büyúk ablasí küčken biz halalarí bekardík ben onlarla kalıyordum. Onlar annelerine pek gitmezdiler ben dışarı çıktíğímda hep benim arkamdan hala diyemezdile havaa diye ağlardílar.

    Aslínda bizim Avarlarda õğle fakat rahmetli babam bize derdi çocuklarınızı benim yanımda seveceksinize õpeceksinizde.
    Gelinlerinde aynidi.

    Ana baba ve büyúklere yalnış saygí öğretılerek ve onlar tarafından sevgiden mahrum büyüyen çocuklar. İSİ
    PKK örgutler veya fanatık partiler vb gibi kurumlar o çocuklari daha çabuk kandırı- yorlar.

    Benim o yiyenimi PKK değíl MHP kandírdí ve MHPli Kúrtler harıç Kúrtlere Dúşman oldu.

    Ablasının nişanında Kúrtçe Túrkú eşliğinde halay çekiyordular
    Teyibi falan kırdí. Erkek tarafí Kürt olduğu için zaten bizim doğlular Kúrt müziği’ni çok severiz.
    Nerde ise damat tarafını evden kovacakti.

    Çocuk eğitiminde anbe çok önemli.
    Otoroter babaya çocuklarını teslim etmemesi gerek.
    Maalesef bazı hanımlar eşleri ne dese onu yaparlar.

  2. Selam ve sevgiyle NURDAN HANIM,

    Sağ bacığımdaki ödem toplanması ve iltihaplanmadan dolayı bir hafta hasatahanede yattım. O zaman zarfında Ocak Medya’dan uzak kaldım.
    Bu gün eve geldim.
    ”Seni Seviyorum Xecê” yazımın altına yazdığınız yorumu okudum.
    Çok sevindim ve facebook sayfama aldım.
    Aaa öyle mi? demeyin.
    Bende bazen bir cümle b,le manşet olur.
    Sizin yazdıklarınızın satıraralarında derin yaralar görüyorum.
    Ve hani nasıl derler; galiba kan çekiyor. Sizde de Kürdlük yoksa da kesin Türklük de yoktur.
    Ve olmaması sizi bu anlamıyla farklı kılıyor.
    Barış Ünlü’nün Türklük Sözleşmesinden sonra kendisini sorgulamayan Türk biraz bana tehlikeli geliyor.
    İç yonculuk şart. Ama en çok Türkler için bence.
    Sevgiyle kalın.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here