Serbest Kürsü: Baskıcı İslam ve Özgürlükçü İslam Medeniyetleri

0

İslam’ın ortaya koyduğu medeniyet.

İslam medeniyeti diye övüne övüne anlatıyoruz.

İslam’ın bilim insanları, İslam sanatları, İslam kültürü, İslam ahlakı, İslam’ın toplum yapısı, İslam’ın ekonomi anlayışı vb.

Acaba hangi İslam Medeniyetinden bahsediyoruz?

Dünya tarihine 611 yılında giren İslam, anlayışı ve yaklaşımı ile çığır açmıştı. Kabile asabiyeti ve yapısının hakim olduğu Arap toplumuna güneş gibi doğdu. Bağnazlığı, statükoyu korumayı, güçlüleri daha güçlü yapan düzeni hedef aldı.

İslam, geldiği toplumda ve dönemde ‘devrimci’ ve ‘reformcu’ydu.

Hz. Peygamber de kendi hayatında bu devrimci yönünü çok kereler gösterdi. İslam’ın yapısı kendisine bu imkanı zorluyordu.

Hz. Peygamber’in çevresinde toplanan Müslümanlar ‘devrimci’ydiler.

Yılların oluşturduğu statükoya ve düzene başkaldırmışlardı.

İslam medeniyeti böylece oluştu ve gelişti.

Hz. Peygamber vefat ettikten sonra bu durum bozuldu, başkalaştı ve değişti. Önce hilafetle statüko ve baskı ortamı kuruldu ve ardından da Muaviye adındaki kişinin eliyle saltanat.

Bu yeni İslam algısını kabul etmeyenler ayrıldılar.

Dışlandılar.

Ötekileştirildiler.

Şeytanlaştırıldılar.

Baskıcı İslam medeniyeti V. Halife olarak anılan Ömer b. Abdülaziz zamanında gidişine ara vermek zorunda kaldı.

Baskıcı, statükocu İslam anlayışı devlet eliyle insanları zorla Müslümanlaştırdı ve kimi zaman da kendi insanlarını da harcadı.

Emevilerin kanlı katliamları durmadı. İnsanlar, kelimenin tam anlamıyla vahşeti yaşadılar.

Bu, İslam değildi.

Ama bunun İslam olmadığını ifade edebilmek, anlatabilmek mümkün değildi. Çünkü bunun İslam olduğunu sananlar hem kendilerini ve hem de Allah’ı kandırma derdindeydiler.

Ve bir de buna ilave olarak İslam adına insan canına kıyıyorlardı ve bunu da çok rahat ve övünerek yapıyorlardı.

Emevilerin bu zulmünden kaçan Emeviler İspanya’ya gittiler.

İspanya’da tekrar özgürlükçü İslam medeniyetini kurdular.

Özgürlükçü, çok sesli ve yeni gelişmelere açık…

Müslümanların geri kalmışlığından bahsediyoruz.

Son 300 yıldır arkada kalan Müslüman toplumlarını konuşuyoruz.

Bu konuda bütün Müslümanlar hemfikir: ‘Müslümanların geride kalmışlığı konusunda..’

Müslümanlar son 300 yıldır geride kalmadı.

Müslümanlar 976 yılından beri, yani II. Hakem’den sonradır gerideler.

Osmanlı’nın savaşçı, fetihci olması bunu biraz örter gibi gözükse de, işin aslı değişmedi.

Dünyaya, diğer insanlara çözümler sunamayan bir İslam medeniyetinden söz ediyoruz.

Baskıcı İslam… ve onun medeniyeti…

Bu baskıcı İslam anlayışı bugün de etkisini devam ettirmekte. Özgürlükçü İslam anlayışı ve onun medeniyetinin mirasını kullanan bugünün baskıcı İslam anlayışını benimsemiş Müslümanları, özellikle böyle bir ayrım yapmaktan kaçınırlar ve hatta bunu benimsemezler.

Ama Müslümanların tarihine baktığımızda ilerleme ve insanlığa çözümler sunma zamanlarının hep bu özgürlükçü İslam anlayışının hakim olduğu dönemler olduğunu görüyoruz.

Bugün Müslümanlar önemli bir yol ayrımındalar.

Baskıcı İslam anlayışını devam ettirmek mi, yoksa tarihte olduğu gibi özgürlükçü İslam anlayışını yeniden tesis etmek mi…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here