Serbest Kürsü: Düşünür ve Alim

2

Düşünür ve Alim

Düşünür mü?

Alim mi?

Dün İslam Medeniyeti konusuyla ilgili düşüncelerimi iletmiştim.

Medeniyetlerin oluşmasında hem düşünürlere ve hem de alimlere ihtiyaç vardır.

Peki ama nasıl?

Bu konu yıllardan beri konuşulur, tartışılır.

Daha da öze inerek düşünür, alim ve aksiyon insanı tanımlamalarının da ele alınması gerektiği kanaatindeyim.

Her ne kadar her Müslümanın kendi İslam’ını kurması ve kurduğuyla amel etmesi tezimin arkasında olsam da, sanıyorum bu aşamaya gelmemiz için daha çok beklememiz gerekiyor.

Neden mi?

Çünkü Müslümanlar; düşünüre, alime, din adamına (din insanı diyemiyorum çünkü bu alanda hep erkekler ön planda) ve aksiyon insanına tabi olmayı gereklilik olarak görüyorlar.

Peki o halde bunların sınıflandırmaları nasıldır?

Düşünür bana göre teorisyenlerdir. Teoride sistemi kurup ideal manada olacakları tesis ederler. Bir bakıma filozoflar da böyledir.

Onlar için yaşanan hayatın önemi yoktur.

Önemli olan kurulan teorideki sistemdir.

Bu düşünürlerin tam aksi yerde kendilerini konumlandıran kişiler de, aksiyon insanları.

İslami cemaatlerin, grupların kurucuları ve önderleri de bu kişilerden çıkar. Hasan el-Benna buna çok güzel bir örnek.

Aksiyon, yani operasyon üzerine düşünürler ve ses getirecek, kişileri toplayacak işlere bakarlar.

Bu kişiler için düşünürlerin ürettikleri düşünceler önemlidir ama sadece insanları etkilemek için.

Bir de ezberlediklerini sürekli anlatıp duran ve kendini alim gibi gösteren ezberciler vardır.

Ayet ve hadisleri ezberlemişlerdir.

Sonrasında da çalışma yaparak bu ezberleri konulara göre ayrıştırmış ve toplumun isteğine göre söylem geliştirmiş ve topluma bunları servis ederler.

Bu kişiler için en önemli silah ezberlenmiş ayet ve hadislerdir ve bunu da çok iyi bilirler. Bu yüzden de her sıkıştıklarında ayet/hadis ezberlerine sunarak prim yapmaya gayret ederler.

Günümüzde bu kişilere örnekler çevremizde çok. En meşhurlarından birisi de kendisine ‘cübbeli’ lakabını takan kişidir.

Bütün bunlardan sonra alim kimdir sorusunun cevabına gelelim.

Alim, ilme vakıf, yani bilen ve bildiğini de hayatın içinde uygulayan kişidir.

Düşünür ile alim arasındaki fark, zihinlerdekilerin hayata geçirilmesi noktasında ortaya çıkar.

Düşünür, teorik olarak sistemi kurmuştur ama hayatına baktığınızda kurduğu sistemin güzelliklerini göremezsiniz.

Alim ise, düşünür ve düşüncelerini hayatına uygular. Ve hatta başkalarının hayatlarına da ilham verir ve cevaplar sunar.

Düşünür, aksiyon insanı, din insanı, dini lider; bütün bunlar birbirlerine muhtaçtır.

Ama alim kimseye muhtaç olmaz.

Alim, kimseye muhtaç olmadığı gibi diğerlerine de bilgilerin hayatın içinde kullanılmasında yardımcı olur.

İmam Azam’ın bütün tehditlere ve canına kıyılmasına rağmen siyasi iktidarın boyunduruğuna girmemesi de onun alim olması yüzündendir. Çünkü kimseye ihtiyacı yoktu. Ve hatta hiçbir menfaate…

Bugün kim alim, kim düşünür, kim aksiyon insanı?

Bunların cevapları da sizlerin bakış açılarına göre şekilleniyor..

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Sayın Sinan Bey,
    Sizin ve diğer yazarların yazılarına beğeni ile okuyorum. Size doktora çalışmalarınızda başarılar dilerim.Bugün OCAK MEDYA’ da Serkan Yıldız Beyin yazısını okudum maalesef çok üzüldüm.Adeta yazar zinayı makul gösterip alenileştirmiş.Sizden istirhamım yazıyı sizinde okuyup bir değerlendirme yapmanız olacaktır.Bana hak vereceğinize inanıyorum.
    Selam ve hürmetlerimle…
    M.Can

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here