Serbest Kürsü: Kanal İstanbul, Ankara ‘rant-kumpas’ ve Çinliler

2

Kanal İstanbul ile ilgili tartışmalar hız kesmeden devam ediyor. ‘İstemezükçülere rağmen yapacağız’ diyen bir kesim ve ‘yaptırmayacağız’ diyen öbür kesim. 

Gündemi uzun süredir meşgul eden tartışmanın birincisi bu. İkincisi de Ankara’daki ‘rant-rüşvet’ tartışması. 

Her iki konuya da baktığımızda işin içinde rant olduğunu görüyoruz. 

Rant ne demek? 

Bir mal ya da paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeden sağladığı gelir. Diğer anlamı da avanta. 

Avanta ve rantı elde edenler kimler? 

Zaten maddi güce sahip olup, daha da fazlasını elde etmek isteyen kişi ya da kişiler. Bu işlerden avanta elde edenler yani.  

Ankara BBB. Mansur Yavaş’la Sinan Aygün arasında başlayan savaşın temelinde de rant var. Tartışılan konu: Rant mı, kumpas mı? 

Reklam

Bu rantları elde edenler zaten maddi güce sahip olan kişilerken, konular bir şekilde ambalajlanıyor ve üzerine milli ve davaya dair etiketi konarak halkın desteklemesi için hazır hale getiriliyor. 

Ne kadar acı bir durum. 

Zenginler daha zengin olacak ve kıt kanaat geçinen halkımız bu insanların daha da zengin olmaları için birbirlerine girecekler. 

Kanal İstanbul projesi olsun, Ankara merkezli tartışma olsun, ‘acaba halkımız ne kazanacak?’ konusu tartışılıyor mu? Hayır. 

Şimdi ve şu an itibariyle halkımızın cebine ne etkisi olacak? 

Gündemi meşgul eden bu tartışmalar olurken bir taraftan da Çinliler 3. köprü için teklifler veriyorlar…

Uygur Türkleri için yaptırım uygulayamıyoruz, sesimizi çıkaramıyoruz (resmi olarak) ve hatta kalbimizle kınamıyoruz ve adamlar gelip ülkemizdeki köprüyü satın almak için teklif veriyorlar. Bakar mısınız işin vahametine…

Dünyadaki aç insanları görmüyoruz, amenna. Ama Antalya’daki halı mağazasının indiriminde birbirlerini ezen insanları da mı görmüyoruz? 

Reklam

Halkımız evinin iaşesinin derdinde. 

Halkımız kıt kanaat geçinebilmenin derdinde.

Halkımız maaşını ay sonuna yetiştirebilmenin derdinde… 

Rant elde edenler bunları anlayamazlar. Ne güzel söylemiş atalarımız: ‘Tok açın halinden anlamaz’. 

Bu duruma kim engel olabilir sizce? 

Bence bizzat halkımız engel olur. 

Din-politik düzleminden baktığımızda da karşımıza bir sorun çıkıyor: ‘Öbür dünya endeksli bir hayatı merkeze koyan din anlayışı sebebiyle de, halkımız şu an ve şimdiye odaklanamıyor’. 

Yaşadığımız hayat, hesap gününe bir hazırlanma ve yaptıklarımızdan hesaba çekileceğiz. Sadece ibadetlerden değil, aynı zamanda bireysel ve kamusal alandaki duruşlarımız ve fikirlerimizden de sorguya çekileceğiz. 

Kanal İstanbul olsun, Ankara’daki tartışma olsun, 3. Köprünün Çinlilere satılması ve Uygur Türkleri için sessizliğimiz olsun, bunların hepsi bize sorulacak. 

Ve çok daha önemlisi ailemize ve çoluk-çocuğumuza karşı sorumluluklarımız da sorulacak. İşte bu yüzden ‘ben kendime ve kendi hayatıma bakarım kardeşim’ diyenlerden olamayız. 

Birilerinin hesaplarındaki dolarlar bize fayda sağlamıyor. 

Halkımıza da fayda sağlamıyor…

Asgari ücret konusunu konuşmaya ve bu konunun gündem olmasına ne dersiniz? 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

2 YORUMLAR

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here