Serbest Kürsü: Uygur Türkleri’ne soykırım yapan, dünyaya neler yapar. Covid 19 kimin oyunu?

4

İş ciddi. 

Dün akşam Sağlık Bakanı verileri açıkladı. İstanbul’da sekiz bin küsur vaka var ve diğer şehirlerde de. 

Evet, evde hayat var. 

Evet, mümkün olduğunca sokağa çıkmayalım ve çıkmıyoruz. 

Özgürlüklerimiz kısıtlanıyor. Bunalıyoruz. Hele de baharın kendini gösterdiği şu günlerde…

Düşünüyorum da: ‘İyi de biz bunu neden yaşıyoruz?’ 

‘Neden bunları yaşamak zorunda bırakılıyoruz?’

Kısa ve direk cevap: ‘Salgın hastalık ve böyle olmak zorunda, ona göre davranıyoruz’. 

Reklam

İyi de, neden buna mecbur kaldık? 

Covid mi, Korona mı, yoksa gerçekten Çin virüsü mü? 

Komplo teorileri de sürekli gündemde. Bu virüs salgınını kim çıkardı? Hangi laboratuvarda oluşturuldu?
Bilim insanları laboratuvar ortamında üretilmediğini beyan ettiler. 

Peki ya komplo teorileri?
Ülkemizde ve özellikle de İslami kesimde kabul edilmiş bir kollektif düşünce var. Kabul edilmiş diyorum çünkü İslami kesimde olunca otomatik olarak bu kabul etmeyle başlıyor hayata bakış. 

Kapitalist ABD ve orada da yaşayan bilmem kaç aile bunu özellikle yaptı. 

Diğeri de meşhur tabirle ‘siyonist İsrail’ bunu üretti ve dünyaya bela etti.
Bütün bunlar konuşulurken akla hiç Çin gelmiyor nedense!

Ya daha düne kadar ve hala da devam eden Uygur Türkleri zulmü var, bilmem ilgilenenler var mı?

Neden böyle diyorum?
Çünkü dünyanın en uzak noktalarındaki Müslümanlar için Cuma çıkışları gösteri yapan, Filistin için ‘milli davamız’ diyen İslami kesim, Çin’in Uygur Türkleri’ne zulmüne kelimenin tam anlamıyla sessiz kaldı. Görmedi ve görmek bile istemedi… Ne kadar acı, öyle değil mi? 

Reklam

Bunun sebebi de, politika. 

Rusya ve Çin eksenine kayan iktidar, Çin’le ilgili olumsuzlukları duymak ve duyurmak istemiyordu. 

Ekranlarda Rusya ve Çin reklamı yapan bir parti başkanı vardı ya hani. Tanıdınız siz onu. İşte o şahıs alenen ve sıkılmadan şunu demişti: ‘Çin Uygur Türkleri’ne zulüm yapmıyor. Onlar radikal dinci de ondan’. 

Nereye gitti o şahıs bugünlerde acaba? Her gün ekranlarda boy gösterirdi… Çin virüsünden mi korktu da görünmüyor?..

Bu virüs neden bu kadar yayıldı? 

Cevabını ben değil de, Japonya Başbakan yardımcısı versin: ‘Dünya Sağlık Örgütü’nün adınının değişmesi gerek, Çin Sağlık Örgütü (CHO) olarak yeniden adlandırılmalıdır. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü, Çin’deki virüsün salgın olmadığı konusunda ısrar etmemiş olsaydı, herkes önlem alacaktı’. 

Evet, virüsün salgın olmadığı konusunda ısrar eden Dünya Sağlık Örgütü. 

Bunu yaptıran da Çin. 

Puzzle parçaları yavaş yavaş resmi ortaya çıkarıyor. 

Hatırlarsanız Wuhan denen şehirde bu virüs çıkınca Çin Dışişleri sözcüsü şunu demişti: ‘Bu virüsü bize musallat eden ABD ve ABD bir açıklama yapmak durumundadır’. 

Virüsle mücadele ederken neden bu akla gelir? 

Çünkü akıllarında sadece bu var. Kendilerini bildikleri için, yaptıklarını hemen karşı tarafa yamamak. Kendilerinin yaptığını suç bastırmak için karşı taraf için söylemek. 

Peki Çin bunu yapar mı? 

Bu soruya en güzel cevap ise Uygur Türkleri’ne yaptıklarında saklı. 11 milyon Uygur Türkünü açık hava cezaevlerinde yaşatan, Nazi benzeri toplama kamplarında her türlü zulme maruz bırakan. (Sürekli olarak onlara vurulan iğneler, kadınlara ve çocuklara yapılan insanlık dışı uygulamalar ve diğerleri.) Yeterince dünyaya duyurulamadı ama zulmü Uygur Türkleri yaşadı ve yaşıyorlar…

Çin’in bu küresel hamlesi komplo teorisi değil bence. 

Virüsten kurtuldu ve dünyanın başına bela etti. Çin, Rusya ekolü de Türkiye’yi yanına aldı. Türkiye ve İslam dünyası için de tek ve değişmez düşman ABD. 

İş ABD’nin üstüne atılacak ve Çin de bu işten sıyrılacak… 

Pandemi geçtikten sonra bakalım bu planların ve kurulan oyunun sonucu ne olacak? 

Başta WHO olmak üzere daha kimler kimler hesap vermek zorunda kalacaklar…

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

4 YORUMLAR

  1. Sayin, yazar! ABD istihbarat teşkileti vürüs konusunda Araliğın başında ABD başkanını uyarmiş fakat Trump onlara inanmadığı için, tedbir almamış.

    Çin’in Uygurlara yaptığı zülmü Türkiye devleti destekliyor, ayrıcada Türkiyeye sığınan Uygurlaride tutukliyor ve “biz çinde teröristik” diye zorla ifade imzalatiyorlar.Sonrada dişari atiyor. Açıkçası! Uygurlar konusunda Çinin 1- numaralı destekcisi Türkiye 2- numarali de Diğer islam ülkeleri.

    Filistine gelince!; müslümanların Filistne desteği tamamen tavşana kaç taziye tut politikası uygulaniyor.
    Aslında Filistine barış gelmesini Müslüman ülkelerinin, Filistin’de dahil diktatör siyasetcileri istemiyorlar.

    Amerkali bir İmam 14 Şubatta;
    Çinin Uygurlara yaptıklarına sırf ekonomileri bozulmasından korktukları için.Dünyanın tepkisizliğini ve Coronavirus’üne karşi çaresizliklerini, güzel ozetlemiş.

    https://www.aljazeera.com/indepth/opinion/don-forget-uighur-coronavirus-crisis-200214134600562.html

  2. Mevcud hükumetin cin rusya ittifakına yakın olduğu hesabıyla yola çıkan yanlış sonuca varır. Lozan ve update’i konunundaki marshall anlaşmalarının maddelerini, kapsamını bilmiyoruz, tahmin yapıyoruz. Gönüllü müttefik konumunda değiliz. Sözleşmelerle bağlıyız. İpin ucunu tutan, o kadar fırsat vermez.
    Bazı light ilahiyatçılar, “hani bu virus uygur kardeşlerimize eza eden Çinlilere gelen bir musibetti, ne oldu?” yazıyorlar. Bu yazı da galiba öyle bir şeydir düşüncesiyle açtım.
    Maalesef ciddi bir mezalim var, müslümanlar olarak “düşman kavi, tali zebun”, çaresiziz. Başlarına hastalık musallat olunca aha belalarını buldu dedik.
    Ama bela umumi. Mevla muhafaza buyursun.
    Tarihi taun salgınlarindan birini yaşıyoruz gibi. Taunlar kitleler halinde insanı, Müslümanı ve bu arada bir çok büyük islam alimini de almıştı.
    Avrupada tedbirler alınıyor ve buna rağmen kırımın önünü almakta acziyet var gibi. Tedbir hususunda sıkış tepiş otobüsleri gördükçe, Türkiye’de olan ve olacakları düşünmek bile istemiyor insan.

    Çin ile iş yapan, sık sık gidip gelen esnaftan bazılarından, Müslüman mezalimi konusunun abartıldığını duydum. 28 şubat gibi bir şey galiba. Bizim eski kaşgar eyaletinde geçerli. Diğer eyaletlerde ise, Avrupa gibi, gıda sektöründe hiss edilir Müslüman etkisinden bile bahs ediyorlar.

    Islam dünyası olarak, gariblik asrınin devamını yaşıyoruz. Kırk katır ve kırk satır arasında dini hayatımızı, medeniyetimizi yaşamaya yaşatmaya çalışıyoruz.

    Kırk katır mı, kırk satır mı?
    Ahmed Cevdet Paşa ‘nın “kısası enbiya ve tevarihi hulefa” adlı bedir yayınları baskısı kitabını hala okumamış olanlara, “korona günleri” çekirdek eşliğinde okumalarını tavsiye ederim. Prof bile olsanız bu kitabı okuyun. Cevdet Paşa, Ümit Meriç Yazan (cemil Meriçin kızı) tarafından Rousseau ile kıyaslanan kiymetli bir Osmanlı entellektuelidir. Osmanli şartlarına göre bizim gibi “avam” ve tullaba özet islam tarihi olarak yazılmıştır. Hakikaten muazzam bir eserdir.

    Bu parantezden sonra:

    Moğol işgali ile haçlı işgalini kıyaslar. Haçlılar, Kudüs’te yetmiş bin Müslüman şehid etti. Zalim idiler. Ama ehli kitab idiler. Zulmün bir ölçüsü vardı.
    Mongol (buradaki “ng” sangır kef harfidir, mongol olarak değil moñol olarak okunmalıdır zannindayim) ise,
    Dinsiz, kitapsız ve ölçüsüz idi. Herat civarında bir milyonluk Müslüman metropol regionu işgal edince, kuyulara saklanan otuz civarında insan haricinde hiç bir canlı varlık ve sağlam bina bırakmadı. Çıktıklarında, orada bir zamanlar büyük bir medeniyet ve kalabalık bir nüfus yaşadığına, havadaki yanık et ve is kokusu ve yerlerdeki bina kalıntılarından başka hiç bir şey yoktu.
    Mealinde anlatıyor. Belki bazı şeyleri abartarak anlatmış olabilirim.

    Önümüzdeki kırk katır ve kırk satır arasındaki farka dair Cevdet paşadan bir tüyo 😉

    Rusya sıcak denizlere inerken, ikinci Mahmud döneminde “temizlenen” ordunun yerine konan yenisi henüz oturmadıgi için, yeni bir hamaset ve motivasyonla gelen, yükselen güç Rus ordusu karşısında tel tel dökülüyorduk. Abdulhamidi evvel, Abdulmecid veson olarak da Abdulhamidi sani anglo-frank ittifaktan yardım aldılar. Rus tehdidini dengelemeye çalıştılar. Abdulhamid han hakkkaten bu denge siyasetini muazzam uyguladı. Savaştan kaçındı, savaşa sokmayarak, yipranmaktan koruduğu orduyu ve siperleri tabyalari tahkim etti, ekonomiyi toparlayıp Merkel gibi kasayı doldurmaya çalıştı.
    Bugünkü iktidarımız gibi, ittihatcilar da
    “ileri, ileri, haydi ileri…. Alalım düşmandan eski yerleri” gazlarıyla savaşa soktukları devleti aliyyeyi on senede kibrit kutusuna sığdırdılar.

    Bugünkü iktidar Abdulhamid han ile kiyaslanmak istiyor. Ama görünen, iktidar ittihatcilara benziyor, muhalefet ise Abdulhamid siyaseti yanlısı gibi.

    Demek ve istemekle olmuyor.

    Yazarın Çin Amerika hususundaki değerlendirme hakkındaki yorum biraz uzadı. Özür

  3. Sayin Nurdan,
    Nurdan hanim,
    Cin in bu küresel oyununu anlamak zor degil ama inanmak istemeyenler cok, cünkü Putin Yani Rusya ve destekcileri de Cin e toz kondurmamak icin ugrasiyorlar.
    Cin Uygur Türklerine sistemli soyirim yapiyor ayni Nazi zamanindaki gibi. Cesitli sehirlerde depolarda hapsediliyorlar. Onlar üzerinde denenen igneler ve ilaclar var!!!!!
    Filistin konusu da zaten muamma. Siyasetciler özellikle sorun cözülmesin diye ugrasiyorlar.
    Anlayacaginiz hic bir sey göründügü gibi degil.
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

  4. Sayin Tarhan,
    Katkiniz icin tesekkür ederim. Üsenmeyip düsüncelerinizi uzun uzun kaleme almissiniz. Memnun oldum.
    Cin zulüm yapti da bu is basina geldi demiyorum ama Cin konusunda da dikkatli olalim diyorum.
    Yazimin altinda bir link paylassim, Almanca ama. Orada da Toplama kamplari gösteriliyor ve yapilan uygulamalar anlatiliyor.
    Ahmed Cevdet Pasa ve yazdigi eserle ilgili dediklerinize katiliyorum. Ayrica Sait Halim Pasa nin eserlerini de tavsiye ederim acizane.
    Bugünkü iktidar Abdulhamid han ile kiyaslanmak istiyor. Ama görünen, iktidar ittihatcilara benziyor, muhalefet ise Abdulhamid siyaseti yanlısı gibi.

    Demek ve istemekle olmuyor. (Katiliyorum cok dogru)

    Sevgi ve Bilgiyle kalin

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here