Sığınacak bir liman bulmak

0

Günlerin getirdiği yığınla olumsuzlukların yüzümüze bir şamar gibi vurması an meselesidir. Öyleki, nereye dönsek bir olumsuzluk, hata ,vurdumduymazlık, kayırmacılık ensemizde bir el gibi yakalamış durumda. İki yüzlülük lekesini yüzünde bir nişane gibi taşıyanlar hangi tanrıya kul olacaklarının yarattığı ruh haliyle gerçeklerin çok uzağında geziniyorlar. Sahte aydınlıkların yaşamları kör ettiği sürecin şerrinden kaçmak, sığınacak bir liman bulmak ise adeta olanaksız gibi.

Gerek ülkemizde, gerekse etrafımızda dönen dolapları idrak edebilecek akıl ve görebilecek gözden yoksun toplum olmanın ikliminde daha ne puştlukların yeşereceğini yakın zamanda göreceğiz. Kartlı-kurtlu projeler tarihin çöplüğünde yerini almışken, onun yerini hangi projelerin alacağını kestirmek için kahin olmaya gerek yok sanırım. Geçmişle yaşanan çatışmaların, komploların yerine yenileri devreye sokulmuş ve sorun sadece yangında “önce kurtarılacaklar”ın listesi hazırlanıyor  olmasıdır. İnkar ve çatışmacı bir zihniyetle sevginin ve çözümün kin ve nefrete tutsak edilmesini tarih sayfalarına saklamak da artık kolay olmayacak. Hangi yeminlerle bu süreci destekleyip pekiştireceklerini, hangi dualarla peygamberimizden şefaat dileyeceklerini iyi görmek, anlamak gerekmektedir. Çünkü karanlık ilişkilerin sarmaş-dolaş olduğu bir coğrafyanın gerçekliğinden uzak geziniyor olmamız, gölgelerden, kamburlardan, ayıplardan ve tortulardan kurtulmuş defosuz bir demokrasi anlayışımızı, isteğimizi gölgelemektedir. Bu yüzden bizi bir güçlükten, yokluk ve yoksulluktan başka bir zorluğa ve zulme bizi iten, zorlayan nedenleri anlamak için çaba göstermeyi ihmal etmemeliyiz.

Bu gün Suriye’de olup bitenleri gerek insani, gerekse İslami açıdan analiz etmenin muğlaklığı veya Afganistan, Filistin ve son olarak da Irak’ı kan gölüne çeviren dost ülke ABD ve onun uşağı Siyonist İsrail’i sağdıç edinerek Suriye gerdeğine girme heyacanını yaşıyor olma hevesi, gerçeği anlamamızda sıkıntı yaratmaktadır. Benim anlayamadığım veya anlamakta zorlandığım bu gücü, sorumluluğu, duyarlılığı önceden Irak için, Afganistan için, Filistin için, Bahreyn için göster(e)mediğimizdir. Gerçekten Suriye için demokrasi mi isteniyor, Suudi Arabistan Suriyeden daha geri bir yönetimdir. Ürdün aynı keza, oraya demokrasi gerekmiyor mu? Suriye’yi dert edinmiş yönetimler, bu duyarlılığı gösteren güzel insanlar Suud’un katliamlarını, ABD’nin zalimliklerini, kendi gözlerindeki merteği gör(e)meyip başkalarının gözündeki çöpe “tu kaka” mantığıyla yaklaşmalarını anlamamız engellenmektedir kanısındayım. Resmen bilgi kaynakları kirletilmekte, yalan yanlış bilgiler “özgür basın”ımız tarafında bilinçaltına gönderilerek beyinlerimiz köleleştirilmeye çalışılmaktadır.

İşte başında belirttiğim karanlık ilişkilerin sarmaş-dolaş olduğu başka bir coğrafyada ülkemizin Doğu ve Güneydoğusudur. Artık peygamber ümmeti de, yeri geldiğinde gözünün yaşına bakmayacak derecede gözü kanlanmıştır. İslami duyarlılık farklı renklerde ve çeşit olması sebebiyle Suriye’de olduğu gibi koyun keser gibi gırlağına bıçağı,  Allah’ın emri diye dayatacağını göz ardı etmemek gerekiyor sanırım. Vicdanların köreldiği, yüreklerin çölleştiği bir ümmet, elbette ABD’nin Arap ülkelerine renkli devrimler ihraç ettiğine de inanır, Bopçu’ya da, topçuya da inanır.

Buradan hareketle, menzile, amaca yürüdüğümüz yolda sendelemeden, yaslanmadan yürümenin olanaksız olduğu bir süreci bütün sonuçlarıyla yaşamaktayız. Birilerinin çelme takması, tutunması, karalaması doğallaşmış ve kaçınılmaz duruma gelmiş olması, değerlerimizden hangi derecede uzaklaştığımızın toplamı olarak görülmelidir. Kısaca doğruya giden yollar barikatlarla kapatılarak, ihanete, yanlışa, günaha giden yolların resmen teşvik ediliyor. Bilincimize yerleştirilmeye yönelik yeni projeler olarak da gündemi kirletmeye devam edeceğe benziyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here