Sınavın hayati öneme sahip olduğunu düşünenler, kaygıyı daha yüksek düzeyde hissediyor..

0

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek adaylara tavsiyelerde bulandu.

Kaygı ile mücadeleye ilişkin bilgi veren Gökten, olumsuz bir duygu yaşanıyorsa mutlaka bu duyguya eşlik eden olumsuz düşüncelerin de olduğuna dikkat çekti. Sınavla ilgili kaygı yükseldiği zaman akıldan geçen düşüncelerin neler olduğunun anlamaya çalışılması gerektiğini dile getiren Gökten, “Kaygı durumunda kişinin aklından geçen düşünceler ‘Başaramayacağım, olmayacak, emeklerim boşa gidecek, sınav anında çok heyecanlanıp her şeyi unutacağım’ gibi olumsuz düşüncelerdir. Her biri gelecekle ilgili olumsuz tahminlerle ilişkili olan bu düşüncelerin farkına varmak ve onları olumlu olanlarla değiştirmek kişinin kaygısını azaltır.” dedi.

O sırada kişinin kendisine olumlu düşünceleri telkin etmesi gerektiğini belirten Gökten, bununla birlikte rahatlamak ve stresten kurtulmak için olumlu anılara odaklanmak, kendini sevdiği ve huzurlu hissettiği bir yerde hayal etmek, bedenini ve kaslarını gevşetmek gibi bazı relaksasyon yöntemlerinin uygulanmasını tavsiye etti.

Başka bir stres kaynağı olarak düşünülebilecek pandeminin sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı etkilediğini ve bu süreçte herkesin belli oranda olumsuzluk yaşadığını vurgulayan Gökten, şöyle devam etti:

“Sınav öğrencileri bu sene pandemi nedeniyle daha fazla stres yaşadı. Ancak yaşanan pandemi insanlara birçok önemli konuyu yeniden hatırlattı. Önceden sahip olduğumuz, dışarıda rahatça gezebilmek, arkadaşlarımızla buluşmak, istediğimiz yerlere özgürce gidebilmek gibi birçok şeyin değeri daha fazla ortaya çıktı. Bununla birlikte yaşamın çok önemli bir konusu olan kontrol duygusundan bahsetmek gerekir. İnsanlar kontrol duygusuna sahip olduklarında kendilerini daha huzurlu ve güvende hissederler. Ancak maalesef hayatta bazı konuları tam olarak kontrol etmemiz mümkün değildir. Elimizde olmadan maruz kaldığımız durumlar olabilir. Pandemi de bu durumlardan biri. Pandeminin üzerimizdeki olumsuz etkilerinin yanında bu iki önemli yaşam tecrübesini, yani şükür duygusu ve hayatta kontrolün her zaman elimizde olmayabileceğini çocuk ve gençlerimize kazandırma ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız. Bu yaşam tecrübeleri onların olgunlaşma ve yetişkin yaşama hazırlanma aşamasında önemli kazanımları olabilir. Bu yıl sınav öğrencileri, birçok açıdan kendilerini şanssız hissedebilirler ancak unutmamaları gereken bu sürecin herkesi etkilediğidir. Tüm sınav öğrencileri bu dönemden etkilendi ve bu zor dönemi hep birlikte yaşadık. Birliktelik duygusu bizim zor zamanlarla baş etme becerimizi artırır.”

Aileler destekleyici bir rol üstlenmeli

Ailelerin sınav dönemlerinde çocuğu destekleyici bir rol üstlenmesi, sorumluluğun çocuğa ait olduğunu ancak ihtiyaç duydukları noktada ailelerin yardımcı olması gerektiğini anlatan Gökten, “Çocuk yerine sınav stresini ailenin üstlenmesi, çocuğu sürekli itekleyen bir tavır içinde olmak doğru değildir. Bazen de ders çalışmakla ilgili çok yoğun baskı uygulayan veya çocuğun tüm keyif aldığı etkinlikleri ortadan kaldıran aileler vardır. Bunların yerine, çocuk öğretmenlerinin rehberliğinde belli bir çalışma programına girmeli, süreçle ilgili sorumluluk onun üzerinde olmalı, eksik olduğu ya da destek alması gerektiğini düşündüğü noktada aile devreye girmelidir.” diye konuştu.

Her çocuğun eğitim hayatında iniş çıkışlar olabileceğini, sınav sonuçlarının beklenenin altında gelebileceğini, bu durumlarda çocukları ve gençleri suçlayıcı bir tavır içine girilmemesi gerektiğini, bunun yerine öğrenciye bu sınav sonucunun ona ne öğrettiği, değiştirmesi gereken ne gibi özellikleri olduğunun sorulabileceğini ifade eden Gökten, şu bilgileri verdi:

“Sınavın hayati öneme sahip olduğunu, başka hiçbir yol olmadığını düşünen çocuk ve gençler, kaygıyı daha yüksek düzeyde hissederler. Bu kaygı onların gerçek kapasiteleri ile çalışmalarını ve performans göstermelerini engeller. Böyle bir durumda, ailenin çocuğun kaygısını artırmaması, sınavla ilgili baskıcı bir tutum içinde olmaması gereklidir. Çocuk ve gençlere, sınav için düzenli çalışma ve emek vermenin önemli olduğunun ancak aralarda mutlaka dinlenmelerin olması gerektiği söylenmelidir. Sınavla ilgili düşünüp durmanın yerine seçenekler belirlenmeli, tek bir sonuca kilitlenmenin çocuğu kaygılandırabileceği unutulmamalıdır.”

Doç. Dr. Gökten, artık sınavla ilgili hazırlık sürecinin geride bırakıldığını hatırlatarak, “Şimdiye kadar verilen emeklerin karşılığının alınacağı günlerdeyiz. Keyif verici aktiviteler yapmak, çok yorucu olmayan yürüyüşler, müzik dinlemek, düzenli uyumak ve beslenmek gibi bedenimizi ve zihnimizi dinlendireceğimiz günlerdeyiz. Çok heyecan duyulan, aşırı ekrana kilitlenilen aktivitelerden çok ve sağlıksız beslenmekten uzak durmaları gerekiyor. Sınav günü, öğrencilere uykularını güzelce almış, sağlıklı beslenmiş ve kendilerine olumlu konuşmalar yaparak sınava girmelerini öneririm.” dedi.

Gökten, ailelerin ise bugünlerde duygusal olarak çocuk ve gençleri yalnız bırakmamaları gerektiğini sözlerine ekledi.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here