Sırât-ı Müstakîm

0

Sözlükte “anayol; doğru ve apaçık yol” mânalarına gelen sırât ile “dengeli ve dosdoğru” anlamındaki müstakīm kelimelerinden oluşan sırât-ı müstakîm “apaçık, dosdoğru ve hak yol” demektir. Burada yol kelimesinin dosdoğru diye nitelendirilmesi onun “hedefe ulaştıran en kısa yol” anlamına geldiğini gösterir.

Râgıb el-İsfahânî, istikamet kelimesinin genellikle düz bir çizgi gibi doğru olan yol hakkında kullanıldığını, bundan dolayı hak ve hakikat yoluna sırât-ı müstakîm denildiğini belirtir (el-Müfredât, “ḳvm” md.).

Sırât-ı müstakîm terkibi otuz üç âyette yer almaktadır. Ayrıca sırât iki âyette “müstakim” mânasındaki “seviy” ve aynı anlamdaki “sevâ’” (sevâü’s-sebîl) kelimesiyle kullanılır.

Kur’an’nın ilk suresi ve özeti olan Fâtiha sûresinde geçen sırât-ı müstakîm “kendilerine nimet verilenlerin yolu” şeklinde açıklanmıştır. Bu ifade, ilâhî nimete mazhar kılınanların takip ettiği yolun özelliklerini belirten âyetle birlikte (en-Nisâ 4/69) değerlendirildiğinde sırât-ı müstakîmin;  

Peygamberlerin, doğruların, şehidlerin ve sâlihlerin yolu olduğu söylenebilir. Buna göre sırât-ı müstakîme “dinde öncülerin takip ettiği yol” anlamı da verilebilir.

Kur’ân-ı Kerîm’de “Allah’a ortak koşmamak, anaya babaya iyilik etmek, evlâtlarının canına kıymamak, her türlü kötülük ve iffetsizlikten uzak durmak, yaşama hakkına saygı göstermek, yetim malına yaklaşmamak, ölçü ve tartıda dürüst olmak, yalan söylememek, Allah’a verilmiş olan ahde vefâ göstermek” şeklinde özetlenebilecek olan belli başlı dinî ve ahlâkî görevler sıralandıktan sonra bunlara riayet etmenin,  Allah’ın dosdoğru yolu (sırât-ı müstakîm) olduğu, başka yollara sapmadan bu yolda yürümenin gerektiği bildirilmektedir (el-En‘âm 6/151-153).

Buna göre sırât-ı müstakîm müminler için İslâm dışı her türlü inançtan, Kur’an ve Sünnet’e aykırı davranışlardan uzak durarak yaşamını sürdürme idealini ifade etmektedir.

Hadis kaynaklarında, Resûlullah’ın teheccüd namazına başlarken yaptığı duada Allah’a, “Sen dilediğini sırât-ı müstakîme erdirirsin” şeklinde niyazda bulunduğu nakledilmektedir (Müslim, “Müsâfirîn”, 200).

Reklam

Ayrıca onun sırât-ı müstakîmi Kur’an (Tirmizî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 14) ve İslâm (Müsned, IV, 182) olarak yorumladığı rivayet edilmektedir.

Resûl-i Ekrem toprak üstünde bazı hatlar çizerek sırât-ı müstakîmi açıklamış, bu tür somut açıklama yöntemiyle sırât-ı müstakîmin diğer peygamberlerin yollarıyla ilgisini göstermek istemiş, ardından bunların hepsinin Allah’a götürdüğünü belirtmiş, ancak kendi yolunu diğerlerinden ayırmak amacıyla, “İşte bu da benim doğru yolum!” demiştir (İbn Mâce, “Muḳaddime”, 1).

Sırât-ı müstekim’e etimolojisinden hareketle yapılacak en kapsamlı tanım: ifrat ve tefritten uzak itidal bağlamında  “aşırılığa kaçmayan doğru yol” şeklindedir.

İslam Âlimleri, kişinin her durumda ve her zamanda sırât-ı müstakîm çizgisinden sapmadan yaşamasının  gerekliliğini dikkat çekmişlet, bu sebeple olabildiğince istikamet sahibi olmayı tavsiye etmişlerdir.

Özetlemek gerekirse; Sırât-ı müstakîm, tabiri “aklın ve dinin rehberliğinde kulluk yolunda yürüme”, “eğriliği ve sapması olmadan varlığını sürdüren, içinde çelişkiler bulunmayan mânevî yol” olarak tanımlamaktadır.

Bu girişten sonra bu konuda,  “Her şeyin sırât-ı müstekîmi vardır”.  Alt başlıklı  yazımızı,  bir sonraki yayınımızda okuyalım inşallah.

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here