Siyasetin HDP ile ateşten gömlek imtihanı

2

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 60 milletvekiliyle Meclis’in 3. büyük partisi. 

MHP’den 11 fazla milletvekili var. 

Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP adayı Selahattin Demirtaş 4 milyon 205 bin 974 oy aldı. 

İYİ Parti adayı Meral Akşener ise 3 milyon 649 bin 030.

CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin oluşturduğu Millet İttifakı’na yerel seçimlerde dışarıdan destek verdi HDP. İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Mersin gibi illerde aday çıkarmayan HDP oyların bölünmesinin önüne geçerek Millet İttifakı’nın büyükşehirleri kazanmasını sağladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “İYİ Parti HDP’yi nereye konumlandırıyor?” sorusuna, “PKK, terör örgütünün yanına konumlandırıyor” karşılığını vermesi, yeni bir tartışma başlattı. 

Akşener, “AKP-MHP-İYİ Parti-Saadet Partisi seçmeni, ittifak olmamasına rağmen bütün farklı siyasi görüşlere geçmişte oy veren seçmen, İstanbul’da 800 bin farkla Sayın İmamoğlu’nu seçti” diyerek aslında partisini önümüzdeki günlerde nasıl bir ittifakın içerisine sokacağına dair de bizlere ipuçları veriyor. 

Aynı Akşener, terör örgütünün yanına konumlandırdığı HDP’nin cumhurbaşkanı adayı için şunları söylemişti:

“Sayın Demirtaş sanık, sayın Demirtaş hükümlü değil. Sayın Demirtaş’ın adaylığını YSK kabul etti. Dolayısıyla eşit şartlarda cumhurbaşkanlığı adaylığı kampanyasını yapmalıdır. Diyelim ki bu kampanya bitti, sayın Demirtaş beraat etti. Türkiye bunu nasıl anlatabilir? Bunun yanlışlığını en başından itibaren söyledim. Aynı fikrim devam ediyor.”    

Süleyman Demirel’in dediği gibi “Dün dündür, bugün bugündür.”

HDP’nin PKK ile arasına bir mesafe koyamaması zaten sır değil. Bu sebeple Türkiye partisi olamıyor, ağırlıklı Kürt seçmenin bulunduğu bölgelerde ön plana çıkıyor. 

Tartışmaya HDP’nin Ankara eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder de katıldı: “Bize aracı gönderen, ‘Şurada kiminle çalışalım? Nasıl yapalım?’ diye fikrimizi merak eden parti, bugün bize koordinat biçemez. İYİ Parti’yi kastediyorum, ‘Bizim nazarımızda şuradadır’ diyemez. Bu saygısızlığı bugün yapabiliyorlarsa o gün bizim bu ilkesel şeyi dayatmış olmamamızdandır.”

Bu açıklama, tartışma ateşinin üzerine benzin dökmek gibi oldu.

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu ise “PKK terör örgütüdür. PKK terör örgütüdür diyemeyen herkes, terörün gölgesindedir. Biz, terörün gölgesinin düştüğü yerde olmayız. İYİ Parti’ye dönük iftira kampanyasının bir hududu yok galiba! Evlatlarımız birer birer şehit olurken; partimizde, evlatlarımızın katillerine katil diyemeyen HDP’ye fikrini, zikrini sorabilecek bir tane alçak yoktur. Biz, alçaklarla siyaset yapmıyoruz. Varsa gereğini yaparız” karşılığını verdi.    

Bir dönem HDP ile çözüm süreci yürüten AK Parti’nin Grup Başkanvekili Bülent Turan da “Hem seçmenime karşı HDP’yi eleştireyim hem de seçimde desteğini alayım” filminin son buluyor olduğunu belirtti.

Tabii Sayın Turan’ın, partisinin geçmişte HDP ile yaptığı aynı siyaseti nasıl konumlandırdığını bilmiyoruz. 

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi ve eski milletvekili Orhan Miroğlu, bir zamanlar şöyle demişti: 

“Referandumu biz, hayır oylarına karşı 1 milyon 380 bin civarında bir oy farkıyla kazandık. Ama HDP seçmeni referandumda bize ne oy verdi biliyor musunuz? Tam 2 milyon oy verdi. HDP’den biz, yani referandumda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini oylarken 2 milyon oy aldık. HDP kardeşlerime sesleniyorum ve diyorum ki sizin bu 2 milyon oyunuza AK Parti taliptir. Bu oylarınızı sizden istiyoruz diyorum.”

Herkes, yeri ve zamanı gelince HDP ile iş tutuyor. Köprüden geçince de ayaklarına dinamit döşemekten çekinmiyorlar.

Bu nedenle olacak ki, “Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır” noktasına gelinebiliyor.

HDP’ye bakış açısı, “istemem, yan cebimde dursun” anlayışı.

İster erken ister baskın ister vaktinde deyin; önümüzde bir seçim var. Bugünkü tartışmaların temelinde de aslında bu yatıyor. Şimdiden herkes kendini konumlandırmaya çalışıyor.

AK Parti, MHP, Vatan Partisi, BBP’nin oyları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçilmesi için yeterli değil. Bu sebeple iktidar ittifakına yeni bir parti lazım. 

İYİ Parti neden olmasın?

Erdoğan, sağ koluna MHP, sol koluna da İYİ Parti’yi aldığı takdirde seçim için epey umutlanacaktır.

Olmayan darbe söylemlerinin gündemde tutulması, milliyetçilik söylemlerinin tavan yapmasının altında da bu strateji olabilir. 

Kısaca milliyetçilik bloku.

Millet İttifakı’nın şu an sadece ismi var. Ortaklarının her biri ayrı telden çalıyor. Geçen seçimde ittifak sayesinde Meclise girmeyi başaran, anketlere baktığımızda da bu seçimde de tek başına barajı aşma şansı gözükmeyen İYİ Parti, yerini sağlamlaştırıp işini garantiye almak istiyor.

İktidar partisiyle yer yer söylem birliğinde buluşmalarının altında bu yatıyor olsa gerek. Yarın CHP’ye yönelik de bir hamle gelirse şaşırmam.

Siyasette kartlar yeniden diziliyor, ittifaklar yeniden şekilleniyor.

İttifak konusunda iki önemli parti daha var: 

DEVA Partisi ile Gelecek Partisi.

Bu iki partinin ittifaklar konusunda nasıl bir tavır sergileyeceği henüz belli değil. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde hiçbir partinin kendi adayını seçtirme şansı yok. Bu nedenle ittifaklar kaçınılmaz.

Üçüncü bir ittifak çıkar mı? 

Çıkarsa adaylarının kazanma şansı nedir? 

Şimdiden bunu kestirmek zor. 

Siyasette her an her şey olabilir.

Görünen o ki HDP, yine hiçbir ittifakta yer almayacak. Siyasetin HDP ile ateşten gömlek imtihanı ise devam edecek. Siyasi partiler, ekran önünde HDP’ye her sözü sarf edecekler ama ekran arkasında flörtleri de sürecek.

Kabul edilsin veya edilmesin HDP, Türk siyasetinin bir gerçeğidir. İttifaklara giremeyen HDP, kendi siyasetini kendi belirleyecektir. Mevcut durumdan daha başarılı olmak ve ülkeyi yönetmek istiyorsa, HDP’nin yapacağı en büyük adım, terör örgütü PKK ile arasını açmaktır.

Kürt sorununun çözümü de ancak buradan geçiyor.

Son teşhis, Kars Belediye Başkanı ve HDP eski Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen’in gazeteci Kemal Göktaş’ın Kısa Dalga Podcast’teki ‘Zor Soru’ programında söylediklerinde:

“Partinin en cefakâr, en sadık, yıllardır kendini partinin sahibi gören, en ağır bedelleri ödeyen bir kitlesi de var. Evet, bu kitle bu sorunu çözmeye yetmiyor. Seçmen sayısı itibariyle baktığınızda barajı geçmeye de yetmemiş yıllarca. Ama sonuçta bu sadece sayısal bir demokrasi iddiasında değilseniz bir biçimde bu sorunu önemsemek durumundasınız.

”Bekleyen, çözüm isteyen, acısı öfkesi her gün kabaran bir kitle var. Ama bir taraftan da bu sorunu hiç umursamayan Batı’da bir kitle var. İşte bu iki topluluk, iki Türkiye gerçeği, bir şekilde harmanlanıp birlikte siyaset yapabilir mi, bunu başarabilir mi? HDP bunun sınavını veriyor, bunun zorluklarını, sancısını yaşıyor. Bu yapısal zorluklardan ben Ahmet Şık’ın payına düşenlerin olduğu kanaatindeyim.

”Partinin geleneksel tabanı doğal olarak, haklı olarak 20 yıldır legal siyasetin içinde olduğu için kendini partinin sahibi olarak görüyor. Çok yadırganacak bir şey değil ama, bu, genişlemeyi de engelliyor, frenliyor, zorlaştırıyor. Geçiş dönemini yönetebilmek gibi bir sancıdan bahsediyorum. 

”Bir statükodan bahsediyorsak tırnak içinde bahsediyorum, geleneksel, bölgesel ve kimliğe dayalı bir siyasetten demokrasi cephesine dönüşümün sancıları olarak tanımlıyorum ben bunu. Bu doğal olarak dile de yansıyor, söyleme de yansıyor. Propaganda argümanlarına, parti bürolarının teşrifatına, söylemlere yansıyor. 

”Bir de çatışmalı dönemde siyaset yapmakla diğer dönemlerde siyaset yapmak da farklı. Dönüp baskılarla tutuklamalarla mı uğraşacaksınız, yoksa içerde sağlıklı cesur iyi niyetli tartışmalar mı yapacaksınız? Parti tabanını eğitmek gibi şeyler de dahil.

”Türkiye siyasetinde bence HDP’yi de aşan ama HDP’nin de payına bir şey düşüyor buradan, bir tıkanma var. Bir çözümsüzlük hali var. Daha farklı bir kırılmaya, kopuşa fırsat vermemenin yolu değişimi yönetmekten ve cesaretle tartışmaktan, kendini tartışmaktan geçer. Tartışmaları ne ihraçla bastırabilirsiniz ne kulak tıkayarak aşabilirsiniz. Hiçbir arkadaşımızı da feda edilecek, kurban edilecek, gözden çıkarılacak, bir saat içinde hakaretin, tahkirin falan muhatabı öznesi haline getirecek şeylerden kaçınmak gerekiyor.”

2 YORUMLAR

  1. Mevcut siyasi sistemde HDP’nin genel ülke siyasetine yönelik taraf olmasını beklemek, süper lig de FB, GS, BJK, TS gibi kulüpler ve onlarca yıllık hegomonya varken “Çemizkezek Spor Kulübü”nün aynı sportif faaliyetlerinde eşit şartlarla yarıştığını ZANNETMEK OLACAKTIR…!

  2. Sayın yazar,Tebrikler! Siz yazilarınız’da õnemli konular’ı tarafsız bir gözle güzel analiz ediyorsunuz.Ellerinize sağlık.

    Bence! Mevcüt partilerin içerisinde!
    HDP’nın dışında PKK’nın bitmesini ve bir an önce ülkeye barışın gelmesini isteyen her hangi bir parti yok…..
    Çünkü, HDP haricindeki partilerin değirmenlerini döndüren fakır fukara ana kuzuları’nın “KANLARI” oylarmi düştü! Kür Türk, Çerkez, Laz ayirmadan şehitler gelmeye başliyor.
    Kürt’ü ile Türk’ü ile sıradan vatandaşlar bunların oyunlarını bozmadıkları müdetçe ne pkk biter nede sıradan halk kölelikten kurtarır.
    Ben doğup büğüdüğüm Karsın Sarikamiş ilçesinin Kürt, Türk,Avar, Laz,Malakan, Gürcülerden oluşan bir kõyde büyüdüm ve komşuluğun, insanlığın ne demek olduğunu biliyorum, ve maalesef bu insanlık Kars sınırların’ı geçip te batiya doğru ilerledikçe bittiğini ve yerini kan ile beslenenlerin aldığına bilhassa yaşayarak gördüm, ve şahit oldum.

    Örneğ’in: Geçen dönem Kars Belediye başkanlığı koltuğunda oturan MHP idi, bu dönem HDP! Karslılar seçilmişlerini saraylılara yedirmezler.
    ÇÜNKÜ ONLARDA MERTLIK VE İNSANLIK VAR. Siyasetçilerin kirli oyunlarına gelmezler.
    Sıradan halk zaten komşuları için canlarınį verirler.

    Millet (ÖZELIKLEDE) “ANNELER” uyudukça Türkiye kirlenmiş bu siyasetçilerden kurtaramaz…..!!!!

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here