Siz bir ülkede adaleti, insan haklarını, demokrasiyi askıya alırsanız işte o ekmeği de askıya koymak zorunda kalırsınız..

0

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 1. Olağan Erzurum İl Kongresinde konuştu. “Sizleri bugün 93 Harbinde üç aylık evladını bırakıp cepheye koşan, iki evladını Birinci Dünya Savaşında şehit veren Nene Hatun’un şehrinden, sizleri bugün Milli Mücadelenin en önemli kongrelerinden birinin Erzurum Kongresinin gerçekleştiği şehrimizden, Kazım Karabekir Paşanın savunduğu topraklardan, sizleri bugün 27 Mayıs darbesinde en genç yaşta tutuklanan ve Yassıadada yargılanan Erzurum vekili Abdulmelik Fırat’ın şehrinden selamlıyorum.” diyen Babacan, büyük alkış aldı.

Birinci Meclisin Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Beyin “Cepheleri tutacak olan kanundur, adalettir” şeklindeki sözlerini hatırlatan Babacan, Gazi Meclisin 100 senede hiç bu kadar kıymetsiz, hiç bu kadar değersiz görülmediğini vurguladı. Milli Mücadele döneminde cephede savaş sürerken Hüseyin Avni Beyin Meclis kürsüsünden Erzurum’da tutuklanan bir gazetecinin haklarını savunduğunu dile getiren Babacan, şunları söyledi:

“O şartlarda bir gazetecinin haksız yere tutuklanmasıyla ilgili gensoru vermişti. ‘Gensoruda ne oluyor’ diyenlere ise ‘Gensoru vazife oluyor, vatanseverlik oluyor, cepheleri tutacak olan kanundur, adalettir’ diye cevap vermiştir. Savaşa rağmen gensorunun görüşülmesi kabul edilmişti.

Hüseyin Avni Bey, ‘Gazetecinin vazifesi budur. Şayet bunda kanuna aykırı sözler varsa basın ve yayın kanunu vardır, adliyeye sevk ederler. Ben kendi kanaatime göre bütün gazetelerin serbest yazmalarını kabul ederim. Bence serbest yazılan yazılardan kıymetli yazı yoktur’ demişti.

Bugün aradan tam 100 sene geçmiş. Yürütme organı tarafından değerleştirilmiş, denetim görevini yapamayan, sistemdeki önemini yitirmiş bir Meclisimiz var. Milletvekillerini, kürsüde yaptıkları konuşmalar için dahi fezleke hazırlanıyor. Oysa kürsü dokunulmazlığı Meclisin en önemli ilkelerinden biridir. Meclis, Türkiye’nen sesi demokrasinin nefesidir.

100 sene önce özgürlük için mücadelede eden bir ruh varken bugün gazeteciler hapiste. 115 sarı basın kartı iptal edilmiş. Türkiye problemlerini özgürce tartışmadan çözemez. Şurada problem var diyenleri siz hapse attırırsanız bu ülkenin sorunları çözülemez. Bu utanç verici tabloyu Türkiye haketmiyor. Beğenmedikleri her görüşe saldırıyorlar, beğenmedikleri her görüşü hapsediyorlar. İktidar neden tahammül edemiyor? Çünkü hiçbir konuda artık çözüm üretemiyorlar.

Son yıllara bakın. Memleketin tek problemi çözülebilmiş değil. Kendileri haklı, eleştirenler haksız. Biz haklı olmaktan güç alıyoruz. Haklı olmanın verdiği gücün önünde kimse duramaz. Herkes aynı manşetle çıksın itiyorlar. Kusura bakmayın, bu ülkenin baskıcı yöneticilere değil özgür gazetecilere ihtiyacı var. Bu ülkenin tek sesliliğe değil, çok sesliliğe ihtiyacı var. Bu ülkenin hamasete, kavgaya değil aklıselimle konuşmaya ihtiyacı var. Bu yaşananların hiçbiri kaderimiz değil.

“Bu yaptıklarından hiç utanmıyorlar mı?”

Son dört senede OHAL gerekçe gösterilerek bir KHK zulmü uygulandı. OHAL KHK’ları ile herkesin ismi tek tek bir kararnameye yazıldı, herkes bir sepete atıldı, işlerine, aşlarına son verildi. KHK ile işine son verilen vatandaşlarımızın büyük bir kısmı yargı tarafından aklandı. Bu kişilerin özlük hakları iade edilmelidir. İtibarları iade edilmelidir. Yapılan hukuksuz işlemler nedeniyle maruz kaldıkları tüm zararlar telafi edilmelidir. Güçlü devlet, hiçbir vatandaşını ekmeğe muhtaç bırakmaz. Bağımsız ve tarafsız yargı makamlarınca haklarında kesinleşmiş karar verilmedikçe herkes masumdur.

Yoksulluk kaderimiz değil. Biz, yoksulluğu ortadan kaldıracak politikalar uygulayacağız. İhtiyacı olanı biz gidip bulacağız ve yardım edeceğiz. Bu yardımları aile bazlı ve hak bazlı yapacağız. Lokomotif, tren falan diyerek ekonomiyi anlatmaya çalışıyorlar. Halbuki bu ülkenin ekonomisi epeyce bir süredir raydan çıkmış durumda. Ben ve arkadaşlarım ekonomi yönetimini bıraktığımızdan beri bütçe açığı 10 kat arttı.

‘Askıda Ekmek’ diye yeni bir proje başlattılar. Ya bu yaptıklarından hiç utanmıyorlar mı? Siz bir ülkede adaleti askıya alırsınız, insan haklarını askıya alırsınız, demokrasiyi askıya alırsanız işte o ekmeği de askıya koymak zorunda kalırsınız. Bu ne demek ya? Bir ekmek parasına vatandaşının muhtaç kaldığını iktidarın bir ortağının açıkça ilan etmesi demek. Hayretlere düşüyorum. Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır, nasıl utanmazlıktır? Söze gelince, yerli ve milli diyorlar. Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir.

Erzurum’da Hayvancılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Hayvan borsası ve hayvan pazarları, Modern bir süt fabrikası kurulmalı; Et ve Süt Kurumu daha aktif hale getirilmeli ve kapasitesi artırılmalıdır.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here