Sizce Uygurlar Bayramı Nasıl Geçiriyor?

1

Bazı konular vardır ki “şuyuu bile olmasın vukusu bir yana“ denir. Çin Merkez Bankasının Haziran’da ülkeye 1 Milyar dolar cash enjekte etmesine dair haberler de Kurban Bayramı için ülkece neredeyse stand-by moduna geçtiğimiz şu birkaç günde kafamı sorularla doldurdu. 
Uygurları toplama kampında dönüşmeye zorlayan bir muamelenin nesnesi yapmaya çalışan Çin’in bu tavrına karşılık Türkiye’den daha doğrusu iktidardan konuya dair en son açıklamayı google’da bulmak gayet meşakkatli.
Büyükelçiyi Athena kıyafeti giydi diye ertesi gün derdest eden Dışişleri, Çin’in Uygur yaklaşımına dair neredeyse 3 Maymunu oynuyor
İşte beni dehşete düşüren bu, ‘neredeyse nüansı’. Eğer Türkiye ya da AKP bu konuda baştan ve koşulsuz biçimde Çin’den yana tavır alsa, buna bir parti ya da devlet politikası der, en azından anlayış ile karşılarım. Ancak ara ara saman alevi gibi oluşan patlamalar işin başka olduğuna delalet ediyor.

O zaman gerçekten de bu haberlere yansıyan bedeli mukabili susma teorisine prim veririm. Biz size para verelim ve siz sesinizi çıkarmayın.
Gerçekten bu mümkün mü?
Olabilir mi?
Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ve ilzam ile mükellef AKP üstelik Türkçülük iddiasındaki ortağı ile böyle bir pazarlığa dahil olur mu?
Sincan’da işler iyiyse neden geçmişte o çıkışlar yapıldı? İşler kötü ise neden susuyorsunuz?

Size Çin’in öyle toplama kampı gibi yönetmediği gayet de liberal bir biçimde tepesinde durmayı arzu ettiği Hong Kong’da olanlara bakmanızı öneririm. Çin’in İngiltere’den tarihi anlaşmalara göre geri aldığı Hong Kong ahalisi bu baskıcı rejime tahammül edemedi.
Anakarası dışında dahi gaddar bir biçimde iktidarını pekiştirmek gayesinde olduğunu gizlemeyen Çin’in, Uygur Halkını “adam etmek” için de fazla tereddüt etmeyeceği bu görüntülerle teyit oluyor. Ancak Hong Kong’lular refah ekonomilerini çökertmek pahasına direnirken Türkiye Uygur halkı ile dayanışmanın en ufak emaresini dahi göstermiyor. 

Haberlere inanacak olursak bunun sebebi para. Piyasaya para enjekte edilmesi mukabilinde bu konuda Omerta (Suskunluk) konusunda mutabakat sağlanmış. Öyle deniyor.

Bu kadar basit bir anlaşma ve basit bir matematiğin geçersizliğini ifade etmenin yöntemi de basittir: 
1.      Haberi yalanlarsınız.
2.      Çin’den bu bölgedeki faaliyetlerine dair açıklama talep edersiniz.
3.      Açıklamayı teyit için sorunlu olduğu bölgeyi ziyaret eder, bilgiyi doğrularsınız.
Bunlardan hiçbirini yapmıyorsanız. Çıkarsama tektir. Söylenti doğrudur. Türkiye Cumhuriyeti’nin güncel olarak idaresi ve dış münasebeti emanet edilmiş olan iktidarı, kendisine ortak olmuş müttefiki ile beraber bir sebeple susmaktadır.

Bunu “haksızlık karşısında susan bizden değildir” şiarını bayrak edinmiş bir inancın Bayram gününde ifade etmeyelim de ne zaman edelim..?
Dünya 5’ten mi büyüktü?
Pekala…
Alın size 5’in 1’i Çin. Buyrun haykırın yüzüne “ey Çin sen kimsin ya?” diye. Derdim tabii ki Çin’le bozuşmak değil. Ama dünyada genel bir mutabakatın olduğu Çin’in fena muamelesine neden göz kapandığını bilmek, anlamak istiyorum.

Abdurrahim Heyit’i; Uygurlu ozanı bu sakin günde hatırlayıp, sesini köşemize taşıyıp Ak Partinin çekinip yapamadığını en azından biz kendi ruhumuzda yapalım.

Çok paramız yok diye haklarını savunmaktan kaçındığımız Uygurlara bari olumlu duygularımızı, duamızı biz yollayalım.
Onun bize yolladığı bu dua için bu kadarını da olsa yapamaz mıyız..?

Reklam

Dedim niçin korkmazsın? Dedi Tanrım var,
Dedim ya başka? Dedi halkım var,
Dedim daha yok mu? Dedi ruhum var,
Dedim memnun musun? O didi yok-yok.

Dedim istek nedir? Dedi gülümdür,
Dedim ya mücadele? Dedi yolumdur,
Dedim Ötkür neyindir? Dedi kulumdur,
Dedim satar mısın? O didi yok-yok.

1 YORUM

  1. Parada vermişler emir de vermişler. Medyadan sorumlu hükümet yetkilisine büyükelçi aracılığıyla uygurlarla ilgili haberlere dikkat edilmesini, çıkan haberlerin ilişkileri olumsuz etkileyeceğini söylemişler. Çin konsoloslari da daha aktif calisacaklarmis bundan sonra.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here