Skandal LGBT araştırması!.. Halife Abdülmecid’in serbest kıldığını, “Halife Erdoğan” yasaklayacak mı?

0

Türkiye’de ilk defa Temel insan haklarını ayaklar altına alma pahasına halka; “Eşcinsellik yasaklansın mı?”, “Eşcinseller devlet tarafından tedavi edilsin mi?” soruları soruldu, çıkan sonuç medyaya servis edildi. Skandal araştırma, “İktidar LGBT’ye yasak getirmenin zemini mi yokluyor?” şüphesine yol açtı.

Deniz Elin Deniz – OCAK MEDYA / ÖZEL HABER – İSTANBUL

Ve sonunda bu da oldu. Genel anlamda bütün üniversitelerimiz uluslararası bilimsel atıf indekslerinde nal toplarken, iktidara yakın akademi, yine iktidara yakın kurumlar adına toplumsal cinsiyet alan araştırmasına imza attı. Araştırma ismi ve sonuçlarından çok, barındırdığı skandal sorularla dikkat çekti.  İki sözde akademisyen “Temel insan hakları halk oyuna sunulmaz” şeklindeki evrensel kaideyi ihlal ederek halka, “Eşcinsellik yasaklansın mı?”, “Eşcinselleri sapkın görüyor musunuz”, “Devlet eşcinselleri tedavi etmeli mi?” şeklinde sorular sordu. Çıkan sonucu da medyaya servis etti. Anayasal suç işleme pahasına gerçekleştirilen anket akıllara; “Acaba iktidar eşcinselliğe yasak getirmenin toplumsal zeminini mi hazırlıyor?” sorusunu getirdi.

Önce İstanbul Sözleşmesi, sırada LGBT’ye yasak mı var?

İktidar, daha önce kendi imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nden sırf LGBT’ye şiddeti de engellemeyi amaç edindiği için muhafazakar kesimin baskısıyla çekilmişken aynı muhafazakar kesime mensup akademisyenlerin bu sefer de son derece sakıncalı sorularla LGBT’yi araştırmaları ilginç bulundu. Malum İstanbul Sözleşmesi’nde hiçbir şekilde, “LGBT’yi onaylama”, “Eşcinselliği yayma” gibi herhangi bir hüküm bulunmadığı halde muhafazakar kesim, “Sözleşmede eşcinselliği meşru gösterdiler” kıyametini koparmıştı.

Şimdi de aynı muhafazakar kesimin ilk defa LGBT konusunda halkın nabzını yoklama gereği duymuş olması dikkat çekici bulunuyor. “Türkiye’de Cinsiyet Algısı Araştırması” isimli skandal araştırmaya Prof. Dr. Ergün Yıldırım ve Doç. Dr. Recep Yıldız imza atmış. Bu iki akademisyen de LGBT konusunda taraf. Şöyle ki, özellikle Yıldırım’ın yayınlanmış LGBT karşıtı makaleleri bulunuyor. Araştırmayı yaptıran İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi(İZÜ) ve İstanbul Aile Vakfı da onlardan farklı değil. Geçtiğimiz yılın Haziran-Temmuz aylarında, Türkiye genelinde 26 ilde 18 yaş ve üzeri toplam 2 bin 200 kişiyle görüşülerek hazırlanan araştırmanın sonuçları yeni yılın ilk günlerinde basına verildi. İlk bakışta LGBT’ye yönelik sıradan masum, bilimsel bir alan çalışması gibi duran araştırmanın hiçte masum olmadığı sorulan sorularda gizliydi. Araştırmada anayasal suç işleme pahasına halka yöneltilen bu skandal sorular bir tek Ocak Medya’nın dikkatini çekerken, T24 gibi gazetelerin de araştırmayı yayınlaması “Sorulan sorular gözden mi kaçtı?” ihtimalini akıllara getirdi. Bir diğer düşündürücü detay, en ufak olayda tepki veren LGBT Dernekleri’nin bu araştırmayı seslikle karşılamaları.

“Bu haliyle anayasal suç”

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz ve adını vermek istemeyen akademisyenler, tartışılan araştırmanın ne amaçla yapıldığının önemli olduğunu belirtti. Bahse konu olan alan araştırmasının ne amaçla yapıldığının belirtilmediğine dikkat çeken aynı akademisyenler;  “Şayet araştırmanın arkasında ‘Eşcinselliği yasaklama, tedavi ettirme’ ve benzeri amaçlar varsa, bu her şeyden önce anayasal bir suç teşkil eder ve hukuki sonuçları da olmalıdır” diyor. Kaldı ki, LGBT’ye Türk toplumunun bakışının büyük oranda olumsuz olduğunun daha önceki araştırmalardan bilindiğini, eldeki bu bilgiye rağmen halka ayrıca; “Eşcinsellik yasaklansın mı?” diye sormanın ancak art niyetle izah edilebileceği ifade ediliyor. Çıkan sonucu bile bile toplumun azınlık ve riskli bir grubunu toplumun geneline bu şekilde sormanın etik olmadığı gibi, tehlikeli sonuçlara yol açabileceği vurgulanıyor.

Bu sorular “Etik kurul”dan nasıl geçti?

Yine aynı akademisyenlere göre bilimsel bir alan araştırması içerdiği sorular ve amacıyla birlikte önce etik kuruluna sunulur. Etik kurulu onaylarsa araştırma yapılır. Adını vermek istemeyen etik kurulu üyesi bir akademisyen; “Alan araştırmasında genelde her türlü soru sorulabilir. Ancak araştırmaya konu olan grubun yararı veya o gruba yönelik açık bir tehlike söz konusuysa  sorularda kısıtlamaya gidilmez” diyor. “Ancak görüldüğü kadarıyla adı geçen araştırmada ne amaçla bu kritik soruların sorulduğu belirtilmemiş. Araştırma sonuçları şu haliyle LGBT toplumunun yararına olacak bir özelliğe sahip olmadığı gibi, bu bireyleri hedef gösterdiği çok açık” diyen kurul üyesi şunları söyledi; “Araştırma sonucu ile elde edilecek bilgi ile eşcinselliğin yasaklanması, ‘sapıkların’ tedavi edilmesi amaçlanıyorsa bu durumun insan hakları ile bağdaşır tarafı yok. Araştırma nihayetinde bir grup katılımcının ne düşündüğünü belirliyor ve toplumun geneline yansıtılıyor. Muhafazakar bir katılımcı grupla yapıldığında bu değerlerin saptanması olağan. Araştırma bilimsel metotla yürütüldü diye bu insanların düşüncelerinin norm olarak kabul edilmesine yönelik bir iddia ya da bilimsel bilgi kabul edilemez. Ancak bu nitelikteki insanlar bu görüşlere sahiptir sonucuna ulaşılabilir. Sonuç olarak soruyu ne amaçla sormak önemli ve elde edilen bilginin nasıl kullanıldığı önemli. Her soru sorulabilmeli bence ancak dışlama ve ayrımcılık amacıyla kullanmak için bilgi üretiliyorsa bu etik olmadığı gibi, suçtur aynı zamanda.”

İlk kez halife Abdülmecid yasağı kaldırmıştı

Zaten daha önce hem KONDA gibi yerli ve güvenilir şirketlerin hem de uluslararası kuruluşların yaptığı ve Türk toplumunun eşcinselliğe bakışını ortaya koyan araştırma raporları elimizde olduğu halde bu son derece tehlikeli sorular barındıran araştırmaya ayrıca neden ilgi duyulduğu merak konusu oldu. Zaten o araştırmalarda; “Eşcinselliği onaylıyor musunuz?”, “Eşcinsel komşu ister misiniz?”, “Eşcinsel komşunuz aşure getirse ne yaparsınız?” ve benzeri sorularla sınırlandırılmıştı. Çıkan sonuçlarda da Türk toplumun eşcinselliğe yüzde 70’in üzerinde bir oranda olumlu bakmadığı sonucu çıkmıştı. Bu bilimsel veri bilindiği halde bu yeni araştırmada aynı konuya kritik ve sakıncalı sorularla yaklaşılması, araştırmanın başka bir amaç taşıdığı kanaatine neden oldu. Özellikle “Eşcinsellik yasaklansın mı, tedavi edilsin mi?”, “Eşcinsellik sapkınlık mıdır?” şeklindeki sorular ve araştırmanın sponsoru olan kurumların LGBT’ye iktidarla paralel bir düşünceye sahip olması akıllara, “Acaba iktidar LGBT’yi sokakta yasaklamayı, ya da LGBT bireyleri devlet zoruyla tedavi ettirmeyi mi planlıyor?” sorularını getirdi. Her fırsatta LGBT karşıtı söylemlere imza atan, onları hedef gösteren bir iktidar profiliyle karşı karşıya olduğumuz için, bu ihtimale kimse “hayır” diyemiyor.

Sonuç olarak, iktidarın son yıllardaki LGBT’ye yönelik nefret söylemleri, Diyanet’in LGBT’yle mücadeleye çağrıları ile bu araştırma birlikte ele alındığında akıllara şu soru geliyor; “ Yoksa bu topraklarda ta 19. Yüzyılın ortalarında yani batı ülkelerinden bile çok çok önce bizzat Halife Abdülmecid tarafından yasak olmaktan çıkarılan eşcinsellik, 21. Yüzyılda ‘Halife Erdoğan’ tarafından yasaklanmaya mı çalışılıyor?

Z Kuşağı geri adım mı attırdı

Ancak araştırma sonuçlarının aylar sonra basına verilmiş olması başka bir ihtimali de düşündürtmüyor değil. Şöyle ki araştırma art niyetli ve sakıncalı olsa da çıkan sonuç pek de öyle arzu ettikleri gibi durmuyor. Çünkü skandal araştırmanın sonuçlarına göre “Eşcinsellik yasaklansın” diyenler yüzde 34, devlet tedavi etmeli” diyen yüzde 36. “Serbest olmalı, yasaklanmamalı ve normal görüyorum” diyenlerin toplamı da az değil, yüzde 30’a yakın.

Ve sıkı durun asıl önemli sonuç: 18-24 yaş arası gençler, yani Z kuşağının verdiği cevaplar. Muhafazakar akademinin art niyetli sorularına bile Z Kuşağı’nın yüzde 50’ye yakını “LGBT’yi doğal bir durum olarak görüyorum” cevabını vermiş.

Araştırmayı yapanlar bu sonuç karşısında şaşırmış mıdır bilinmez ama, iktidarın bütün olumsuz yaklaşımlarına rağmen bu ülke gençlerinin her alanda olduğu gibi LGBT konusunda da aydınlık bir geleceği müjdelediği çok açık.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here