Sofi Silo Dayımı Nasıl Apocu Yaptılar?

0

Babadan yana demem Mele Mihemed İmamdı.

Babam, evin en büyüğü olmasına rağmen dedem onu değil de oğlu Abdullah’ı okuttu.

Abdullah amcam Mele Şeyhmus (Cegerxwinler)’le okudu.

O da imam oldu ama imamlık yapmadı

Dayıma Kur’anı öğreten babamdır.

Abdullah amcamın ne dinle ne milliyetçilikle ilişkisi oldu.

O hep kafayı ticarete yordu.

Sofi Silo dediğim dayım gençliğinde ele-avuca sığmazdı.

Köyde kimse onunla baş edemezdi.

Babam sayesinde elifba ve Latin harfleriyle okumayı öğrenince Kur’an okudu. Orucunu tuttu. Namazını kıldı. Nakşibendi tarikatına girdi. Tövbe etti. Sakal bıraktı ve yeni adı SOFİ SİLO oldu. Gerçekten de bu Sofi Silo’luk onun gerçek kimliği oldu. Eski Süleyman’dan eser kalmadı. Buna köylüler de hayret etti. Ve ondaki bu değişime hayret ettiler. İstikrarı karşısında ona saygı göstermeye başladılar. Kısa sürede tüm Reşi köylülerin en saygı, en karizmatik ve direnişçilik kimliğinin sembolü oldu.

Dayımın hayatının merkezinde Şêyhi vardı.

Bir de yeğeni olarak ben vardım.

Yani yukarda Allah, Peygamberi Muhammed Rabbani rehberleri, Menzil Şêxi ve ben de cismani ve rahmani değerleriydik.

1984 Eruh Şemdinli silahlı mücadelesinden sonra Kürdistanın her dağlık bölgesinde peşmerge-gerilla örgütlenmeye başladı. Bizim Reşi köyü dört dağ arasında, ve örgütlenmeye en elverişli bir bölge. Ancak çevre köylülerin çoğu Korucu olmuş korkudan olmayan bir bizim köy var. O köyde de ilişki yok.

Raman dağlarında benim Kıvırcık Hasan adında Kızıltepeli bir öğrencim varmış. O köyümü tesbit etmiş. Ve nasıl yapmışsa Sofi Silo dayımı bulmuş.Dayıma beni anlatmış. Dayım inanmamış. Bunu devletin bir oyunu sanmış. Sonra Hasan Urfa Cezevinden arkadaşlardan bir toplu fotoğrafımı getirtmiş. Hasan dayıma göstermiş.

-Aha bu! Xalo buna iyi bak. Bu kim?

Dayım alıcı gözüyle bakmış. İlk evvelinde tanımamış ve sonra;

-Wey bu benim biricik yeğenim Şikri’dir, demiş.

Kıvırcık Hasan muradına ermiş, dayıma onun yeğenin öğrencisi olduğunu kabul ettirmiş. Ve bizim köyde ilk ilişki Kıvırcık Hasan ve Sofi Silo dayım üzerinde sağlanmış. Dayım yıllarca onlara yardımcı olmuş. Onlara yiyecek, içecek barınacak yer sağlamış.

Devlet gerillanın köyde örgütlendiğini ve Sofi Silo’nun onlara yardım ettiğinin ihbarını almış.

Devlet dayımı yakalamış, dayak atmış, işkence etmiş ama dayım inatçı ve Şêxe inandığı kadar bu gerillalara inanmış. Eh biricik yeğeninin arkadaşları. Ha yeğenine ha arkadaşlarına yardım etmiş. Ne fark eder.

Devlet bu defa, menevi baskı uygulamaya başlamış. Sakallarını kesmiş. Tam üç ay evden dışarı çıkmamış. Nasıl çıksın? Sakalı her şeyi. Şêxi, şanı, şerefi sakallı ve sakal gidince küçük bir serçe zaten Sofi Silo. Oysa sakalla dev gibi bir Marks oluyormuş

Gerillalarla kala kala, dayıma Abdullah Öcalan’ı anlata anlata; bir gün, cüzdenından şêxin resmini çıkarıyor. Onun yerine benim resmimi koyuyor. Öcalan ise yüreğinde ve beyninde. ‘’Serok hey serok’’ diyor, başka bişey demiyor. Artık dayım fanatik bir Apocu ve çevrede de öyle biliniyor.

Ben 11 yıl sonra tahliye oldum.

Abim, bacım, çoluk çocuk hepsi Dörtyol-Hatay’da. Ailenin en büyükleri yanıma ziyarete geldiler. Abdullah Amcam, Sofi Silo dayım, ailenin en ağır topları.. Abim mevlit verdi. Solculuk kafası ve zehirlemesi, mevlitte bulunmadım. Abim Sabri ile münakaşa ettik. Gelenlerin kalbi kırıldı.

Kısa bir müddet sonra ben Batman’a, oradan da köye gittim.

Sofi Silo dayım koyun kesti. Mevlit verdi.

Köyümüzün imamı iyi bir ders verdi.

‘’Şükrü Hoca seni duyduk. Direnişine ve mücadelen saygımız var. Senin için Kürdçe mevlit okuyacağım. İnancın varsa git abdest al ve –bari- Kürdçe mevlide katıl, değilse çık terk et,’’ dedi.

Sahte bir abdestle Kürdçe mevlide katıldım. Mevlid yemeğinden sonra Cemaat camiye gitti. Ben Cami bahçesinde tek başıma oturdum ve o gün bu işin olmayacağını anladım.

Dinli bir topluma dinsizler liderlik edemez.

Ederse benim gibi cemaat camide lider dışarda kalır.

Bu işte bir terslik var. Baş ile gövde birbirine uymuyor.

Sanırım bunun için Fethullah G.’nin şu sözü anlamlıydı:

‘’Bugün Kürd hareketinin başında bir dinsizin bulunması avantaj değil, dezavantajdır’’

Ya bir de Stalinist Öcalan yerine İmanlı bir Kürd Lider olmuş olsaydı ne olurdu?

Fethullahın da, devletin de uykuları kaçardı.

Geçelim Sofi Silo’nun hikayesine yine.

Ben Cezaevi İç Örgütüyle yollarımı ayırdım.

Ben ayrıldım ama onlar ‘’onlar tecrit ettik’’ diyorlar.

Aslında ayrılmam ve onların tecridi aynı kapıya çıktı.

Tahliye oldum ve eşimi, iki evladımı ve en küçük kardeşimi alıp İzmir’e gittim.

O döneme ‘’sefil Mehmet dönemi’’ diyorum.

Bir gün Bedia teyzemlerdeyken İzmir-Karşıyaka’da Sofi Silo dayımın en küçük oğlu Mehmet yanıma geldi. O da İzmir-Bornovada (sanırım) asker.

Bana,

‘’Dayı ben askerlikten firar edip gerillaya katılacağım. Sen ne diyorsun?’’ dedi.

Dondum kaldım. Bu çocuğa ne diyeyim şimdi? Örgütle sorunluyum. Partiden hala umudum var.

Kararı ona bıraktım ve gitti.

Gittikten sonra gerillada öldü.

Tabi şehid ilan ettiler ve dayımı daha çok kendilerine bağladılar.

Ben Bekaa’ya gittim. Öcalan’ı gördüm. Konuştum ve tam anlamıyla kırıldım. Avanak Avniliğimi anladım. Gel gelelim hemen çıkamadım. Ve dayım hala benim Başkanıyla beraber olduğumu biliyordu.

Bunu çocuklarına söyledim. ‘’Sakın ha sakın bu gerçeği dayıma söylemeyin. O hala uyuyor ve öyle biliyor. Söylerseniz ölecek. Ölmesin yaşasın. Ve beni de  Öcalan’ı da öyle bilsin’’ dedim.

Sağolsunlar sözlerinde durdular.

Ve Sofi Silo dayım gerçeği bilse ölecek. Çünkü bunu kaldıramazdı. Kur’anı okur ama anlamaz. İnanır ama inancını sorgulamayan binlerce Sofi Silolarımız var. Bırakalım okusunlar. Öyle rahat ediyorsa inansınlar. Uyandırıp ölmelerindense yaşasınlar.

Benim dayım Sofi Silo temiz, saf ve dürüst bir insandı.

Hala benim Öcalan ile birlikte olduğumu biliyordu.

Ve öyle gitti.

Oysa daha iki hafta önce en büyük oğlu Ahmed buradan gitti.

Onunla selam gönderdim. Beni beklesin geleceğim.

Benim yerime ellerinden öp, dedim.

Daha memleketten gelmedi.

Gelince oğlum Tekoşin ile taziyeye gideceğiz.

Daha sonra da köyde mezarını ziyaret edeceğim.

Güle güle benim güzel dayım.

Sen yine de bekle beni.

Geleceğim. Ama biraz daha bekleteceğim.

Korona belasını atlatayım. Güç toparlayayım.

Mutlaka geleceğim.

Yerüstünde olmasa da yer altında, toprak ananın bağırda seninle bağdaş kuracağız.

Saygılarımla Dayı.

Yeğenin Mihemed Şikri

1 Eylül 2020

Almanya-Essen

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here