Sol’a Yeni Bir Parti Geliyor. “Eski Sağ OUT, Yeni Sol İN”

1

28 Ocak 1992’de o zamanın ABD Başkanı Bush ulusuna şu sözlerle seslenmekteydi :
“Allah’ın inayetiyle hayatımda, hayatımızda olabilecek en iyi şey oldu. Amerika Soğuk Savaşı kazandı.”

Bush’u bu kadar heyecanlandıran olay; dünyayı tam 45 yıl meşgul eden bir gerçeklikti. 1970’lerde doğan jenerasyona kadar herkes bu ikiye bölünmüş dünyanın çocuğu idi. 1980 ve sonrası doğumlululara atfedilen apolitikliğin bir sebebi de, dünyayı karpuz gibi ikiye ayıran bölünmenin ve çift kutbun ortadan kalkmasıydı.

Bizde soğuk savaş, sol-sağ çatısması yıllarına denk gelmektedir. Solcular Sovyetler Birliği’nin nihai hedefine, sağcılar ise ABD’nin nihai hedefine yakın dururdu.
Neticede bütün “Solcular Komünistti”.
İster Cumhuriyet okuyan bir CHP’li, ister aktivist, bir TİP’li ya da TKP’li.

141-142. maddeler Komünistliği idamlık suç olarak ceza yasasına koymuştu. Buna muadil bir de 163. madde vardı ama bu ikisi arasında yaptırım açısından bire on fark vardı.

Sonuçta; Türkiye’de askerler de fazlasıyla anti komünistti. Darbeler sağa 1 vurduysa, sola 10 vuruyordu.

Solun hele ki azıcık radikaline hiçbir zaman katlanılmadı. Ülkeyi 2002’de devralan AKP ise, sağcılıkla gurur duymanın şahikası olarak 2019’da kendinden çok daha fazla sağa çeken MHP ile koalisyona girdi.

MHP çizgisinin, Avrupa’da siyasetten dahi dışlanan özellikler taşımaktayken, Türkiye’de iktidar belirleyicisi konumuna gelmesi ya da getirilmesi karşı tarafta ciddi bir endişe yarattı. Bu konuda hiç de sıkılgan olmayan sağ blok, kendinden olmayana siyasi alan bırakmayan “Beka” söylemi ile durumunu açık etmekten geri durmadı.

Sağcılığın; “sandığa atılan oyu dahi yok saymak haline dönüşmesi”, solu demokrasinin asgari düzeyine talim ettirdi. İstanbul seçimleri bir anlamda bunun hayata geçmesi idi. İstanbul seçiminde AKP blokunun karşısına dikilen HDP’nin başına gelenler de, bu anlamda ibretlik bir hikaye oldu.

Reklam

Türkiye’nin soğuk savaştan kalan kadrolarca yönetilmesini, dünyadaki lider siyaseti ile mukayese eden yetersiz analizlerin, bu tarih perspektifi yoksunluklarını kayda almak gerek.

Türkiye’ye benzer etnik meseleler yaşayan İspanya’nın federatif yapısına veya İngiltere’nin kadim demokrasisine dair en ufak bir fikir kırıntısı içermeyen bu sözde yorumların, ülkemizde kuvvetler ayrılığına ve basın bağımsızlığına yönelik ağır darbeleri görmezden geldiklerine kuşku duymuyorum.

Kuzey yarımküre demokrasilerinde; ne solun ne de sağın bagajında olmayan yükleri, fazlasıyla yüklenen soğuk savaş tedrisatlı sağcıların, bu ülkeyi daha ne kadar bu eski retorikle yönetebileceğini bilemeyiz. Bununla beraber ülkede demokrasinin en asgari kriteri olan sandığa saygı göstermekten daha fazla beklentisi olan bir solun da, şiddetli bir ihtiyaç olduğunu belirtmek lazım.

En azından komşumuz Yunanistan’ı krizden çıkaran bir Syriza benzeri sol hareket için ülkede zemin olmadığını söyleyebilir miyiz?
Bakmayın Türkiye’de sağcılığın geçer akçe olduğuna dair şehir efsanesine. Zamanında Kadıköy’ü Adalet Partisi, Anavatan Partisi kazanabilirdi. Bugün buralara sağ partiler yaklaşamıyor bile.

Genelde olmasa da büyük oranda sağ ve sol arasında oy kaymasından söz edebiliriz. Özellikle solun hedef kitlesinde olması gereken alt sınıflar, sağa oy deposu oldu. AKP uzun iktidarını artık toplumun GSMH payı düşük kesimlerine borçlu.

Peki bu sonsuza kadar sürecek mi?
Soğuk savaş retoriğinden beslenen sağcılıktan sıkılan kitleleri harekete geçirecek bir sol hareket İspanya’nın Yunanistan’ınn becerdiği dönüşümü becerecek donanıma ulaşabilecek mi?

Yeni bir sol partinin ÖDP’nin zemininde doğacağına dair aldığım haberlere istinaden, en azından bunun hayalini kuran birilerinin olduğunu söylemeliyim.
Bu hayalin bu zamana kadar olanlardan farklı olacağını düşünen bir tek ben olabilirim.
Buna rağmen hiç de azımsanacak bir olasılık değil.
Bunun için dünyadaki deneyime ve gelişmelere bakmak kafi.

Türk Sağının AKP ve MHP ile iyice anti demokratikleşen yüzünü, demokrasiye çevirmek için kolları sıvayanların yoğunlaştığı bir ortamda, asli adresi gerçek bir sol parti olan geniş halk kitlelerini mobilize edecek, bir sol hareket de hiç umulmadık bir başarı kazanabilir.

Reklam

Buğday ambarında hisseden bir aç güvercin olmasam da, Türkiye’yi bekleyen dönüşümde gerçeklikten kopuk sağın boşluğunu dolduracak bir sol ihtimalinin dünyadaki gelişmelerle uyumlu olacağını düşünüyorum.

Hiçbir ön yargıya ve geçmişin sınırlayıcılıklarına borcu olmayan bir solun, hiç umulmadık derecede bir kabul potansiyeli olacaktır.
Tarihin şaşmaz terazisine çıkacak olan gerçek bir sol hareketi görmek için beklemeye değecektir.

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here