Sorunun çözümü ‘terör’ tanımında

0

Türkiye’nin adalet mekanizması maalesef işlemiyor. İşlemediğinin en büyük göstergesi de sürekli kanuni düzenlemelerin yapılması. 

İktidar, yeni bir infaz paketi üzerinde çalışma yürütüyor. Her infaz düzenlemesi doğal olarak beraberinde ‘af’ meselesini de gündeme taşıyor. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, ısrarla “Bu çalışma bir af değil” diyor. Ancak düzenlemenin toplumdaki karşılığı her zaman ‘af’ olmuştur.

Peki, Türkiye neden sürekli bu tür düzenlemelere ihtiyaç duyuyor?

Cevabı aslında basit; kanunlar uygulamaya yansımıyor. Sorunları çözmüyor aksine daha da büyütüyor. Sürekli cezaevlerinde bir doldur-boşalt durumu mevcut. Aslında bu infaz yasasının çıkarılmasının gayelerinden biri de nüfusu oldukça artmış olan cezaevlerinde yer açmak.

Kimin için?

Bakan Gül, cezaevlerinde 294 bin tutuklu ve hükümlü olduğunu söylüyor. Bu sayının artmasının altında infaz sistemi ve kanunlardan kaynaklı uygulamaların yanı sıra terörle mücadele ve diğer birçok farklı sebebin bulunduğunu savunuyor.

Tutuklama mecburi değil ihtiyari olmasına karşın yargımız tercihini sürekli tutuklamadan yana kullanıyor.

Türkiye’de uygulanan terör tanımı çok kapsayıcı. İsteyen, istediğini rahatlıkla ‘terör’ kapsamına sokabiliyor. Bu sebeple Avrupa Birliği (AB) Türkiye’den terör tanımını değiştirmesini istiyor. Fakat Türkiye, “Terörle mücadele zafiyete uğrar” gerekçesiyle bu talebe şimdiye kadar direndi. 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 24 Mayıs 2019 tarihli açıklamasında terör tanımı hakkında “Terörle Mücadele Kanunu kapsamında, terörle mücadeleyi zafiyete uğratmadan yapılabilecek düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz” demişti. Şimdiye kadar bu ‘terör tanımı’ konusunda bir mesafe alınamadı.

Terör tanımı, ülkemizde iktidarın sopası haline dönüşmüş durumda. Kendine muhalefet eden, eleştiri yönelten herkes rahatlıkla bu kapsama sokulup terör örgütü üyeliğiyle yargılanabiliyor. İfade özgürlüğü kapsamında yapılan açıklamalar dahi terör kapsamına sokulabiliyor.

Sınırları netleştirilmiş bir terör tanımına ihtiyaç var.  

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Temsilcisi Dunja Mijatovic, 8 Temmuz 2019 tarihli açıklamasında, Türkiye’de terörizm ve suç örgütü üyeliğinin geniş tanımıyla ilgili yasaların AİHM tarafından da eleştirildiğine dikkati çekmiş ve bu konuda Gezi olayları iddianamesinde yer alan suçlamaları örnek göstermişti.

İster ceza infaz düzenlemesi deyin ister af deyin; meselenin köküne inmediğiniz sürece çıkaracağınız hiçbir kanun beklentileri karşılamayacaktır. Bugün çıkardıklarınız, yarın tekrar içeri girme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. 

Meselenin kökü de ‘terör tanımı’ndan geçiyor. Bu konu tartışılmadığı sürece cezaevleri sürekli dolup boşalacak ve hiçbir zaman istenilen amaç elde edilemeyecektir. 

Son söz Platon’dan: 

“Adaletsizliğin en büyüğü, adil olmayıp adil gibi görünmektir.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here