Sosyal medya linci..

0

Rick Rose, ilk baharda maske satın almayacağını Facebook’ta ilan ettiğinde bir çok kişinin öfkesini üzerine çekmişti. İki ay sonra sosyal medya hesabı üzerinden Covid-19’a yakalandığını ve nefes almakta zorluk çektiğini yazdı. Bir kaç gün sonra, 4 Temmuz’da artık ölmüştü.

Ohio’lu Rose’un ölmeden önceki son paylaşımları sosyal medyada hiç tanımadıklarından 3 bin 100 kahkaha emojisi ve onlarca eleştiri yorumu aldı. “Eğer onu tanısaydılar severdiler tıpkı tanıyan diğer kişiler gibi.” diyor 37 yaşında hayatını kaybeden Rick’in annesi Tina Heschel.

Heschel, sosyal medyada gösterilen “tüm bu nefretten” yorulduğunu belirtirken “Sadece onun huzur içinde yatmasını istiyorum.” şeklinde konuşuyor. Uzmanlar, hastalığa yakalanan ya da salgın sırasında uyulması gereken düzenlemelere uymayan kişileri ayıplamanın Covid-19 hastalığı ortaya çıkmadan çok önce de var olduğunu söylüyor.

Ancak sosyal medyanın hızı ve etkileşim gücü bu alışkanlığa pandemi döneminde daha agresif yeni bir boyut kazandırdı. Salgınlar ve yaftalama ilişkisi üzerine araştırmalar yapan Pennsylvania Üniversitesi’nden Profesör David Barnes, “Sanki birisi zaten orada olan yaftalama alışkanlığının şiddetini yükseltti.” diyor.

İnsanlar bir şey tarafından tehdit edildiklerini hissettiklerinde onu ayıplıyor ya da hedef gösteriyor. Bir açıklamaya ihtiyaçları var ve bir günah keçisi buluyorlar. Salgın döneminde bu onların kendi düşüncelerini yeniden onaylayabilmesine ve olup biteni anlamlandırabilmesine yarayan müphem fakat önemli bir eğilim.

Barnes, “Hastalığı ahlak bakımından değerlendirmeyen bir toplum asla olmamıştır.” diyor. Eskiden daha çok bir grup ya da bir bölge sınırları içinde kalan bu uygulamayı Facebook gibi sosyal medya siteleri alıp kitlesel hale getiriyor, onu etkili bir şekilde sınırsız yapıyor.

Medya Psikolojisi Araştırma Merkezi’nde sosyal medyanın toplum üzerindeki etkisini araştıran Psikolog Pamela Rutledge, “Sesini yükseltebilmenin beklentisi değişti.” diyor. Rutledge, “Şimdi herkesin bir sesi var.” şeklinde durumu değerlendiriyor: “Ve bu sesler alışıldık.”

Twitter’da Floridalı bir şerif ‘Covid Salağı’ ilan edildi

Ağustos ayında Floridalı bir şerif yardımcılarının sınırlı şartlar dışında maske takmaya izinli olmadığını açıklayınca Twitter’da “Covidiot” (Covid Salağı) şeklinde damgalandı. Bu yıl başında doktorlar Ekvator’un ilk koronavirüs vakasını teşhis edince, bir kaç saat içinde emekli bir öğretmenin bilinçsiz bir şekilde hastanede oksijen tüpüne bağlıyken çekilmiş fotoğrafları sosyal medyada dolaşıma girdi.

Rick Rose’un ölümü ulusal medya tarafından haber yapıldı ve ülkenin her yerinden ziyaretçiler onun Facebook hesabına giderek paylaşımının altına utandırıcı yorumlar yaptı. Bazıları da elbette aynı paylaşımın altına bu yorumları eleştiren ve Rose’a huzur dileyen mesajlar yazdı.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde sosyal medya araştırmaları yapan Profesör Sherry Turkle, “Utandırmak insanlara onların doğru yaptığını ve başkalarının yanlış yapmak zorunda olduğunu söyleyerek güvende hissetmelerinde yardımcı olabilir.” diyor. Turkle, bunu “büyülü koruma ve fantezi” olarak adlandırıyor. Profesör Turkle, bu durumu “Kendimizle hastalanan insanlar arasına bir duvar koyma yolu.” şeklinde değerlendiriyor.

Sosyal medya, aynı zamanda bir salgın sırasında izole olmuş insanlara inançlarını paylaştığı gruplara katılmanın kısa yolunu da sağlıyor. Ve birisi bir gruba dahil olduğunda o kapsamlı kimlik abartmayı kolaylaştırıyor. Rutledge, bunu “Tek başına olduğunda hareket etmeyeceğin şekilde davranıyorsun.” diyerek anlatıyor.

Sosyal medya ayıplamayı bağımlılık haline getirebilir

İnsanlar belki de sosyal medyada bir emoji gönderdiklerinde ya da yorum bıraktıklarında abarttıklarının farkında değiller. Turkle, “Sosyal medya ayıplamayı feci bağımlılık haline getirebilir.” diyor. Profesör Turkle’a göre bu kişiler “sadece belli bir içeriğe bağımlı değiller. Onlar katılma sürecinin bağımlısılar.”

Rutledge ise sosyal medya ve “beğenme” eyleminin kullanıcılara yargılamaya kolayca geçiş yolu sunduğunu söylüyor. Bu durumunda “daha önce hiç yaşanmamış yasal ve ekonomik bir sürü alt kategoriler yaratabildiğini” sözlerine ekliyor.

Florida’da Riverside Market’in sahibi Julian Siegel, dükkanının otopark yerinde yiyecek almak için sıra bekleyen insanların ilk baharda çekilmiş bir fotoğrafı Nextdoor uygulamasında paylaşılınca işlerinin yüzde 20 düştüğünü aktarıyor. Fotoğrafı paylaşan kişi müşterilerin sosyal mesafeye uymadığını yazmış. Ancak Siegel, bunun doğru olmadığını savunuyor. Siegel, “Bu çılgınlık. Hiç burada olmamış kişiler bize Covid yaydığımızı söyleyerek darbe vuruyor.” diyor.

Bu olaydan sonra Siegel, dükkanının yanından geçerken yavaşlayıp fotoğraf ve video çeken insanlar görmeye başladıklarını belirtiyor. Siegel, “Biz onlara sosyal medya fedaileri diyoruz. Yapabileceğin hiçbir şey yok.” şeklinde yorumluyor.

Amerikalı restoran sahibi Siegel, Nextdoor ve Facebook’ta gördüğü restoranları ile ilgili bir kaç fotoğrafta yapılan yorumlarda insanların patronların bile güvende olup olmadığını tartıştığını söylüyor. Sonra yorumlarda restoranı eleştirenlerden çok savunanlar olduğunu fark ettiğini belirtiyor.

West Virginialı Christy Broce ise sosyal medyayı hedef göstermelerle savaşmak için kullanıyor. Broce bu yaz kendisi ve iki erkek çocuğu Covid-19’a yakalanınca karantinada bir ay geçirmiş. Broce’ın market ihtiyaçlarını alışverişe giden tanıdıkları ona getirmiş. Ancak birisi onu Covid-19’a yakalandıktan iki gün sonra yanlışlıkla markette alışveriş yaptığını söyleyerek yerel sağlık merkezine şikayet edince çok aşağılanmış hissettiğini söylüyor.

Bu olay Broce’u Facebook’ta “merhamet” için herkese açık bir çağrı yapmaya teşvik etmiş. Yüzlerce insan bu paylaşımı beğendi ve bazıları Broce’a destek mesajları ve kartları yolladı. Broce, “İnsanlar yardım elini uzattı ve biraz daha ilgili oldu.” diyor.

Böyle bir cevap Psikolog Pamela Rutledge’i şaşırtmıyor. Rutledge, Broce’un aldığı tepkileri “Sosyal medyada empati ya da destek hem verene hem de alıcısına daha iyi hissettiriyor. Tıpkı eleştirmek ya da utandırmak gibi bu durumda kişinin inancını ya da fikirlerini tasdik edebilir.” şeklinde yorumladı. Rutledge, “Ayrıca bu durum dünyayı daha nazikmiş ya da daha kibarmış gibi göstermenin de bir yolu.” şeklinde konuştu.

Kaynak: Euronews

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here