Sosyal Medya’daki ‘Cemel’ savaşı

1

Korona sebebiyle evlerdeyiz.

Dışarı çıkacak imkanımız olsa çıkacağız ama sanki biraz da ‘kapanalım da artık bitsin şu illet’ moduna girdik.

Kapanmadan dolayı misafirlikler de azalınca sosyal iletişim ihtiyacımızı da ‘Sosyal Medya’ aracılığıyla kapatıyoruz.

Sosyal Medya bu konuda ideal olmasa da olumlu yanları çok fazla. İnsanlar birbirlerini görmeden rahatça fikirlerini yazıp ve hatta tartışmalara girip sosyalleşmeye devam edebiliyorlar.

Tartışmalar öyle hal alıyor ki, arkadaşlar ve akrabalar farklı tarafların savunucuları gibi birbirlerine giriyorlar.

Bu durum bana tarihte yaşanan ‘Cemel Savaşı’nı hatırlattı.

Cemel’i anlamadığımızı söyler dururuz.

Belki de birçoğumuz daha Cemel savaşını bile bilmiyor olabilir. Normal, çünkü anlatılmaz. Anlatılırsa sahabeler hakkında kötü düşünceler olacağı düşünülür. Korumacı bir yaklaşımla ‘anlatmayalım da Müslümanlar kötü olayları bilmesinler’ denir.

Ama ben size kısaca bahsedeyim.

Çünkü çok güzel anlayacaksınız.

Cemel’i bugünden, bugünü de Cemel’den anlama düzleminde olduğumuz için konu çok net ortaya çıkacak.

Cemel savaşı Hz. Ali ile Hz. Peygamber’in eşi Hz. Ayşe arasında oldu.

Hz. Osman Ümeyyeoğullarındandı ve yönetime gelince de devlet görevlerine kendi akrabalarını ve çevresini yerleştirmişti.

Hz. Osman’ın öldürülmesinden sonra yönetime gelen Hz. Ali de yönetimde Ümeyyeoğulları’nın sayısını azalttı ve Hz. Osman’ın katillerini bulup cezalandırma noktasında Muaviye ve taraftarlarına göre çok yavaş kalmıştı.

Hz. Peygamber’in eşi Hz. Ayşe de ‘İfk hadisesi’ yüzünden Hz. Ali’ye karşı zaten tepkiliydi. Hz. Osman’ın katillerini bir an önce bulup cezalandırmadığı için tavrı daha da sertleşti. Talha bin Ubeydullah ve Zübeyr bin Avvam’ı da yanına alarak Hz. Ali’ye karşı saf tutmuştu.

Ümeyyeoğulları için bu durum çok iyiydi çünkü Hz. Ali başa geçince devlet yönetiminden uzaklaştırılmışlardı. Hz. Ayşe’nin bu duruşuyla belki de yönetimi tekrar ele geçirebilirlerdi.

Hz. Ali, Muaviye’nin isyan edebilecek potansiyelde olduğunu düşünerek, ki bu yönde Muaviye çalışmalara girmişti bile, savaş hazırlıkları içindeydi.

Bu arada Hz. Ayşe, Talha ve Zübeyr Basra’ya gitmişlerdi. (Basra, Irak’ın İran körfezinde denize yakın bir şehir. Kuveyt’in biraz üstünde yer alır)

Basralılar da Hz. Ayşe’nin yanında olduklarını bildirmişlerdi.

Hz. Ayşe’nin bir ordusu oluşmuştu ve Hz. Ali de halife olduğu için zaten orduya sahipti.

İki Müslüman ordu 7 Kasım 656 yılında savaştılar.  

Hemen hesap yapalım.

Hz. Peygamber 632 yılında vefat ettiğine göre Peygamber’in vefatından 24 yıl sonra.

Hz. Peygamber’in vefatından sadece ve sadece 24 yıl sonra Müslümanlar Cemel savaşında karşı karşıya gelmişlerdi.

Hz. Ayşe tarafı savaşı kaybetmişti. İki tarafta da ölümler yaşandı.

Talha ve Zübeyr savaşta öldürüldü.

Hz. Peygamber’in eşi Hz. Ayşe Medine’ye sürgüne gönderildi.

Savaşın iki yanında da akrabalar ve arkadaşlar vardı.

Kimileri Hz. Ali tarafında kimileri de Hz. Ayşe tarafında.

Nasıl olmuştu bu!

Uzun yılların dostlukları, arkadaşlıkları ve hatta arada akrabalık bağı olanlar bile o gün savaşan iki tarafın askerleriydiler.

Kılıçlar çekilip birbirlerini öldürmüşlerdi.

Bugün savaşlar yok.

Bugün savaşlar klavye başında yapılıyor.

Yönetim konusundaki hırs ve inat o zaman da dost ve akraba olanları bölmüştü bugün de bölüyor.

Dün o savaş hali nasıl mı olmuştu?

Bugün nasıl oluyorsa, dün de öyle olmuştu.

Particilik insanları bölüyor.

Senin partin, benim partim savaşıyla arkadaşlıklar ve akrabalıklar zarar görüyor, belki de araya giren soğuklukla sona eriyor.

Bir taraf ‘ben haklıyım’ diyor, diğer taraf ‘hayır, ben haklıyım’ diye inat ediyor.

Bugün nasıl particilikle insanlar taraf olmak zorunda kalıyorsa, o zaman da oluyordu.

İki taraf da kendi pencerelerinden haklıydılar.

Nasıl haklı olmasınlar ki.

Hz. Ali bir tarafta, Hz. Peygamber’in eşi Hz. Ayşe öbür tarafta.

O zaman sorunlar çözülememişti.

Bugün de çözülmesi zor.

Siyaset, yönetim ve particilik Cemel de ne yaptıysa, acıdır ki bugün de onu yapıyor. O yüzden diyorum, Cemel’i bugünden, bugünü de Cemel’den anlamak çok kolay…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikTam Kapanmayı İtikâf’a Dönüştürmek
Sonraki İçerikSüper Lig’de görünüm..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

1 YORUM

  1. bu günkü duruma karşı Cemel vakası çok basit kalıyor. Cemel vakasında ihtilaf konusu tek, bu gün ise tek bir konuda bile ittifak yok. Cemel vakasında herkesin derdi adaletin sağlanması idi. bu gün ise iktidar ve muhalefet yalnızca kendi yalanlarını hakikat gösterme mücadelesi veriyorlar. gerçekten adalet isteyenler ise bu savaşın bir tarafı olmaktan kaçınıyorlar. yalanlar için savaşmak istemeyenleri ise sen niye bizim tarafımızda değilsin diye dövüyorlar. yani bu gün iktidar ve muhalefet ittifak halinde gerçekten adalet isteyenlerle savaşıyorlar.

    iki dönemi mukayese ederken ” tarih-i tekerrürler devr-i daiminde hadiseler misliyle cereyan eder” müthiş tespiti anlamamızı sağlıyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here