Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür

0

Fenerbahçe nedense rakipleri arasında ayırım yapıyor, gerekli ciddiyeti, saygıyı ve konsantrasyonu istikrarlı bir şekilde sürdüremiyor. 1-0 önde götürdüğü maçta rakibin bir de on kişi kalıyor ve sen ikinci golü bulmak için gerekli pozisyonları üretemiyorsun, oyunu tutmaya çalışıyorsun. 1-0 devam eden tüm maçlarda rakip maça ortaktır. Siz bu skoru tutmaya çalıştıkça rakibin direnci ve gol atma iştahı artar.

Bursaspor maça çok istekli ve arzulu başladı, 35 bin seyircinin muhteşem desteği (sahaya atılan yabancı maddeler ve Volkan Şen, Ozan Tufan ve Şener Özbayraklı’ya küfürler güzelliğe gölge düşürse de…) yeşil beyazlı oyuncuları ateşlerken, maçın hakemini baskı altına aldı. Bursaspor’un baskılı oyun anlayışı uzun sürmedi. Fenerbahçe özellikle Mehmet Topal ve Josef Souza ikilisiyle bu baskıya son verirken, hücumunda rakip savunmayı aşabilecek varyasyonları yapmada yetersiz kaldı. Alper Potuk bireysel yeteneğini ön plana çıkartırken dikine driplinglerle rakip savunmayı da çaresiz bıraktı, son vuruşta daha dikkatli olsa güzel futbolunu golle de süsleyebilirdi.

Kenarlarda sürekli kanat değiştiren Jeremain Lens ve Sow rakip oyuncuları tedirgin etti ama etkili oldular mı derseniz cevap hayır olur. Aatıf için de çok farklı diyemeyeceğim. Fenerbahçeli oyuncular pas oyunu oynayarak oyunu hızlandıracaklarına gereksiz top sürme, top tutma ile öndeki arkadaşlarının boş alan üretmesini rağmen rakibin çabuk yer tutmasına neden oldular.

Oyunu tutmaya dönük bir taktik uygulamaya başladığınızı rakip sezdiği anda işiniz daha da zorlaşır, eğer bir de buna yönelik değişiklikleri 83 ve 86’da yaparsanız risk almaya devam ediyorsunuz demektir.

Hakem Halil Umut Meler maç boyunca Bursaspor seyircisinin etkisinde kaldı, 88’de Fenerbahçe aleyhine verdiği penaltı ise tam anlamıyla bir skandaldı. Kjaer elini vücuduna yapıştırmış halde top yakın mesafeden çarpıyor hakem hiç tereddüt etmiyor, sanki böyle bir şey bekliyormuş gibi. Maalesef her hafta bir takımın canı hakemler yüzünden yanıyor. MHK’nın bu işe bir an önce çözüm bulması gerekiyor.

Fenerbahçe bundan sonra güçlü güçsüz rakip ayrımı yapmadan aynı disiplin ve konsantrasyonla maçlara hazırlanmalı. Rakip ayırmak her seferinde onlara pahalıya mal oluyor. Fiziksel, teknik ve taktiksel anlamda hazırlıkların eksik olduğu görülüyor. Buna Advocaat mı futbolcular mı sebep oluyor? teşhis bir an önce konulmalı. Futbolcuların geneli maç sonrası değerlendirmelerinde zayıf rakipler karşısında çabuk konsantrasyon kaybına uğradıklarını söylüyorlar.

Söylediklerinize dikkat etmelisiniz bir süre sonra bunlar düşüncelere dönüşür, özgüven kaybı kaçınılmaz olur. Aslına bakarsanız uzmanlar ‘Aşırı özgüven düşük özgüven gibi sporcuların performansını olumsuz yönde etkiler’ diyor… Aşırı özgüvenli sporcu rakibine saygı duymaz ve onu küçümser bundan dolayı müsabakaya kendini iyi hazırlamaz. Maç motivasyonu ve konsantrasyonu düşük olur. Bunun sonucunda sürprizlerle karşılaşırlar.

Tıpkı Bursaspor karşındaki Fenerbahçe gibi…

Tıpkı “Sanırım Beşiktaş’ın bu dünya üzerinde çok dostu var” diyen Dick Advocaat gibi

Bir türlü gerekli dersleri çıkarmıyorlar. Bu kaçıncı oldu.

Şampiyonluk için daha çok sürprizler olabilir. Ancak siz öncelikle inançlı, azimli ve kararlı olmalısınız. Bu kadar kötü ve isteksiz oynamada ısrar ederseniz, kolay puan kaybederseniz, bir de hakemlerin trajikomik kararları sizi hedefinizden kolayca uzaklara savurabilir. Hakemler aynı hakemler, Fenerbahçe’de aynı, hatalarından bir türlü ders çıkarmıyor. Şampiyonluk zor görünüyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here